Pazartesi 21 Mayıs 2012 - 16:07

الإثنين ١ رجب ١٤٣٣

دوشنبه ۱ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۷:۳۷

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       


Biz sana Kevser’i verdik   2

     
hz. fatima
     

Allah-u Tealâ şöyle buyuruyor:     

“Rahman,  Rahîm Allah’ın adıyla. (Ey Habibim!) Biz sana Kevser’i verdik. Şu hâlde  Rabbin için namaz kıl ve (tekbir alırken) ellerini boğazına kadar  kaldır. Şüphesiz asıl soyu kesik olan, sana kin duyandır.”

       Bu sure o dört iddiaya cevap olarak indirilmiştir. Bu nedenle bu sureyi  öyle bir şekilde açıklamalıyız ki o dört iddiaya cevap olabilsin. Her  kim bu sureyi o dört iddiayla irtibatlandırmadan tefsir ederse, sure  üzerinde yeterince teemmül etmemiştir.

      Bazı müfessirler,  Kevser’den maksadın Kur’an olduğunu söylemişlerdi. Ancak, acaba Allah-u  Tealâ’nın Peygamberine Kur’an’ı indirmesi, o dört iddiaya cevap  olabilir miydi? Çünkü onların bir iddiası da, Peygamber’in soyunun  kesilecek olmasıydı. Acaba Peygamber’e Kur’an’ın verilmesi,  Peygamber’in neslinin kesilmemesini sağlıyor muydu? Öyleyse bu söz  doğru değildir.

      Bazı müfessirler, maksadın nübüvvet  olduğunu söylemişlerdi. Acaba nübüvvetin verilmesi, Peygamber neslinin  devamını sağlar mıydı? Öyleyse bu ihtimal de doğru değildir.

        Bazıları da, Kevser’den maksadın neslin çokluğu olduğunu  söylemişlerdir. Fakat onlar diyorlardı ki: Resulullah vefat ettiğinde  nesli kesilecek ve dini de ortadan kalkacaktır. Öyleyse ayetin manası,  “Senin neslin de baki kalacak, dinin de.” şeklinde olmalıdır ki onlara  cevap olabilsin. Eğer maksat, sadece neslin çokluğu olsaydı, bu da  yeterli cevap olmazdı. Çünkü neslin çokluğu, dinin baki kalmasına neden  olmaz.

      Ama Kevser’den maksadın Hz. Fatıma-ı Zehra  olduğunu söylersek, o zaman söz konusu her dört iddianın da cevabı  verilmiş olur.

      Onların diyorlardı ki: Resulullah’ın gitmesiyle, Peygamber’in nesli kesilecektir.

Kur'an diyor ki: Allah, Peygamber’e Fatıma’yı verdi ve Fatıma vasıtasıyla Peygamber’in nesli kıyamete kadar baki kalacaktır.

     Onlar diyorlardı ki: Peygamber’in gitmesiyle adı da ortadan kalkacaktır.

Kur'an  diyor ki: Allah, Peygamberine Fatıma’yı verdi ve Fatıma’nın evlâtları  vasıtasıyla Peygamber’in adı ve yâdı her zaman baki kalacaktır.  (Fatıma’nın evlâdı İmam Hüseyin (a.s) şehadetiyle, İmam Sadık (a.s) ise  ilim ve öğretilerini neşretmekle Peygamber’in adının ortadan kalkmasına  izin vermeyeceklerdir.)

     Onlar diyorlar ki: Peygaber’in gitmesiyle onun dini ortadan kalkmış olacaktır.

       Kur'an diyor ki: Allah, Peygamber’e Fatıma’yı verdi ki, onun ve  evlâtlarının vasıtası ile Peygamber’in dini her zaman için baki kalsın.  Yani Fatıma (s.a) ve onun evlâtları Resulullah’ın dininin ortadan  kalkmasına izin vermeyeceklerdir.

       Peygamber’in vefatından  sonra meydana gelen olaylarda Hz. Fatıma’nın fedakârlıkları  Resulullah’ın dininin baki kalmasına sebep olmuştur. Daha sonra da Hz.  Hüseyin’in şahadeti ve diğer imamların zahmetleri, aynı fonksiyonu  üstlenmiştir. Öyleyse bu sure üzerinde tefekkürle şu neticeye  varıyoruz: O kevser, o hayr-ı kesir, o dünya ve ahiret hayrı ve  Allah’ın Peygamber’e verdiği o bütün hayırlar Fatıma’dır.

    Fatıma (s.a) hayrın merkezidir. Fatıma’nın  isimlerinden biri de Mübareke’dir. Biliyoruz ki Allah-u Tealâ ve  Resulullah’ın Fatıma, Ali ve diğer hidayet imamlarına verdikleri  isimlerin hepsinin bir vech-i tesmiyesi, bir sebebi ve hikmeti vardır.  Hadis kaynaklarımızda Fatıma’nın neden Fatıma diye isimlendirildiği  açıklanmıştır. Örneğin bir hadiste, Fatıma’nın Fatıma diye  adlandırılmış olması, “insanların onun hakikati ve künhünü tanımaktan  kesilmiş (âciz) oldukları” şeklinde gerekçelendirilmiştir.

        Evet, beşer Fatıma’yı tanıyamaz. Beşeriyet Fatıma’yı tam anlamıyla  tanımaktan kesilmiştir. Fatıma lafzının kökü olan “fatm” kelimesi,  lügatte kesmek ve ayırmak anlamına gelmektedir. Örneğin, çocuğu sütten  kesmek için bu kelime kullanılır.

Bir başka hadiste İmam Sadık şöyle buyuruyor: “Fatıma, bütünüyle şerden ayrıldığı için ona bu ad verilmiştir.”

Bazı  hadislerde Resulullah’ın (s.a.a) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:  “Yüce Allah, kızım Fatıma’yı ve onun dostlarını cehennemden ayırdığı ve  necat ehli oldukları için ona Fatıma adı verilmiştir.”

        Buna göre, Fatıma’ya “Mübareke” isminin verilmiş olması da, mutlaka bu  büyük hatunun bereket ve hayrın merkezi olmasından dolayıdır. Hayr-ı  kesir, çok hayır anlamında olan “Kevser” de, ifade ettiği mana  itibariyle “Mübareke” ismiyle tam bir uyum içerisindedir.

       Buraya kadar, Tefsir-i Nişaburî’de sahabe ve tabiînden olan  müfessirlerden aktarılan nüzul sebebinin de yardımıyla şu neticeye  varıyoruz: Kevser’den maksat, Fatıma-ı Zehra’dır.

       Bir  başka karine de şudur: Hz. Fatıma’nın velâdetinden önce Resulullah’ın  (s.a.a) düşmanları, Resulullah’ın vefat etmesiyle hükümetin onların  eline geçeceğini ve İslâm’ın ortadan kalkacağını zannediyorlardı. Ama  Hz. Fatıma’nın mübarek velâdetiyle İslâm düşmanlarının sevinci  kursaklarında kaldı. Ayrıca Hz. Fatıma’nın velâdet tarihiyle Kevser  suresinin nüzul tarihi de aynıdır. Bu da bize şunu gösteriyor: Hayır ve  bereketin kaynağı olan Hz. Fatıma’nın bereketli doğumundan sonra  Allah-u Tealâ, Resulüne diyor ki: “Biz sana Kevser’i verdik.” Yani, biz  sana Fatıma’yı verdik.

     
Böylece  şu neticeye varıyoruz: Tefsir-i Nişaburî’de, keza diğer tefsir  kaynaklarında nakledilen nüzul sebebi karinesi, nüzul tarihi karinesi  ve diğer bazı karinelerden hareketle, bu surenin tefsiriyle ilgili  olarak ortaya atılan görüşler arasında Kevser’den maksadın Hz. Fatıma-ı  Zehra olduğu görüşünün sahih olduğu anlaşılıyor.
     

        Dikkat ederseniz, bu ayet, bu sure ve mevcut karineler üzerinde iyice  tedebbür ve tefekkür edilmesi sonucunda, daha önce eski müfessirlerin  değinmemiş olduğu yeni bir mana ortaya çıkmıştır.

      Eski  tefsirlerde, Kevser’in manasına ilişkin olarak çeşitli ihtimaller  verilmiştir ki bunlardan biri de, nesil ve zürriyetin çokluğudur. Ancak  Kevser’den özellikle Hz. Fatıma’nın kastedilmiş olduğu söylenmemiştir.  Fakat son dönem âlimlerinden bazıları, derin düşünce ve tefekkürlerinin  neticesinde bu güzel, değerli ve cazip istifadeyi etmişlerdir.

RIZA ÜSTADÎ

Kıble



Total Visit: 980
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.