Perşembe 9 Şubat 2012 - 04:12

الخميس ١٧ ربيع الأول ١٤٣٣

پنجشنبه ۲۰ بهمن ۱۳۹۰ - ۰۵:۴۲

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       


Ayetullah Uzma Musavî Erdebilî

     
       
Ayetullah Uzma Musavî Erdebilî
     
     

  ÇOCUKLUK DÖNEMİ

     

   Hz. Ayetullah Uzma Musavî Erdebilî, 13 Recep 1344 H.K. (28 Ocak 1926)  sabahı Erdebil şehrinde, fakir bir ailede dünyaya gözlerini açtı.  Babası merhum Seyyid Abdurrahim, bir din âlimi; annesi merhum Seyyide  Hatice hanım, mümin bir kadın idi. Kendisinden önce sekiz kız çocuğu  sahibi olmuşlardı.

     

  Ailesinin tek ve son erkek çocuğu olan  Ayetullah Erdebilî, 1928 yılında iki yaşındayken annesini kaybetti.  Ablaları onun bakımını üstlendiler.

     

  Çocukluk döneminin hatıralarından birisi, bulûğa erişmeden önce gördüğü bir rüyadır. Kendileri olayı şöyle anlatıyorlar:

     

"Çocukluğumda  İmam-ı Zaman (a.s)'la görüşmeyi çok arzuluyordum. Bundan dolayı  kitaplarda Hz. Veliyy-i Asr (a.s)'la görüşmek için zikredilen bütün  amelleri yerine getiriyordum. Hatta müstahapları bile terk etmemeye  çalışıyordum. Sonunda onu (a.s) rüyamda gördüm. Ayaklarına kapanarak  bana bir şey vermesini istedim. Hazret, mübarek parmağındaki firuze  taşlı yüzüğünü çıkartarak benim parmağıma taktı."

     

  Bu rüyayı babama anlattığımda babam bana: "Bundan sonra senin için hiçbir kaygım yoktur. Çünkü sen İmam-ı Zaman (a.s)'ın lütuflarının gölgesi altında olacaksın" dedi.

     

  AİLESİNİN EKONOMİK, DİNİ VE SİYASİ DURUMU

     

   Çok dindar bir âlim olan babası, ailesini İslam dinini tanıyan, ona  amel eden ve imanı güçlü olan kişiler olarak yetiştirmek istiyor, bunda  kararlı davranıyordu.

     

  O günler Rıza Pehlevi'nin saltanatı  dönemiydi. Rıza Şah İngiliz efendilerinin emriyle her gün yeni bir  siyaseti baskı ve şiddet ile uygulamaya koyuyordu. Bir gün ortak  kıyafet adı altında halkın elbisesini ve şapkasını değiştiriyor, başka  bir gün hicabın açılması mecburiyetini getiriyordu. Yas merasimlerini  ve vaazları yasaklıyor, ulema elbisesine (sarık, aba) de yasak  getirerek onları baskı altına alıyordu.

     

  Bu uygulamaların  karşısında ulemadan bir kısmı, evlerinde oturarak sabır ve bekleme  siyasetini seçtiler. Bir kısmı, elbiselerini değiştirerek ulema  sınıfından ayrıldılar ve başka meslekler seçtiler. Az olmayan başka bir  grup da teslim olmayarak direndiler. Yoğun baskılara tahammül edip,  gizli veya açıktan mücadele ettiler. Merhum Seyyid Abdurrahim de bu  mücadeleciler arasındaydı.

     

  O, Pehlevi saltanatının tüm  uygulamalarını şeriata aykırı ve haram biliyordu. Onun bu fikir yapısı,  o günkü İran'ın siyasi ve toplumsal yapısından dolayı, birçok  zulümlere, baskılara maruz kalmasına sebep olmuştu. Öyle ki bazen  aylarca evden dışarı çıkmıyordu. Çok zaruri ihtiyaçları olması  durumunda gecenin karanlığında, büyük bir tedirginlikle dışarı çıkıyor  ve çok hızlı bir şekilde eve dönüyordu.

     

  O günlerin koşulları o  kadar korkunçtu ki bazı tanıdıkları ve dostları dışında kimse onun  evine gitmeye cesaret edemiyordu. Bu durumun tabii sonucu da, ailesinin  fakirliğinin günbegün artması, hatta birçok günleri bile ailesinin aç  olarak geçirmesi idi.

     

  1941 yılının Eylül ayında Müttefiklerin  İran'a saldırması, Rusların Azerbaycan bölgesine girmesi ve Rıza  Pehlevi'nin İran'dan kaçmasıyla, İran'ın içtimai durumunun karışması  sonucu, halk hükümetin baskı ve zulümlerinden kurtuldular. Ulemaya  uygulanan sınırlamalar azaldı. Böylece halka bu aileye de gidip gelme  imkânı doğdu.

     
       
Ayetullah Uzma Musavî Erdebilî
     
     

  OKULA VE DİNÎ İLİMLER EĞİTİMİNE BAŞLAMASI

     

   Ayetullah Uzma Musavî Erdebilî, öğretimine altı yaşında mektephaneye  girerek başladı. Orada, Kur'an, İlmihâl (ahkâm), Gülüstan, Tenbih-ul  Gafilin, Nisabus Sibyan, Gülzar-ı Bahar, Ebvabu'l-Cinan,  Mecalisu'l-Muttakin, Tarih-i Mu-cem, Durre-i Nadiri, Tarih-i Vessaf,  Hesap, Farsça ve diğer bazı kitapları öğretmenlerinin huzurunda okudu.  1939 yılında Arapça eğitimine başladı. 1940 yılında dini ilimlere devam  etmek için Erdebil şehrindeki Molla İbrahim Medresesi'ne girdi.

     

   O zaman Erdebil'de üç tane dini ilimler medresesi vardı. Bunlar, Mirza  Ali Ekber, Salihiyye ve Molla İbrahim medreseleri idi. Bu üç medreseden  birincisi ilkokul, ikincisi ise İranlı Kafkas muhacirleri için barınak  hâline getirilmişti. Dini ilimler talebelerinin kaldığı tek medrese  olarak Molla İbrahim Medresesi kalmıştı. O zaman için orada dini  ilimlere fazla bir rağbet yoktu. Öyle ki bu medresede sadece dört tane  talebe vardı. Ayetullah Erdebilî, bu zor koşullarda dini ilimler  eğitimine başladı. Camiu'l-Mukaddimat, Suyuti, Cami, Mutavvel, Haşiye-i  Molla Abdullah, Şemsiyye, Meâlim ve Şerayi derslerini 1943 yılına kadar  bu medresede okudu.

     

  Müttefiklerin İran'a girmesinden ve halkın  devlet zulmünden biraz olsun rahata kavuşmasından sonra, gençler dini  ilimlere rağbet etmeye başladı. Molla İbrahim Medresesi'ne yeni  talebeler alındı. Bu genç talebelerin medreseye gelişi, Erdebilî'nin  ilk derslerini vermeye başlamasına yol açtı.

     

Dini ilimlerin  mukaddimeleri olan Sarf, Nahv ve Mantık derslerini gençlere  öğretiyordu. Bunun yanında yirmi yıllık Rıza Han diktatörlüğü ardından  doğan kültürel boşluğu doldurmak için Erdebil yöresinde vaaz meclisleri  düzenliyordu.

     

  KUM'A HİCRET

     

  Ayetullah  Uzma Musavî Erdebilî, 1943 yılının Ramazan ayında Kum şehrine hicret  ederek, tahsiline orada devam etmeye karar verdi. Aynı yılın Ramazan  ayının sonunda Erdebil'den çıktı ve Şevval ayının dördüncü günü  mukaddes Kum şehrine vardı. Feyziye Medresesi'nin bir odasına yerleşti.  Kum'daki ikameti yaklaşık üç yıl sürdü.

     

  Bu müddet içerisinde  Lüm'ateyn, Resail, Mekasib, Kifayeteyn, Haric-i Usul derslerinden u-mum  ve husus, mutlak ve mukayyed, mücmel ve mübeyyen bahislerini, bir  miktar Kur'an tefsiri, Felsefe de Manzume'nin Vücud-i Zihnî bahsini ve  Meybudi'nin Şerh-i Hidaye'sini okudu. Aynı zamanda Meâlim, Lüm'ateyn ve  Kavanin dersleri verdi.

     

  Bu süre boyunca değerli üstatlardan  faydalandı. Mekasib ve Kifaye'nin birinci cildini Ayetullah Uzma Seyyid  Muhammed Rıza Gülpaygani; Mekasib, Kifaye'nin ikinci cildi, Meybudi'nin  Şerh-i Hidaye'sini Ayetullah Uzma Hacı Seyyid Ahmed Hansari; Resail'i  Ayetullah Hacı Şeyh Murtaza Hairi ve Ayetullah Sultani; Manzume'yi  Ayetullah Hacı Mirza Mehdi Mazenderani; Esfar'ı ise Ayetullah Seyyid  Muhammed Hüseyin Tabatabai'nin -Allah hepsine rahmet etsin- huzurunda  okudu.

     

  Eğitim ve öğretimin yanında Muharrem, Sefer ve mübarek  Ramazan aylarında Hamedan, Urumi-ye, Bender-i Enzeli gibi İran'ın  çeşitli şehirlerine tebliğe gidiyor, oralarda çeşitli vaaz ve saire  toplantıları düzenliyordu.

     

  O tarihte Ayetullah Hüccet  Kuhkemerei Ayetullah Seyyid Muhammed Taki Hansanri ve Ayetullah  Sadruddin İsfahani Kum ilim Havzası'nın önderleri konumundaydılar.  Ayetullah Feyz Ayetullah Kebir ve Ayetullah Ruhani Havza'nın dâhili  işlerim idare etmekte onların yardımcıları sayılıyorlardı ikinci  derecedeki şahsiyetler arasında, Ayetullah imam Humeyni (r.a),  Ayetullah Seyyid Muhammed Rıza Gülpaygani, Ayetullah Hacı Şeyh Muhammed  Ali Eraki ve Seyyid Muhammed Damad -Allah hepsine rahmet etsin-  bulunuyorlardı. Bunlar, Havza'nın yüksek derslerinin öğretimiyle meşgul  oluyorlardı.

     

  O günlerde Kum ilim Havzası'nm büyüklerinden  bazıları, ilim havzasını yükseltmek için merhum Ayetullah Uzma  Burucerdi'yi (r.a) Kum'a davet etmeye karar verdiler. Bu âlimlerin  çabasıyla Ayetullah Burucerdi Kum'a geldi. Onun ders vermeye  başlamasıyla ilim havzası daha verimli ve hareketli olmaya başladı.

     

   O yıllarda yabancı güçlerin İran'a saldırmasıyla ülkenin, buna paralel  olarak da Kum'un siyasi durumu karışık hâl aldı. Öte taraftan Rus  kuvvetlerinin Azerbaycan'daki varlığı, Azeri ailelerin yardımlarının  kesilmesine sebep olmuştu.

     
       
Ayetullah Uzma Musavî Erdebilî
     
     

   Bu nedenle Azeri öğrenciler çok zor durumda kalmışlardı. Aynı günlerde,  Ayetullah Uzma Seyyid Ebu'l-Hasan İsfahani (r.a.) Necefte vefat etti.  Onun vefatı Şia dünyasında, özellikle İran'da büyük bir yankı  uyandırdı. İran'ın o günkü hükümeti bu âlimin ölümüne önem vermekle bir  taraftan Tudehlileri ve muhalifleri zayıf düşürmek, diğer taraftan  imkan dâhilinde Necef İlim Havzası'nın merkezini Kum'a taşımayı  amaçlıyordu. Böylelikle ulemanın halk arasındaki mevkisinden  yararlanarak ülkenin siyasi istikrarsızlığını gidermeyi amaçlıyordu.

     

   Bu hedef doğrultusunda Muhammed Rıza Pehlevi, Ayetullah Uzma  İsfahani'nin (r.a.) vefatı dolayısıyla Ayetullah Uzma Burucerdi'ye  (r.a) bir tesliyet telgrafı gönderdi. Bu, Kum İlim Havzası'nın gücünün  ne derecede arttığının bir göstergesiydi. Gerçi Pehlevi rejimi sonradan  bu gibi hatalarından doğan tehlikelerin farkına vardı ama ne yaptıysa  ulemaya ve ilim havzasına yönelen sevgiyi ortadan kaldıramadı.

     

   Bir yandan merhum Ayetullah Burucerdi'nin bariz ilmi şahsiyeti, diğer  yandan zamanın hükümetinin tarafsızlık politikası neticesinde Havzanın  büyüklerinin Kum ilim Havzası'nı güçlendirip derinleştirme  doğrultusundaki çabaları neticeye ulaştı. Ulema her taraftan Kum'a akın  etti. Havza kaynamaya başladı. Aynı zamanda Necef Havzası da önceki  huzur ve sükûnetini koruyor ve ilim tahsili için sakin bir muhit  sayılıyordu.

     

  O günlerde en büyük hedefi ilim tahsili olan  Ayetullah Uzma Musavî Erdebilî, tahsil ve tedris için sakin ve sessiz  bir ortam arıyordu. Necef i bunun için uygun buldu ve oraya gitmeye  karar verdi.

     

  NECEF-İ EŞREFE HİCRET

     

   Ayetullah Uzma Musavî Erdebilî, Kum İlim Havzası öğrencilerinden üç  kişiyle birlikte Necef e hicret etmeye karar verdiler. Üç kişiden  ikisinin vazgeçmesiyle, üçüncü şahıs olan merhum Şeyh Ebulfazl  Helâlzade, Erdebilî ile birlikte 7 Kasım 1945 (1 Zilhicce 1364 H.K.)  tarihinde Kum'dan Necef e doğru hareket etti. O zaman kanuni olarak  Irak'a gitme imkanı olmadığından veya bunun çok zor olduğundan kaçak  olarak Hurremşehir ve Ervendrud yoluyla, Irak'ın Basra şehrine  girdiler. Büyük zorluklara ve meşakkatlere göğüs gererek Basra,  Abbasiye ve Divaniye şehirlerinden geçip Allah'ın yardımıyla Zilhicce  ayının 7. gününün ikindi vaktinde Necef-i Eşrefte Seyyid Medresesi'ne  girdiler. O günün gecesi Arefe gecesiydi. Necef İlim Havzası'ndaki  geleneğe göre ziyaret guslü alıp aynı gece Kerbela'ya gittiler. İki gün  sonra Necef e dönerek derslerine başladılar.

     

  Ayetullah Uzma  Erdebilî, tahsil hayatının en güzel günlerinin, Necefde geçirdiği  günler olduğu kanısındadır. Orası emniyetli, sakin, sessiz bir yerdi ve  bu koşullar eğitim için çok uygundu. Kendisi de bu uygun ortamdan  faydalanarak büyük bir şevkle büyük üstatların derslerine katılıyordu.  Havzada bu büyük âlimlerden aldığı derslerin yanı sıra da araştırma  yapıyordu.

     

  NECEF'DEKİ İLMİ FAALİYETLERİ

     

   Ayetullah Uzma Erdebilî, Necefde ikamet ettiği müddet içerisinde usul-u  fıkıhta kat' ve zan, beraat ve iştigal ve mebahis-i elfazm bir  miktarını; fıkıhda a'dad ve evkat-ı salat, kıble, libas-ı musal-li,  mekan-i musalli, halel-i salat ve mekasib bahislerini merhum Ayetullah  Uzma Hoi'nin huzurunda; tehareti abdestin sonuna kadar merhum Ayetullah  Uzma Hekim'in huzurunda; içtihat ve taklit konularını merhum Ayetullah  Uzma Mirza Abdulhadi Şirazi'nin huzurunda; bey' kitabının evvelini  merhum Ayetullah Uzma Milani'nin huzurunda; bey'us sabiyi merhum  Ayetullah Uzma Şeyh Muhammed Kâzım Şirazî'nin huzurunda; Urvet-ul Vuska  kitabının bir miktarını merhum Ayetullah Uzma Şeyh Muhammed Kazim Al-i  Yasin'in huzurunda; felsefede tabiiyyat'tan Menzume'nin sonuna kadar  merhum Sadra'nın huzurunda; okudu. Bunlara ilaveten Ayetullah Uzma Hoi,  Ayetullah Uzma Milani, Ayetullah Uzma Hekim'in derslerinin takriratını  yazdı.

   

  Necefteki ikameti, iki yıl gibi kısa bir süre olmasına  rağmen, Necef üstatlarının fıkıh ve usul dallarında Şia'nın son  asırlardaki büyük ulemasından olmalarından dolayı kendisi için ilmi  olarak çok faydalı oldu. Bu üstatların fıkıh, usul ve felsefedeki  dikkatlerinin, onun ilmi ve kültürel şahsiyetinin rüştünde büyük  tesirleri vardı.


Total Visit: 568
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.