Babanin Bedduasi Imam Hüseyin (a.s) söyle buyuruyor:
Ben babamla birlikte karanlik bir gecede Ka'be'yi tavaf ediyorduk. Ka'be'nin etrafi sakinlesmisti, ziyaretçiler uykuya dalmislardi. Aniden yürek yakan bir ses duyduk. Biri Allah'in dergâhina yönelerek insani etkileyici içten bir aciyla yalvarip agliyordu. Babam bana söyle buyurdu: Ey Hüseyin! Allah'in dergâhina siginan, kirik kalple pismanlik gözyasi döken günahkâr bir kulun sesini duyuyor musun? Git onu bul benim yanima getir. Imam Hüseyin (a.s) söyle devam ediyor: Gecenin karanliginda Ka'be'nin etrafini gezdim, o adami rükünle makam arasinda namaz halinde buldum. Selam vererek söyle dedim: Ey Allah'in pisman olan kulu! Babam Emir'ul-Muminin seni çagiriyor. Bu sözü duyunca aceleyle namazini tamamladi. Onu babamin huzuruna götürdüm. Babam onun temiz elbise giymis, güzel simali bir genç oldugunu görerek söyle buyurdu: Sen kimsin? Genç: Ben bir Arab'im. Emir'ul-Muminin: Durumun nasildir? Neden öyle yakici bir sekilde agliyordun? Genç: Ey Emir'ul-Muminin! Babama isyan etmenin cezasini çekiyorum; onun bedduasi yasantimin temelini sarsti, saglik ve huzurumu elimden aldi. Emir'ul-Muminin: Olay nedir? Genç: Ben laubali bir gençtim, sürekli günah isliyordum, Allah'tan da hiç korkum yoktu. Bana karsi sefkatli olan yasli bir babam vardi. Bana her ne kadar nasihat ediyorduysa, sözlerini dinlemezdim. Bana nasihat ettigi zaman, onu azarliyordum, sövüyordum, bazen de onu dövüyordum. Bir gün, bir yerde bir miktar para vardi, onu alip harcamak için o paraya dogru ilerledim. Babam o parayi almama mani oldu. Ben de parayi zorla elinden alarak onu sert bir sekilde yere vurdum; o esnada babam ellerini dizlerine koyup kalkmak istedi, ama aci ve eziklikten yerden kalkamadi. Paralari alip isimin pesice gittim. O anda, babam bütün arzularinin yok oldugunu görünce, Allah'in evine (Ka'be'ye) giderek bana beddua edecegine dair yemin etti. Birkaç gün sonra da oruç tutup namaz kildi. Daha sonra yolculuk için hazirligini tamamlayip Ka'be'ye yani buraya dogru hareket etti. Ben onu izliyordum; tavaf ettikten sonra Ka'be'nin perdesinden tutarak kirik bir kalp ve yakici bir ahla bana beddua etti. Allah'a ant olsun ki! Bedduasi sona ermeden, bu bedbahtliga yakalandim, böylece saglik (nimeti) elimden alinmis oldu. Genç adam bu sirada gömlegini açarak bedeninin bir tarafinin felç oldugunu gösterdi. Genç sözlerinin devaminda söyle dedi: Bu olaydan sonra bütün yaptiklarima çok pisman oldum. Babamin yanina giderek özür diledim. Ama o kabul etmedi, kendi evine dogru gitti. Üç yil bu durumla yasadim, nihayet hac mevsiminin üçüncü yili, babamdan, Ka'be'ye giderek bana beddua ettigi yerde benin için hayir dua etmesini israrla istedim. Babam lütfederek benim bu ricami kabul etti. Mekke'ye dogru hareket ettik. Seyyak çölüne yetistigimizde artik karanlik çöktü. Caddenin kenarindan bir kus aniden kanatlarini (çirparak) uçunca deve ürktü ve babami yere atti. Babam taslarin üzerine düstü, düsür düsmez de can verdi. Babami o bölgede defnedip buraya geldim. Biliyorum benim bu kötü kaderim, babamin bedduasi ve benden razi olmamasi sebebiyledir. Emir'ul-Muminin Hz. Ali (a.s), gencin bu dertli hikayesini dinledikten sonra söyle buyurdular: Senin feryadina kosacak olan, simdi yetismistir; Resulullah (s.a.a)'den duymus oldugum duayi sana ögretecegim; içerisinde Allah'in ism-i a'zami olan bu duayi kim okursa, Allah Teala onun duasini kabul eder; gam, üzüntü, hastalik ve fakirlik onun yasantisindan uzaklasir, günahlari ise bagislanmis olur. [1] Imam Hüseyin (a.s), sözünün devaminda söyle buyuruyor: Genç adam duayi alip gitti. Zilhicce ayinin onuncu gününün sabahi, sevinçli bir halde yanimiza geldi. Sagliginin düzelmis oldugunu gördük. Genç söyle dedi: Allah'a ant olsun ki, Allah'in ism-i a'zami bu duadadir. Allah'a ant olsun ki, duam kabul oldu, hacetim karsilandi. Emir'ul-Muminin (a.s) ondan, nasil sifa buldugunu açiklamasini istedi. Genç söyle dedi: Zilhicce'nin onuncu gecesinde, karanlik her tarafi sardigi ve herkesin uykuya daldigi bir vakitte, duayi elime alip Allah'in dergâhina yakararak göz yasi döktüm. Kisa bir süre uyudum; uykuda Resulullah (s.a.a)'i gördüm; mübarek elini omzuma koyarak söyle buyurdu: Alah'in ism-i a'zami hürmetine sag-salim ol ve güzel bir yasantin olsun. Ikinci kez gözlerim uykuya dalinca söyle bir ses kulagimda çinladi: Ey genç! Kalk artik. Allah'in ism-i a'zami ile yakardin ve duan kabul oldu. Ben uykudan uyandigimda kendimi sag-salim gördüm.[2] ------------------------------------------------------------------------- [1] Imam (a.s)'in ona ögrettigi dua, Mesmul adindaki meshur bir duadir; merhum Seyh Abbas-i Kummi, o duayi Mefatih kitabinda nakl etmistir. [2] Bihar, c. 41, s. 225; c. 95, s. 295
|