Perşembe 29 Temmuz 2010 - 16:24

الخميس ١٨ شعبان ١٤٣١

پنجشنبه ۷ مرداد ۱۳۸۹ - ۱۷:۵۴

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
  


Allah'ın İsimlerinin ve Sıfatlarının Bize ve Birbirine Nispeti

     
allah c.c.
     

        İsim ile sıfat arasında bir fark yoktur. Fakat sıfat, zatın taşıdığı  bir anlama delâlet eder. Bu sıfat, zatın aynısı olabileceği gibi zatın  başkası da olabilir. Oysa isim, bir sıfatla donanmış bir zata delâlet  eder. Buna göre hayat ve ilim sıfattır. Ama diri ve âlim isimdir.  Ke-limenin fonksiyonu bir anlama delâlet etmekten, o anlamın ortaya  çıkmasını sağlamaktan ibaret olduğuna göre sıfatın ve ismin mahiyeti, o  sıfatı ve ismi ifade eden kelimenin ortaya koyduğu anlamdır.

     
       
Buna  göre hayat kelimesinin içeriği olan hayatın gerçeği, Allah'ın sıfatıdır  ve bu sıfat zatın aynısıdır. Zatın aynısı olan hayat gerçeği ile  donanmış zatın gerçeği de, Allah'ın ismidir. Bu açıdan diri ve hayat,  anlattığımız bakış açısı ile ismin ve sıfatın kendisi olmakla birlikte,  ismin ve sıfatın isimleridirler.
     
     

      Yukarıda  değindiğimiz gibi isimlerle ilgili fıtrî yönelişimiz bizi şu sonuca  götürür: Kâinatta kemal sıfatları müşahede etmekle kesin hükme  varıyoruz ki, yüce Allah bu sıfatları isim olarak taşıyor. Çünkü O, söz  konusu mükemmelliklerin malikidir ve onları bize yansıtmaktadır.  Eksiklik ve ihtiyaç içerikli sıfatları müşahede etmekle de kesin hükme  varıyoruz ki, yüce Allah bu eksikliklerden münezzehtir, bunların  karşıtı olan kemal sıfatlarını taşımaktadır ve bu kemal sıfatlarıyla  bizdeki eksikliği ve ihtiyacı dilediği kadarı ile gidermektedir. Yani  kâinatta ilmi ve gücü müşahede etmekle yüce Allah'ın ilim ve güç sahibi  olarak bu sıfatlarını dilediği ölçüde yarattıklarına yansıttığı hükmüne  varırız. Buna karşılık kâinatta cehaleti ve âcizliği müşahede etmekle  yüce Allah'ın bunlardan münezzeh olduğu, karşıtları olan ilim ve güç  sıfatlarını taşıdığı ve bu sıfatları ile bizim ilme ve güce olan  ihtiyacımızı dilediği oranda giderdiği sonucuna varırız. Diğer  sıfatlarda da durum böyledir.

     
       
Bundan  ortaya çıkıyor ki, varlıkların yaratılış özellikleri, Allah'ın  sıfatları aracılığıyla O'nun yüce zatı ile bağlantılıdır. Yani Allah'ın  sıfatları, O'nun zatı ile yaratıkları arasında aracıdırlar. Yani yüce  Allah âlim, kadir, rızk veren, nimet bağışlayan olduğu için bize ilim,  güç, rızk ve nimet aktarıyor. Bizim cahilliğimiz O'nun ilmi ile, bizim  âcizliğimiz O'nun gücü ile, bizim zilletimiz O'nun izzeti ile, bizim  fakirliğimiz O'nun zenginliği ile ve bizim günahlarımız O'nun affı ve  mağfireti ile ortadan kalkıyor. Başka bir deyişle: O, kahrı ile bizi  kahreder, sınırsızlığı ile bizi sınırlar, sonsuzluğu ile bize nihayet  biçer, yüceliği ile bizi alçaltır, izzeti ile bizi zelil eder,  egemenliği ile üzerimizde dilediği hükmü verir, malikiyeti ile  üzerimizde dilediği şekilde tasarrufta bulunur. Bu gerçeği iyi anlamak  gerekir.
     
     

    Biz insanlar, saf fıtratımızın sezgisi ile  bu gerçeğe uygun bir tutum takınıyoruz. Meselâ Allah'tan zenginlik  dileyen kimse, O'na "zengin, aziz ve kadir" isimleri ile dua ediyor,  "ey can alan, ey zelil eden Allah, bana zenginlik ver." demiyor.  Allah'tan şifa dileyen hasta, "Ey şifa veren, ey afiyet bağışlayan, ey  esirgeyen, ey merhamet sahibi Allah, bana merhamet et, bana şifa ihsan  et." diye dua eder. Hiçbir za-man, "Ey can alan, ey intikam alan, ey  günahkârların yakasına yapışan Allah, bana şifa ver." demez. Bu kural  bütün istek türlerimizde geçerlidir.

     

     Bizim bu tutumumuz ve  hükmümüz, Kur'ân tarafından da doğrulanıyor. Kur'an, bu bakış açısının  en sadık şahididir. Çünkü ayetlerin sonunda o ayetlerin metinlerinin  içerikleri ile uyumlu ilâhî isimler yer aldığı gibi, ayetlerin  metinlerinde anlatılan gerçekler yerine uygun bir veya iki ilâhî isimle  gerekçelendirilir. Kur'ân, semavî kitaplar içinde içeriğini ilâhî  isimlerle anlatan, bize isimlerin bilgisini öğreten tek kitaptır.

     

      Açıkça ortaya çıkıyor ki, biz insanlar, Allah'ın isimleri aracılığı ile  O'nunla ve isimlerinin görünen âlemimizin alanına dağılmış sonuçları  ile O'nun isimleri ile bağlantılıyız. Buna göre Allah'ın cemal ve celâl  isimlerinin şu âleme yansıyan sonuçları, biz insanlar ile O'nun hayat,  ilim, güç, izzet, yücelik, ululuk gibi cemal ve celâl isimleri arasında  bağlantı sağlıyor. Sonra da bu isimler, bizimle O'nun, âlemin bütün  kesimlerinin bağımsızlıklarında kendisine dayandığı yüce zatı arasında  bağlantı kuruyor.

     

     Yüce Allah'ın isimlerinin bizim  üzerimizdeki etkileri, genişlik ve darlık bakımından farklılık  gösterir. Bu genişlik ve darlık, bu isimlerin kavramlarındaki genelliğe  ve özelliğe paraleldir. Meselâ bize yansıyan ilim bağışından işitme,  görme, hayal ve akıl yürütme alt sonuçları ortaya çıkar. Sonra bize  verilen ilim, güç, hayat ve başka bazı bağışlar; rızk verme, nimet  bağışlama ve cömertliğin kapsamına girer. Sonra da ilim, af, mağfiret  ve benzeri şeyler, genel merhametin kapsamına girer.

     

     Bundan  ortaya çıkıyor ki, Allah'ın isimleri arasında genişlik-darlık, genellik  ve özellik bakımından farklılık vardır. Bu farklılık, o isimlerin  dünyamıza yansıyan sonuçlarına paraleldir. Bu isimlerin kimi özel, kimi  ise geneldir. Onların özellikleri ve genellikleri, sonuçlarında beliren  gerçeklerin özelliğine ve genelliğine bağlıdır. Onların gerçekleri  arasındaki bağlantının niteliğini de, kavramları arasındaki bağlantı  ortaya çıkarır. Meselâ ilim ismi diri ismine nispetle özel, fakat  işiten, gören, şahit olan, lütuf sahibi, haberdar ve rızk veren  isimlerine göre geneldir. Rızk veren ismi Rahman ismine göre özel,  fakat şifa veren, yardım eden ve hidayet bağışlayan isimlerine göre  geneldir. Diğer isimlerdeki durum da böyledir.

     

    Allah'ın en  güzel isimleri, gitgide genişleyen bir alana yayılır. Bu alanın en  aşağı noktasında altında başka isim bulunmayan isim veya isimler yer  alır. Sonra bu alan gitgide genişler ve genellik kazanır. Her ismin  üzerinde ondan daha geniş ve daha genel olan isimler yer alır. Bu  genişleme, Allah'ın en büyük isminde son bulur. Bu en büyük isim, tek  başına bütün isimlerin gerçeklerini kapsamına alır, değişik gerçekler  bütünü ile onun altında yer alır. Bu isim, çoğu kere İsm-i A'-zam (en  büyük isim) diye adlandırdığımız ilâhî isimdir.

   

      Bilinen  bir gerçektir ki, bir ilâhî isim ne kadar genel olursa âlemdeki  etkisinin çapı daha genel, ondan kaynaklanan bereketler daha büyük ve  daha tam olur. Çünkü az önce söylediğimiz gibi sonuçlar isimlere  bağlıdır. Buna göre isimlerin genellik ve özellik durumunun aynısı,  etkilerinde aynen görülür. Böyle olunca İsm-i A'zam, bütün etkilerin  kendisinde son bulduğu, her şeyin kendisine boyun eğdiği isimdir.

   

 


Total Visit: 795
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.