
Bugün sizlerle, siz ordu, sepah, besic, polis ve aşiretlerde yer alan gönüllü seferberlik güçlerinin komutanları ve aziz gençlerle olan görüşmem benim için önemli bir hatıradır. Fars ilindeki silahlı kuvvetlerin çetin savunma savaşı sırasındaki kahramanlıklarıyla ilgili hatıralar hiç bir zaman insanın zihninden silinecek gibi değildir. Savaşın ilk yılında silahlı kuvvetlerin büyük sıkıntılar içinde olduğu dönemde 37. zırhlı tugay ile 55. hava tugayının cepheye sevkedildiği müjdesi Ahvaz'da savunma yetkililerini sevindirmişti. O çetin günlerde Hürremşehir'de yaptığım incelemeler sırasında, her türlü fedakarlığa hazır ve ölümden korkmayan gençlere rastladım. Nereden geldiklerini sordum. ‘Şiraz' diye cevap verdiler.Daha sonraları kurulan Fecr ve ElMehdi tümenleri de o dönemin Fars iline mensup güçlerinden oluşmuştu ve savaş sırasında bizim kuvvet noktalarımızdan biriydi. Lojistik destek birimleri, eğitim birimleri, piyade birlikler merkezi, zırhlı birlikler merkezi, elektronik sanayiine mensup birimler ve savunma bakanlığının destek güçlerinin her biri mukaddes savunma savaşı dönemi ve sonrasında geriye bir çok hatıra bıraktılar. Bugün benim için şu meydanda hazır olan ve bu yolun öncülerini kahramanca izlemeye hazır olduklarını duyuran siz aziz gençlerimizle buluşmak, unutamayacağım bir hatıraya dönüşmüştür. Siz gençler, öncelikle şu noktaya dikkat etmelisiniz ki İmam Seccad selamullahi aleyhin buyurduğu üzere silahlı kuvvetler, milli güvenlik kalesidir. Bu kale eğer hem teçhizat ve hem de moral açısından güçlenir ve başını dik tutarsa millet emniyet ve huzur içerisinde olduğunu hisseder. Güvenlik olmaksızın hiç bir toplum ve hatta modern toplumlar bile hayatlarından hiç bir zevk alamaz. Güvenlik, psikolojik huzurun mayasıdır. Eğer silahlı kuvvetler görevlerini kahramanlık, fedakarlık ve akıllılık içinde yerine getirir ve gerçek konumlarını doldururlarsa, bu güvenlik ihtiyacını giderebilirler. Silahlı kuvvetlerin varlığı ve bu güçlerin takviye edilmesi arzusu hiç bir ülkede savaş çığırtkanlığı anlamına gelmez. Bugün İran halkı tam bir iktidarla uluslararası sahnelerde şunu ispat etmiştir ki, İran halkı ve İslami İran ülkesi diğer ülkeler ve özellikle de komşularımız için hiç bir tehdit oluşturmamaktadır. Bize saldırıldı, büyük bir kudret içinde kendimizi savunduk. Ancak asla tecavüz, saldırı ve işgal gibi bir düşünceyi hem halkımız ve hem de ülke yöneticileri akıllarından bile geçirmediler. Buna rağmen, silahlı kuvvetler güçlü olmak zorundadır. Çünkü, günümüz dünyası, tecavüz dünyasıdır; sulta siyasetlerine mahkum bir dünyadır. (...) |