BİR DEMET NUR…
PEYGAMBER AİLESİ Başakları bitiren Yağmurları indiren Rızkımızı gönderen Azametli Rabbimiz! Güneşi doğdurursun Kullarını korursun İdrak olunmaz nursun Azametli Rabbimiz! Geceyi güne sardın Günü geceye sardın Gönderdin türlü yardım Azametli Rabbimiz! Uçan kuşun Rezzak'ı Yakın eden ırağı Yeşil kılan çorağı Azametli Rabbimiz! Yedirir içirirsin Bize şifa verirsin Can alır can verirsin Azametli Rabbimiz! Herşey tesbihte Seni Arar gönüller Seni Yakar aşkın aşık teni Azametli Rabbimiz! İlahi sevgini ver, İçimize rahmet ser Şeytan'la aramıza Hidayet perdesi ger! Pekçok rasul gönderdin Nur yolunu indirdin Azametli Rabbimiz, Muhammed'i gönderdin Kainatın serveri İnsi cinnin lideri Yerde gökte kim varsa Cümlesinin önderi Nice saray yıkıldı O en kutlu doğumla Zulüm evi yıkıldı O en kutlu doğumla Efsane yol açıldı Hikmet gönle saçıldı Hira'da doğan yürek Aleme baş seçildi Mekke'da açtı şafak Öldü batıl doğdu hak Firdevs'in zirvesinde Açtı nurdan bir yaprak Nübüvvetin yakutu Ufukların umudu Zamanın ötesinde Gösterdi gerçek yurdu Mazlum gönüller dostu Işıktan bir pervane Kızgın karanlık sustu Som güneşle gelince En acı cefaları Çekti merhamet için Okudu şifaları Soran yürekler için Hicret etti umuda Katlandı ayrılığa Biliyordu sonunda Uçacak sonsuzluğa Bedir günü melekler Geldiler akın akın Pak müjdeyi verdiler Dediler zafer yakın Şehit dişli kahraman Yılmadı hiçbir zaman Sevenleri deniz olup Aktılar umman umman Adalet sancaktarı Cennet'in bayraktarı Misk kokulu topraklı Medine'nin yatarı Veda etti ümmete Çağırdı merhamete Davet etti cümleyi Ermeye selamete Ölüm Meleği geldi Ayrılık yakın dedi Sevindi bu habere Yüce Dostu'na gitti Ashap yasa boğuldu Şehir gama garkoldu Medine semasına Manevi keder doldu O'nun gibisi gelmez Şu ölümlü dünyaya Geldi aleme son kez Aşk fenerin yakmaya Bağrında solmaz acı Can anamız Fatıma Gönlünde sönmez sızı Can anamız Fatıma Reyhaneyn'in anası Şeref iffet davası Unutulmaz bir yasın Gözü yaşlı aynası Azaptan keder içti Firaktan esvap biçti Babasının aşkına Kendi canından geçti Aslanları büyüttü Firdevs'in mücevheri Can taşında öğüttü Can dayanmaz kederi Kerbela içindeydi Gün içinde geceydi Yalnız ahı duyulan Hüzün salan heceydi Gece mehtapsız kaldı Toprak bir sultan aldı Ecelıin ılık sesi Kutlu kapıyı çaldı Zindan içinde nurdu Bahçe içinde nardı Şu ondurmaz acılar Yanık yüreğin yardı Duası müstecaptı Rızkın gaybdan alırdı Meryem Anamız gibi İçten dua ederdi Gencecik bir çiçekti Rabbi'ne göç edince Ruhu masum bebekti Toprağa yer serince Evladına titrerdi Yağardı rüya rüya Gönlü yüce pak eşti Aliyyul Murtaza'ya Cesaretin adresi Metin yürekli Ali Gece gündüz tesbih eden Sırlara eren veli Sevgi doluydu özü Can yakmayı sevmezdi Hikmet doluydu sözü Eziyeti bilmezdi Fedakarlıktı yolu Gamı mihneti sevdi Beliğ söylerdi dili Tüm kainat eviydi Yıldır yıldır yanardı Cümleye nur sunardı Aşkının dallarına Zakir bülbül konardı Zindandan kederlere Işık ışık aktı O Kömürden gecelere Yıldız yıldız yağdı O Yakıcı kor bakışla Esti yiğit Hayber'de Sağanak bir akışla Destan yazdı Hayber'de Yıldırım kılıcıyla Billur aşkın giziyle Rabbin kutlu sözüyle Umman oldu sel oldu Savaş meydanlarının Kırık gönüllü eri Gönül meydanlarının Yangın yürekli eri Ölmedi şehit oldu Yurdunu bir yas aldı Yiğitler başsız kaldı Öylesine cesurdu Kızıllaştı şafaklar Ak döşendi şakaklar Sessiz sessiz ağladı Boynu bükük sokaklar Mahzun suskun ufuklar Hep ağlaşan çocuklar Ciğeri buza kesen Zemheriden soğuklar Hazreti Hasan ağlar İçine kara bağlar Hasan Hasan can Hasan Acısı gönül dağlar Kaderi zehir idi Ameli zikir idi Allah'dan gelen işi Her ne olsa da sevdi Portakal çiçeğidir Gözümün bebeğidir Kara bürünmüş yerin Allı morlu rengidir O'na sevgi candandır Candan öte candandır Bu sevginin kaynağı Vallahi imandandır Sessizliğin sesinde Ebede vuran güneş Karanlığın sisinde Gözlerden dökülen yaş Kan değil gül istedi Hep sevgiyi besledi Nur Cennet'i süsledi Hzreti Şehit Hasan Anılır çağlar boyu Reyhaneyn'in çilesi Kahramanların soyu Yılmaz sabrın kalesi Hasan ile Hüseyin Mehabet donanırlar Hasan ile Hüseyin Çileye boyanırlar Ah Fırat Fırat! Hasretin oldu sıla Vuslatın oldu gurbet Mazlum bir gönülde dert Şehitlerin çiçeği Evliyanın meleği Ruhunda ışıldıyor Şehadetin köyneği Ölümlerle yarıştı Efsaneye karıştı Şehadetin yolunda Canla başla çalıştı Kartal bakışlı yiğit İman nakışlı yiğit Sel sel olur sevenleri Aslan duruşlu yiğit Diken içinde güldü Bela içinde güldü Tüm mahlukat içinde Sevildi O övüldü Tevazuu toprak gibi Bakışı kartal gibi Atıldı yangınlara Heybeti arslan gibi Müslim Akil'î gönderdi Müslim belalar çekti Kufe sokaklarında Zulme kılıçlar çekti Nice acı verdiler Vefasızlar Müslim'e İhaneti serdiler Kara katran zulüme Dağlar dayanamazdı O'na yapılan işe Yedi cihan dalardı Küle seren ateşe Nebi aşığı Müslim Şehadeti pek elim Gönül hatırasına Dilinir dilim dilim Vefa bağı bozuldu Alna bela yazıldı Kufe yurdu kalbine Hazin destan kazıldı Hüseyin'im; Güneşe oldu ayna Hasrette kaldı suya Yerinde olsalardı Erirdi taş ve kaya Ayetlere şahit oldu Hak yolunda şehit oldu Fani dünyaya karşı Daima zahit oldu Hüsnü niyet taşıdı Fesada yanaşmadı Gönlü nuru ışıttı Muhabbete yapıştı Oldu Rabbi'ne kul Buldu Cennet'e yol Çaresiz kimsesize Oldu sevgiyla dal kol Dim zikir ederdi Rabbi tesbih ederdi İlahi aşk yolunda Candan dua ederdi Döndü gönlü yanarak Ruhu aşka kanarak Sürdü atın meydana Muhabbeti sararak İçi hüzne boyandı Yüzü kanla sulandı Taa başından sonuna Yüce Rabbe dayandı İlmek ilmek düşün ördü Düşünde dostun gördü Düşün safasın sürdü Uyandı nur dolarak Şanlı Nebi'gel' dedi Kutlu müjdeyi verdi Apaydınlık düşünde Şehadet yakın dedi Cennetler O'na müştak O'nunla doğdu şafak O'nun şehadetiyle Soldu şanlı bir ocak Canlar 'od'una yandı Gönül aşkına kandı Bu acılar çektiği O'na şeref ve şandı Kan damladı her yere Bulutlar al al oldu Duman çekildi göğe Yürekler matem doldu Feryat semayı tutar Eleme elem katar Kerbela çöllerinde Kurdu kuşu yas tutar Pişmanlığın ateşi Hlkı yakar kavurur Yevmi mahşere kadar Acısı canda durur Coşmuş nehir misali İzler iken eceli Yağmıştı üzerine Zalim bir düşman seli Çölde kumlar tutuşmuş Yaslı rüzgarlar ağlar Kanlar yaşa katışmış Yanık bağırlar dağlar Güneş vurmuş yaprağa Yaprak gözyaşı döker Kanı akmış toprağa Toprak ıstırap çeker Birden koptu fırtına Başladı çölde bir kış Şu Kerbela yurduna Düşünce kutlu naaş O'na kasteden yürek Daha sertti kayadan Zira herkes bilir ki Su fışkırır kayadan Kandiller kara yanar Karlar güneşte donar Kardelen açmaz artık Avunmaz yaşlı çınar Kelebekler uçar mı, Şelaleler akar mı, Dünyanın kalbi durd Damar tende atar mı? Mustafa'nın torunu Şah-ı Merdan'ın oğlu Zulme boyun eğmedi Yüceltti Hak yolunu Gitti ruhu uçarak Rabbe kanat açarak O nurdan kalbi ile Göğe ışık saçarak Yağmurlar yağmaz oldu Dereler akmaz oldu Çölün tüm canlıları Ağıttan susmaz oldu Fırat yanında bir gül Dolanır yaslı bülbül Hüseyin'in aşkına Yanar kavrulur gönül Elbise kefen oldu Yürekler acı oldu Velayet bahçesinin Kahraman gülü soldu Unutulmaz ki adı Daima yanar 'od'u Altından tacı oldu Tertemiz itikadı Yürürdü hep heybetle Seyrolurdu dehşetle İçli dışlı olmadı Malla, mülkle, servetle Kaderi böyle imiş Şehadeti çöldeymiş O'nu yakan bu bölge Ne zavallı beldeymiş! Suları bile yaktı Gönülden gönle aktı Ne mübarek kimseydi Temizdi, aktı, paktı Can verilir uğruna Bu can feda yoluna Çok cefalar çekildi Hatırası aşkına Zehir doldu gelinlik Boyun büktü gelincik Tarihin en kalbinde Açıldı kara gedik Işıksız kalan şehir Gama bölünen şehir Sesini dibe salan Hüzün kıvrılan nehir Hülya zehre bulandı Aya bulut yaslandı Zeytin dalında solan Susuz gönül gamlandı Yüreğini yıkadı Sevgilere boyadı Hicranın yarasıyla Al kan olup kanadı Kestane bulutlarla Gelmez artık yağmurlar Kül olmuş umutlarla Matem boyanır kırlar Kıyamet sofrasında Katran çile içilir Umudun köprüsünde Volkan mazi geçilir Şimşek hızlı atına Atladı O Kahraman Cennet zirve katına Tac oldu O Kahraman Kanat çırpıyor kuşlar Dua ediyor taşlar Mazlumun bağrı dağlı Döküyor kanlı yaşlar Kerbela'da yaslı kız Hazreti Zeynep Ana Gündüzler toz gece boz Yaşadı yana yana Yürekten fışkıran nur Ebedden gelen cevap Tarihi yazan onur Zulme demirden hicap Murtaza'nın ciğeri Yudumladı kederi Okyanus gönüllü kız Göğüsledi kaderi Bağrına yangın düştü Ve can yakan bir elem Elemden bağrı pişti Kuşandı ateş dönem Şiir gibi geceler Ayrılığı heceler Sızlanır yara ile Kan renginde yüceler Hüseyin'in göznuru Veli Zeynelabidin Kerbela'nın onuru Simge Zeynelabidin Firakın ateşiyle Yanar Zeynelabidin Elemin güneşiyle Donar Zeynelabidin Gerçeğin ülkesinde Sabır Zeynelabidin İhanet beldesinde Şükür Zeynelabidin Mor boylu menekşeler Seyyitler seyyideler Rahmani kelimeler Cennetleri müjdeler Dalında al bir kiraz Sabahlardan da taze Arşa varan bir niyaz Nur salsın size bize Bela baldan tatlıymış Ehli muhabbet için Kederler kanat imiş Ölmez'e varmak için Allahım! muhabbet ver Allahım! sabırlar ver Allahım! sebat ver Allahım! cemalini ver! ! !
(Sivas) Murat İnan, muratsivas76@gmail.com
|