Pazartesi 21 Mayıs 2012 - 15:42

الإثنين ١ رجب ١٤٣٣

دوشنبه ۱ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۷:۱۲

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

BAHAUDDİN-İ BAĞDADİ

 

         Bahâeddîn Muhammed b. Mueyyed-i Bağdâdî, Harezmşahlı ‘Alâeddîn Tekiş’in (568-596/1173-1200) yazıcısıdır. Zamanının büyük ya¬zarlarından ve İran’ın VI/XII. yüzyıldaki meşhur katiplerindendir. Onun eserleri, zamanın ri¬salecilerinin ve belagat sahiplerinin meşhur baş eserle¬rinden sayılmıştır. Doğum yeri Harezm’in Bağdatek’i olup ölüm tarihi bi¬linmemektedir. Hidâyet, Mecma‘u’l-Fusahâ’da onun meşhur arif Mecdeddîn-i Bağdâdî’nin küçük kardeşi olduğunu söyler ve vefat tarihini 545/1150 yılı olarak zikreder. Bu tarih yanlıştır. Zira Cihânguşâ yazarı Ata Melik-i Cuveynî, 588/1192 yılı olaylarında onun adını zikretmiş ve “Alâeddîn Tekiş, Harezm’den Horâsân’a git¬tiği esnada Bahâeddîn Muhammed onun hizmetindeydi” demekte¬dir. Bundan dolayı da onun ölümü, bu tarihten sonra olmalıdır.

         Bahâeddîn Muhammed-i Bağdâdî de kendi zamanında yazı üslubu¬nun gü¬zelliği, sağlam ve akıcı şiirleri ile meşhur bir kişi idi. ‘Avfî şöyle der: “Sanatlı ve çekici bir nesre, tabii ve neşe verici bir nazma” sahipti ve “Onun et-Tevessul ile’t-Teressul adlı risaleler mecmuası mana incileriyle dopdolu bir okyanus, şaşırtıcı incilerle dolu geniş bir sema olup onun bu¬radaki faziletinin olgunluğu, geçmişleri utanca, ge-lecektekileri isteme ar¬zusuna düşüren bir yapıdadır...” Sanatlı vezinli nesirde yüksek makamı meşhur ve açık olan Sa’deddîn-i Verâvinî de Harezm sultanının yazıcısı olan Bahâeddîn-i Bağdâdî’nin Risâlât-i Bahâî’sini ünlü inşa kitaplarından ve ‘Atabetu’l-Ketebe derecesinde görmüştür. Hakikaten de Bahâeddîn Bağdâdî’nin Munşeât mecmu¬ası olan et-Tevessul ile’t-Teressul, eski fesa¬hat sahibi risalecilerin en üstün ve en iyi Munşeâtları arasında olup bu eserde yazarın çeşitli an¬lamları açıklama ve sözü çeşitli lafzî sanatlarla süsleme noktasındaki gücü açık bir şekilde görülmektedir. Tüm sanatlı ri¬sale yazarların¬dan öteye birçok Arapça sözcüğü kullanmaktan da hiçbir şekilde sakın¬mamış ve sözünde eşanlamlı kelimeler kullanarak sözü uzatmaktan geri kalmamıştır.

         Bahâeddîn-i Bağdâdî, güzel üstadane şiirlere de sahip olup ‘Avfî, bun¬ların bir bölümünü Lubâbu’l-Elbâb’da aktarmıştır. Bunların bir bölümü de onun Munşeât’ında görülmektedir. Bunlardan aşağıdaki birkaç beyti aktaralım:

Gençlik gününe ve olgunluk dönemine yazık, uzaklık kederi, yalnızlık sıkın¬tısı içinde geçti.

 Çarkın işkencesiyle yerden yere dolandım, her kapı ve her yerdeki boş ko¬nuşanlara döndüm.

 Hicran sıkıntısıyla akıl bana sabırlı ol diyor, ne yürek var, ne de ruh, nasıl sabredeyim?

 Gamdan dolayı deli olduysam kötülersiniz, zira garipten garip deli olun¬maz.

 Yazık ki gençlik gitti de bir hatıra kalmadı, ondan ne dinî bir itaat ne de dünyalık bir mal.

 Delikanlılık ve gençlik mevsiminin geçtiği şu anda, ey nefsim, öyle delikanlı olduğun şeklinle kal.

 Senden bana bir fayda olmayınca ey hayat, sen de çek git gençlikten sonra ne durursun.

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.