Allah'ın Rahmeti İmam Ali (as): Kim helal bir kazançtan (işten) utanmazsa, kendisini faydalandırır, gideri hafif olur ve kibir de ondan uzaklaşır. Kim Allah’ın az rızkına razı olursa, Allah da onun az ameline razı olur. Kim dünyaya ilgi gösterir, arzusu da uzun olursa, Allah-u Teâla onun, dünyaya ilgi gösterdiği miktarda kalbini kör eder. Kim dünyaya ilgi göstermez, arzusunu da azaltırsa, Allah-u Teâla ona ders okumaksızın ilim bağışlar; onu kılavuzsuz hidayete kavuşturur ve körlüğünü giderip basiretli kılar. Benden sonra bir kavim gelir ki onlar, ancak cinayet ve zorbalıkla saltanata ulaşırlar; cimrilik yapmakla zengin olurlar; halkın sevgisini, heva - hevese uymak ve dinde laubalilik yapmakla kazanırlar. Bilin ki, kim o devirde olur ve sırf Allah’ın rızası ve ahiret sevabına ulaşmak için zengin olmaya kadir olduğu halde fakirliğe, izzetli olmaya gücü yettiği halde hakirliğe ve muhabbet kazanmaya kudreti olduğu halde halkın buğzuna ve öfkesine sabrederse, Allah-u Teâla, elli sıddıkın[1] sevabını ona verir. Tuheful Ukul Belaların Sebebi Resul-i Ekrem salla’llahu aleyhi ve alih: Ümmetimde on beş haslet olursa onlara belâ nazil olur. "Ya Resulullah, onlar nelerdir?" diye sorduklarında Resulullah şöyle buyurdu: Serveti elden ele devrettiklerinde (müstahak olan kimselerden esirgediklerinde), emaneti ganimet bildiklerinde, zekâtı zarar saydıklarında, erkek hanımına itaat edip annesine karşı geldiğinde, arkadaşına iyilik yapıp, babasına zulmettiğinde, camide sesler yükseldiğinde, kötülük yapmasından korkarak bazı kimselere saygı gösterildiğinde, aşağılık kimseler toplumu yönettiğinde, (erkek tarafından) ipek elbise giyildiğinde, şarap içildiğinde, şarkıcı kadın ve çalgı aletleri yaygınlaştığında ve ümmetin, sonradan gelenleri öncekileri lanetlediklerinde.[1] Bunları yaptıklarında üç belayı beklemelidirler: Kırmızı (sam) yelinin esmesini, insanların mesh edilmesini (hilkatlerinin değişmesini) ve toplumun çözülmesini. Tuheful Ukul Dünya hayatının süsüne gözünü dikme! Resul-i Ekrem salla’llahu aleyhi ve alih: "Onlardan bazı grupları, kendilerini onunla denemek için yararlandırdığımız dünya hayatının süsüne gözünü dikme..."[1] ayeti nazil olduğunda şöyle buyurdu: Kim Allah’ın indindeki mükâfatları umarak musibetlere sabretmezse, dünyadaki nimetlerin hasretinden canı çıkar. Kim halkın elinde olan dünya malına göz dikerse, hüznü artar ve Allah’ın taksim ettiği rızka darılır, yaşantısı kararır. Allah’ın ona verdiği nimeti ancak yemekte ve içmekte bilen kimse, Allah’ın nimetlerini görmezlikten gelmiş ve nankörlük etmiştir. Böyle birisinin çabaları neticesiz kalır ve azaba uğraması çabuk olur. Tuheful Ukul Benden sonra! Resulullah (saa) şöyle buyurdular: Benden sonra zina çoğalırsa beklenmedik ani ölümler de çoğalır. Ölçüyü eksik tuttuklarında, Allah-u Teâla onları kıtlığa duçar eder. Zekât vermediklerinde yeryüzü bereketini, yani toprak, meyve ve madenlerini onlardan esirger. Hüküm vermede adaletsizlik yaptıklarında, zulüm ve tecavüze yardımda bulunurlar. Ahitlerini bozduklarında, Allah-u Teâla düşmanlarını onlara musallat kılar. Akrabalarından ilişkilerini kestiklerinde, malları kötülerin ellerine geçer. Marufu emretmeyip münkerden sakındırmadıkları ve Ehl-i Beyt’imin iyilerine uymadıklarında, Allah-u Teâla onların en kötülerini onlara musallat eder. Bu durumda iyileri dua eder, fakat duaları kabul olmaz. Tuheful Ukul Ey insanlar, sizce çocuksuz kimdir? Bir gün Resulullah halka; "Ey insanlar, sizce çocuksuz kimdir?" diye sordu. Halk; "Geride bir çocuk bırakmadan ölen kimsedir." dediler. Resulullah: "Hayır, gerçek çocuksuz, her ne kadar kendisinden sonra kalan çocukları çok olsa bile, çocuklarından Allah nezdinde hesap edeceği birisini önceden göndermeden ölen kimsedir." buyurdu. Resulullah daha sonra: "Sizce fakir kimdir?" sorduğunda, "Malı olmayan kimsedir." dediler. Resulullah; "Hayır, dedi, gerçek fakir, kendisinden sonra fazla servet bıraksa bile Allah katında değeri olan bir şey göndermeyen kimsedir." buyurdu. Daha sonra Resulullah: "Pehlivan kimdir" diye soruduğunda, "Sırtı yere getirilemeyen çok kuvvetli kimsedir""Hayır" dedi, gerçek pehlivan, hiddetlenip öfkelenmesi ve kanının kaynaması için şeytanın kalbini hırpalamasına rağmen, Allah’ı anarak, hilmiyle öfkesini yenen kimsedir." buyurdu. Tuheful Ukul dediler. Resulullah;
Ey Ruhullah, kiminle oturalım? Meryem oğlu İsa havarilerine şöyle buyurdu: "Kendinizi Allah’a sevdirin ve O’na yaklaşın." "Ey Ruhullah, hangi vesile ile kendimizi O’na sevdirelim ve O’na yaklaşalım?" dediler. Hz. İsa aleyhi’s-selam: "Günah işleyenleri sevmeyerek ve onlara buğzederek Allah’ın rızasını elde ediniz." buyurdu. "Ey Ruhullah, kiminle oturalım?" dediklerinde Hz. İsa aleyhi’s-selam: "Görüşmesi size Allah’ı hatırlatan, konuşması bilginizi artıran ve ameli sizi ahirete meyillendiren kimseyle oturun." buyurdu. Tuheful Ukul
Nice fakih vardır ki Resul-i Ekrem salla’llahu aleyhi ve alih (Mina’daki) “Hiyf” camiinde ayağa kalkıp şöyle buyurdu: Allah-u Teâla, sözümü duyup hıfzeden ve onu duymayanlara ulaştıran kulu sevindirsin. Nice fakih vardır ki ilmi, kendisinden daha fakih olan kimseye ulaştırır. Nice fakih de vardır ki fıkhı, fakih olmayan kimseye ulaştırır. Üç şeyde Müslüman’ın kalbi hıyanet etmez: Ameli Allah için halis kılmakta, Müslümanların önderlerine hayrı istemekte ve onların cemaatinden kopmamakta. Müminler birbirlerinin kardeşleridir ve kanları eşittir; düşmanlar karşısında bir el gibidirler. Onlardan en küçük bir ferdin, düşmanlardan birine verdiği aman onların hepsini bağlar. Tuheful Ukul
|