Pazartesi 21 Mayıs 2012 - 15:53

الإثنين ١ رجب ١٤٣٣

دوشنبه ۱ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۷:۲۳

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

 

İBN YEMİN

 

26- İbn Yemîn: İbn Yemîn mahlasıyla meşhur olan Emir Fahruddîn Mahmûd b. Emir Yemînuddîn-i Tugrayî-i Mustavfî-yi Beyhakî-yi Feryûmedî, İran’ın VIII/XIV. yüzyıldaki ünlü şairlerindendir. Babası, fazilet ehli birisi olup aslen Türktü. Sultan Muhammed Hudâbende za­manında (703/1304-716/1316) Feryumed kasabasında su ve mülk satın aldı ve oraya yerleşti. VII/XIII. yüzyılın sonlarında Feryumed’de doğan Emir Fahruddîn Mahmûd, böyle faziletli bir babanın eğitim gölgesinde yetişti ve daha gençliğinde zamanının şairleri ve yazarları arasında yer aldı. Nitekim kendisinin de divanının mukaddimesinde ifade ettiği gibi istifa (mali hesaplar) makamını elde etti ve bu nedenle “Mustafvî” diye adlandırıldı. Ayrıca babası gibi hükümlerin başındaki tuğraları yazmakla da görevlendirilmiş olması nedeniyle de “Tuğrâyî” diye ün kazandı.

İbn Yemîn, istifa (mali hesaplar) ve tuğra yazma makamını Horasan veziri Hâce Alâuddîn Muhammed Feryûmedî (ö.742/1342)’nin hizme­tinde yürütüyordu. Münşeatlarından bazıları, görüldüğü kadarıyla 931/1524 yılından önce yazılmış olan divanının eski nüshasında yer al­maktadır. Bunlardan iki mektup da basılmıştır.

Hayatının ilk yılları Horasan’da geçti. Gençlik dönemlerinde Tebrîz’e gitti ve vezir Giyâsuddîn Muhammed b. Raşiduddîn Fazlullah’ın fazilet ehli kimselerin mekanı olan sarayına bağlandı ve bu değerli veziri övdü. Fakat bu şehirde işleri doğru dürüst gitmedi. Nitekim Giyâsuddîn Mu­hammed’e hitaben söylediği bir kıtasında ondan kendi yurduna dönme izni istemek zorunda kaldı. Divanında bir kıta daha vardır ki onun Irak’ta (İran’ın batı bölgesi) ikamet ettiğine, bu bölge halkından ümitsizliğine ve Horasan’a geri dönüşüne işaret eder. İbn Yemîn Horasan’a dönüşünden sonra, daha çok doğum yeri olan Feryumed’de yaşadı ve aynı zamanda İran’ın doğu taraflarındaki kendi zamanının bir kısım emir ve vezirleriyle ilişki içinde oldu ve onları övdü.

İbn Yemîn’in övdüklerinden Hâce Alâuddîn Muhammed Feryûmedî’den başka Togatimur Han (736/1336-753/1352), Melik Mu‘izuddîn Ebû’l-Hüseyin Muhammed b. Giyâsuddîn Kert (732/1332-771/1369), Hâce Vecîhuddîn Mes‘ûd Serbedârî (738/1337-745/1345), Hâce Ali Serbedârî (749/1348-753/1352), Pehlivan Hasan Damgânî-yi Serbedârî (762/1361-766/1365) ve yerine geçen Hâce Necmuddîn Ali Mueyyed Serbedârî (766/1365-788/1386)’yi de zikretmek gerekir. İbn Yemîn, İlhânlılar ile Timur saldırısı arasındaki duraklama dönemindeki Horasan emirlerinin peş peşe gelen çekişmelerine şahit oldu, kimi zaman da bu çekişme ve çatışmaların içinde yer aldı. 743/1342 yılının Safer ayı­nın on üçünde Melik Mu‘izuddîn Hüseyin Kert ile Hâce Vecîhuddîn Mes‘ûd Serbedârî arasında Zave (=Türbet-i Haydarî)’de meydana gelen ve Hâce Vecîhuddîn Mes‘ûd’un yenilgisi ve kaçışıyla sonuçlanan olayda Dîvân-i İbn Yemîn, Emir’in binası altında yağmalandı ve Handmir’in iddiasına göre, şairin kendisi de bu savaşta “Herât askerleri tarafından esir alındı. Onu Melik’in yanına götürdüklerinde ulaşmak istediği amacını dile getirdi. Dîvân-i İbn Yemîn, o savaşta yok olduğu için bu konuda bir kıta söylemiş, bunun zeylinde de Melik Mu‘izuddîn Hüseyin’i övmüş”[1]. Fa­kat onun divanının bulunması için yapılan çabalar sonuç vermedi. Şair de şuraya buraya dağılmış şiirlerini toplamaya ve adıgeçen olaydan sonra söylemiş olduğu şiirlerini derleyerek yeni bir divan düzenlemeye mecbur oldu.

Bugün elde mevcut olan yeni divanı, şairin yazdığı mukaddime ile birlikte 754/1353 yılında toplanmış kaside, gazel, terkib-i bend, kıta ve rubailerden oluşmakta ve yaklaşık olarak on beş bin beyti içermektedir. Sözü açık, sade, akıcı, sağlam, tekellüften ve ilim satıcılıktan uzak ve tam anlamıyla Horasan’ın sade söyleyen şairlerin üslubunun devamıdır. İbn Yemîn’in kıtaları, öğüt, eleştiri ve tanz konularını içermesi nedeniyle bü­yük bir revaç ve ün kazandı, şiir severlerin dillerinde dolaştı ve bu yönüyle de kendi çağdaşı olan şairler arasında tek oldu. Kaside ve mesnevide güçlüydü. Mesnevileri arasından hafif-i mahbun-i mahzuf veya maksur bahriyle tahkik ve irfan konusunda söylediği Meclis-i Efruz mesnevisi ve hezec-i müseddes-i maksur veya mahzuf bahriyle yine bu konuda söyle­diği isimsiz bir diğer mesnevisi ünlüdürler.

İbn Yemîn’in hayatının son dönemi Sebzvâr ve Feryumed’de kanaat içinde geçti. Yapı olarak da kanaat sahibi, köşesine çekilen, köylü görü­nümlü ve ahlakî temel ve esaslara inanan bir kişiydi. Bu özellikler, söyle­miş olduğu meşhur kıtalarından açıkça anlaşılmaktadır. 769/1367 yılında ölmüştür.

Aşağıdakiler onun şiirlerindendir:

Duydum ki İsa aleyhisselam yalvarırcasına ey ilahi dedi.

Aldatıcı dünyanın yüzünü yarattığın şekliyle gözünün önüne getir.

Bu arzu içinde bir süre geçti, bir gün bir çölden geçti.

Bir kadını o çölde uzaktan gördü, ne bir yabancı onunla arkadaştı ne de bir yar.

İsa ona sen kimsin dedi, akraba ve yakınlarından böyle uzak kalmış.

Şöyle cevap verdi ki ben beni bir süre beklediğin o kadınım.

İsa bunu duyunca hayretini çekti, benim bir kadın konuşmasıyla ne işim var.

Kadın o anda özür diledi ve ey ünlü cihandır benim adım.

Mesih ona yüzünü göster de ne gönüller senin avın oldu dedi.

*              *              *

Dünya ve dinin faydasını istersen her ikisinin kaynağı da iyilik et­mektir.

Hakkın kullarının rahatını aramak takva, zühd ve dindarlığın ken­disidir.

Eğer cennette bir anahtar var ise çok bağışlamak ve az incitmektir.

 


 

[1] Habîbu’s-siyer, c.III, s.386.

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.