Perşembe 9 Şubat 2012 - 04:19

الخميس ١٧ ربيع الأول ١٤٣٣

پنجشنبه ۲۰ بهمن ۱۳۹۰ - ۰۵:۴۹

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
     


Ali (as) Peygamber'in (saa.) Yanında

     
imam ali (as)
     

        İmam'ın hayatı birkaç zaman dilimine bölünebilir. Birinci bölüm:  İmam'ın, Resulullah'ın (s.a.v.) kendi denetimi altında eğitilmesinden  başlayıp, Aziz Peygamber'in ölümüne dek devam ediyor.

       Bu  zaman diliminde Ali'nin (a.s.) Peygamber'le (s.a.v.) omuz omuza  olmadığı bir zaman çok az bulunabilir, Ali'nin (a.s.) olmadığı bir  sahne çok az gerçekleşebilir. Daha sonraları Peygamber-i Ekrem'in  (s.a.v.), kendisi ile Ali (a.s.) arasında meydana getirdiği kardeşlik  bağından gerçekçi bir yorum göstermek istersek kardeşliği, bu iki  şahısın aynen iki kardeş gibi yaşamın bütün aşamalarında sürekli  beraber ve yan yana oluşlarının bir örneği, alameti olarak kabul  etmeliyiz.

      İmam bu beraberliği birçok cümlelerde ve güzel  teşbihler kalıbında açıklayarak bu beraberliğin eserleri olan,  Resulullah'ın (s.a.v.) ilim ve amelinin Ali'ye (a.s.) aktarılmasını ve  Resulullah'ın (s.a.v.) kemalatının, İmam'da tecelli etmesini şöyle  anlatıyor:

 
"Ben, annesini takip eden bir deve yavrusu gibi Peygamber'i izliyordum" [1]
     

      Bunların arasında olan böyle derin ve sağlam bağlılığın neticesini İmam'ın kendisi şöyle izah ediyor:

       
"Allah'ın ve Resul'ünün karşısında bir lahza bile muhalefet etmedim (tereddüde düşmedim)." [2]
     

      Bu yakınlık İmam'ın, Resulullah'ın (s.a.v.) uçsuz bucaksız ilim ve  bilim denizinden yeterince faydalanması için bir fırsat idi. Kendisi  şöyle buyuruyor:

       
"Karşılaştığım her meçhul konu hakkında Peygamber'den sorup cevabını ezberledim." [3]
     

       Peygamber (s.a.v.) ilmin şehri, Ali (a.s.) de onun kapısı olması  doğaldır. Çünkü Ali (a.s.) böyle bir ilim deryasıyla daima doğrudan  bağlantısı olan tek şahıs idi.

     Ve bu bağlılığı daha da  sağlamlaştırmak için Peygamber (s.a.v.) onu kendine kardeş edindi ve bu  eşitlik ve kardeşliği şöyle dile getirdi: "Ali bendendir". Cebrail de, "Ben de siz ikinizdenim" dedi. [4] Böyle bir bağlılığı gören halk, kendileri ile Peygamber  (s.a.v.) arasında Ali'yi (a.s.) vasıta kılıp kendi sorularını onun  aracılığıyla Peygamber'den (s.a.v.) soruyorlardı. [5]

      Ebu Said-i Hudri bu bağlılığı şöyle vasfediyor:

"Peygamberle  (s.a.v.) görüşmek için Ali'nin (a.s.) özel bir vakti var idi ve ondan  başka hiçbir kimse bu makama sahip değildi."[6]

      Ali'den (a.s.) "Neden diğer sahabeden daha çok Peygamber'den hadis naklediyorsun?" sorulduğunda, şöyle cevap veriyordu:



"Çünkü ondan soru sorduğumda cevabımı veriyordu ve suskun durduğunda ise kendisi söze başlıyordu." [7]
     

       Peygamberle olan böyle bir bağlılığın ve bu bağlılığın İmam'ın ilminde  yarattığı besbelli etkileri vurgulayan delillerden biri de İmam'ın,  Kur'an ayetlerinin iniş sebeplerini ve onların tefsirini inceden inceye  bilmesidir.



"And olsun Allah'a inen her ayetin kimin hakkında ve nerede indiğini biliyorum." [8]
     

       Peygamber (s.a.v.) tebliğ ve risaletini duyurmaya meşgul olduğu süre  boyunca, İmam, ona fedakar bir yaver ve yardımcı olmaya çalışıyordu.  Peygambere, açıkça inzar (uyarı) emri verildiğinde ve O da yakınlarını  İslam'a davet etmek istediğinde, Ali (a.s.) Peygamber'in sağ kolu  olarak bu toplantıyı düzenledi ve kendisi de o topluluğun içinde  vefadarlığını yeniden sağlamlaştırdı.

      Ebuzer gibi şahıslar  Mekke'de şaşkın şaşkın Peygamber'in evini ararlarken, Ali (a.s.)  şecaatli, cesaretli bir genç olarak bütün korunma yöntemlerine  titizlikle riayet ederek onları gizlice Resul-i Ekrem'in (s.a.v.)  bulunduğu yere götürüyordu.

      Peygamber, ekonomik ambargoya  ve Kureyş ile aile bağlarının kesilmesine müptela olup Ebi Talib  deresinde kuşatılmışken, Peygamber ve beraberindekilerin yiyeceklerini  temin etmek için binlerce zahmete katlanıp zor ve çetin yolları kat  eden kimselerden biri de Ali (a.s.) idi. [9]

     Peygamber,  kendi görevi olan ilahi daveti duyurmak için Taif'e ve Mekke'nin  etrafındaki diğer bölgelere gittiğinde, Peygamber tek kalmasın ve  muhtemel zorluklar ve sıkıntılarda yardım etsin diye onun yanında giden  de Ali idi.

      Müşrikler, Peygamber'in tebliği baskısında  kalıp Resulullah (s.a.v.) davetine devam ettiği takdirde kendi  güçlerini kaybedeceklerini anlayınca Peygamber'i öldürmek için bir  komplo düzenlediler. Resulullah'ın (s.a.v.) fedakar dostu Ali (a.s.),  Peygamber ile birlikte bu komploya karşı koymak için fedakarlık  gerektiren bir plan hazırladılar. Ali (a.s.) Peygamber'e o kadar aşık  idi ki Resulullah'ı (s.a.v.) tehlikeden kurtarmak için kendini  tehlikeye atmayı canı gönülden kabullendi. Peygamber Medine'ye hicret  ettiği zaman halkın Peygamber'e en yakını Ali (a.s.) olduğundan,  emanetleri sahiplerine tes-lim etmek vazifesine ilaveten, müşriklerin  tehdidine maruz kalan Peygamber'in ailesini de birkaç gün sonra alıp  Medinet-ün Nebi'ye doğru yola düştü. Peygamber ise kardeşi Ali (a.s.)  ile birlikte Medine'ye girmek için Ali (a.s.) gelinceye kadar Yesrib'in  yakınında onu bekledi.

       Bu bağlılık Ali'nin (a.s.),  Resulullah'ın (s.a.v.) kızı Fatıma Zehra (a.s.) ile evlenmesiyle daha  da kök saldı. Bu mübarek evliliğin semeresi de, Peygamber'in bütün  vücuduyla sevdiği ve onlara "kendi evladım" diye hitap ettiği kimseler  oldu.[10]  Bunun nedeni sırf Fatıma (a.s.) değil, Ali'nin (a.s.) de  katkısı vardı. Çünkü Peygamber kendisini ve Ali'yi (a.s.) bir ağaçtan  ve başkalarını ise diğer, farklı ağaçlardan biliyordu.

     Aişe'den "Resulullah'ın (s.a.v.) yanında halkın en sevilenleri kim idi?" diye sorulunca şöyle dedi:

       
"Erkeklerden Ali ve kadınlardan ise Fatıma'ydı." [11]
     

         Ali'nin (a.s.) evi Resulullah'ın (s.a.v.) evine öyle yakın idi ki  Abdullah b. Ömer bunu, Ali'nin (a.s.) Peygamber (s.a.v.) ile çok çok  yakın bağlılığına bir şahit olarak telakki ediyordu.[12]  Zeyd b.  Sabit, Ali (a.s.) ile olan onca muhalefetine rağmen bu bağlılığı kabul  ediyordu. [13]

      İmam'ın Sadr-ı İslam'daki savaşlara  katılması hakkında yeterince söz söylenmiştir. Bedir, Uhud, Hendek ve  daha sonraları gerçekleşen Huneyn savaşı, İmam'ın fedakarlık, şehamet,  (akıl ve zeka ile birlikte olan cesaret) ve candan geçmişliği ile dolu  sahnelerdir. Bedir savaşında müşriklerin ölülerinden yarısını O  öldürdü. Uhud savaşında çoğu müslümanlar meydandan kaçmalarına rağmen  Ali (a.s.) başka birkaç kişi ile Resulullah'ın (s.a.v.) yanında kalıp  O'nu ve İslam'ı korudular. Hendek savaşında Amr b. Abdivud'u öldürmekle  cinlerin ve insanların ibadetinin sevabı kadar kendi sevabını artırdı  ve çoğu savaşlarda İslam ordusunun bayraktarı Ali (a.s.) idi. [14]

        Ali'nin (a.s.) Peygamber'in yanındaki yaşantısı hakkında bilgisi olan  biri, O'nun İslam'ı yaşatmak ve yaymak uğrunda nice zahmetlere  katlandığını iyice anlayabilir. Evet, İslam'ı ve Peygamber'i korumak  için halkın arasında en çok çaba sarf eden sadece Ali, babası Ebu Talib  ve kardeşi Cafer idi. [15]

      Savaşlarda Ali'nin (a.s.)  gösterdiği yiğitlik o derede idi ki bazı araplar "Ali'nin (a.s.)  aralarında bulunduğu bir grup bize saldırdığında biz birbirimize  vasiyetimizi ediyorduk" diyorlardı.  [16]

     Ahmet b. Hanbel Ali'yi (a.s.) vasfetmek istediğinde şöyle diyordu:

    "Ali'den başka (a.s.) hiçbir sahabe sahih senet ve yollarla Peygamber'den (s.a.v.) fazilet nakletmemiştir." [17]

      Aynı şekil dört Ehl-i Sünnet mezheplerinden birinin imam ve önderi olan  ve Ehl-i Sünnetin yanında değer verilecek bir ilmî şahsiyete sahip  bulunan Ahmet b. Hanbel'in yanında Ali (a.s.) ile diğer halifeler  arasında mukayese edildiğinde şöyle diyordu:

       
"Ebu Talib'in oğlu ile kimse kıyaslanmaya layık değildir." [18]
     

        Hanbelilerin imamı tarafından tefsir edilen İmam Ali'nin (a.s.)  faziletlerinden birini nakletmek yerinde olur. Muhammed b. Mansur  et-Tûsi şöyle diyor: Ahmet b. Hanbel'in yanında idik; bu anda biri  ondan sordu: "Ali'nin (a.s.) söylediği rivayet edilen "Ben cennetle  cehennemi bölenim" hadisi hakkındaki görüşünüz nedir?

      Ahmet "Neden  inkar ediyorsunuz? Peygamber'in (s.a.v.) Ali (a.s.) hakkında "Müminden  başka biri seni sevmez, münafıktan başkası da sana düşmanlık beslemez"  buyurduğu hadisi kendimiz de rivayet etmemiş miyiz?", dedi.

Dedik:  "Evet". Dedi: "Müminin yeri neredir?" Dedik: "Cennet". Dedi: "Münafık  nasıl?" Dedik: "Cehennem" Dedi: "O halde Ali (a.s.) cennet ile  cehennemi bölendir". [19]

      Daha sonraları Beni  Ümeyye bu fazileti nakletmeyi yasakladı ve sadece çok az kimseler bunu  nakletmeye cüret edebiliyordu. Emevi hükümdarlarından olan Ömer b.  Abdul Aziz'in babası Abdul Aziz oğluna, "Eğer bu eşek millet bizim  Ali'nin hakkında bildiklerimizi bilselerdi, onlardan iki kişi bile bize  uymazlardı" diyordu.[20]

  

-------------------------------------------------------------

  [1]- Nehc-ül Belağa-Hutbe: 190, Tesnif-i Nehc-ül Belağa, s: 355.

  [2]- Hutbe: 15, Tesnif-i Nehcül Belağa, s: 357.

  [3]- Nehc-ül Belağa, Hutbe: 208.

  [4]- Hayat-us Sahabe, c: 1, s: 559.

  [5]- Et-Teratib-ul İdariyye, c: 1, s: 58-59

  [6]- Ensab-ul Eşraf, c: 1, s: 98, Mahmudi'nin tahkiki/Müsennef-i Abdurrezzak, c: 10, s: 141.

  [7]- Ensab-ul Eşraf, c: 1, s: 98.

  [8]- Ensab-ul Eşraf, c: 1, s: 99.

  [9]- El-Mi'yaru vel-Müvazene, s: 88.

  [10]- Beni Ümeyye ve Beni Abbas sonraları bunu inkar ettiler... el-Hayat-us Siyasiyye lil-İmam-il Hasan (a.s.) bkz.

  [11]- Tarih-i Cürcan, s: 218/Rabi'ul Ebrar, c: 1, s: 821

  [12]- Ensab-ul Eşraf, c: 2, s: 180-181.

  [13]- Müsennef-i Abdurrazzak, c: 10, s: 141/Futuh-u İbn-i A'sem, c: 2, s: 165.

  [14]- Hayat-us Sahabe, c: 2, s: 514-515/Ensab-ul Eşraf, c: 2, s: 91-94.

  [15]- İbn-i Ebil-Hadid'in Şerh-i Nehc-ul Belağası, c: 7, s: 174.

  [16]- Rabi'ul-Ebrar, c: 3, s: 319.

  [17]- Menakib-i Ahmet b. Hanbel, l-ibn-il cûzi, s: 160-163/İbn-i Ebi Ya'li'nin "Tabakat-ul Hanabile"si, c: 1, s: 319.

  [18]- İbn-i Cüzi'nin telif ettiği, Menakib-i Ahmet b. Hanbel, s: 160-163.

   [19]- İbn-i Ebi Ya'li'nin "Tabakat-ul Hanabile"si, c: 1, s: 320, "Seni  ancak mümin sever" hadisi Emir-ul Müminin Ali'nin (a.s.) faziletini  bildiren mütevatir hadislerdendir. Rabi'u-l Ebrar, c: 1, s: 488 bkz.

  [20]- Zimahşeri'nin  Rabi'u-l Ebrarı, c: 1, s: 499.

*********************************************

Hz Ali (as)'ın Kısaca Hayatı

İMAM ALİ (Aleyh-is Selam)

Adı Ebu Talib Oğlu Ali

Kur'an Ve Sünnette Ali Sevgisi

Hadislerle Hz.Ali (as)’ nın Faziletleri

İmam Ali’nin (as) İlmi

İmam Ali (as)’in Adaleti

İslam'da Mükemmel İnsanı Tanımanın Yolları

Hz. Ali (as)'ın Hayatıla İlgili Soru Ve Cevaplar

Ali'nin (as) İman Edişi

Hz. Ali'nin Allah Korkusu

İmam Ali Ve Namaz

İmam Ali (as)'ın Yaşam Tarzı

Hz. Ali'nin (as) Mertliği Ve Mürüvveti

Menzilet Hadisi

Tathir Ayeti


 

Total Visit: 412
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.