Cuma 18 Mayıs 2012 - 05:30

الجمعة ٢٧ جمادى الآخرة ١٤٣٣

جمعه ۲۹ ارديبهشت ۱۳۹۱ - ۰۷:۰۰

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

Abbasîler Döneminde Fedek

 Ebu'l-Abbas Saffah hilafete ulaşınca Fedek'i Abdullah b. Hasan b. Hasan b. Ali'ye verdi. Fakat Ebu Cafer Mansur Hasanoğulları'-nın kıyamları nedeniyle onu geri aldı! Daha sonra oğlu Mehdi Abbasî onu Fatımaoğulları'na verdi. Fakat onun çocukları Musa ve Ha-run onu geri alarak kendi ellerinde bulundurdular. Fakat Me'mun hilafete geçince onu tekrar Fatıma (s.a) evlatlarına verdi.

 

 Ebu Bekir şöyle diyor: Muhammed b. Zekeriyya, Mehdi b. Sa-bik'ten bana şöyle rivayet etti: Me'mun haksız yere alınan malları incelediğinde kendisine verilen ilk mektubu açıp okuyunca şiddetli bir şekilde ağladı. Sonra başının üstünde duran adama, "Fatıma'nın vekili nerededir?" diye sordu. Bunun üzerine cüppe, başında emame ve ayağında yırtık bir ayakkabı olan yaşlı bir adam ayağa kalkarak Fedek hakkında Me'mun'la tartışmaya başladı. Me'mun onun için delil getiriyor ve o da bunun karşısında delil sunuyordu. Nihayet Me'mun Fedek'i Fatıma evlatlarının adına geçirmelerini emretti. Fe-dek senedi hazırlanıp Me'mun'a getirildi. Me'mun onu imzalayınca şair Di'bil ayağa kalkarak bu beyitle başlayan şiirler okudu:

 

 Zamanenin çehresi ne kadar da gülünç olmuş

 

 Me'mun Haşim'e Fedek'i vermiş!

 

 Bu fermanın tafsilatı Belazurî'nin Futuhu'l-Buldan adlı kitabında şöyle geçer:

 

 Hicretin iki yüz onuncu yılında müminlerin emiri Me'mun Abdullah b. Harun Reşid Fedek'in Fatıma evlatlarına verilmesini emretti ve Medine'deki valisi Kusem b. Cafer'e şöyle yazdı:

 

 Ama sonra; müminlerin emiri Allah'ın dinine ilgi duyması, Resulullah'ın (s.a.a) halifesi ve onun akrabası olması hasebiyle onun sünnetini izleyip, emrini yerine getirmesi, bağışlarını bağışladığı kimselere iade etmesi, sadakalarını yerlerinde harcaması daha evladır ve o böyle de yaptı. Bu konuda müminlerin emirinin emrine başarı vermek, sürçmelerden korumak ve kendisine Allah'a yaklaştıracak işleri yap-maya meyillendirmek Allah'a düşer.

 

 Şüphesiz Resulullah (s.a.a) Fedek'i kızı Fatıma'ya bağışlamıştır ve bu herkesçe bilinen, Resulullah'ın (s.a.a) Ehlibey-ti'nce üzerinde ihtilaf olmayan bir konudur. Onlar sürekli onda tasarruf etmede kendilerinin hak sahibi olduklarını iddia etmişlerdir. İşte bu nedenle müminlerin emiri onu Allah rızası, hak ve adaleti uygulamak ve Resulullah'ın (s.a.a) emrini yerine getirmek için Fatıma'nın mirasçılarına vermeye karar verdi ve bu konunun emlak ve hesap defterlerine işlenmesini ve bütün valilere bildirilmesini emretti.

 

 Şimdi eğer Resulullah'tan (s.a.a) sonra her mevsimde (hac günlerinde) zulme uğrayan bir kişi bağırıp sadaka, hibe veya bunlardan belli bir miktarından zulme maruz kalan hakkını isterse sözleri kabul edilip iddiası dinlenecektir. Fa-tıma, Resulullah'ın (s.a.a) kendisine bağışladığı şeyler konusunda sözleri dinlenen ve teyit edilen ilk kişidir.

 

 İşte bu yüzden müminlerin emiri kölesi Mübarek Taberi'-ye Fedek'i tümüyle ve bütün haklarıyla, mülkü, tahılı vs. tüm mahsulleriyle Resulullah'ın (s.a.a) kızı Fatıma'nın mirasçılarına vermelerini ve müminlerin emirinden taraf onun yönetimini üstlenmeleri ve sahiplerinin lehine onu idare etmeleri için Muhammed b. Yahya b. Hüseyin b. Zeyd b. Ali b. Hüseyin b. Ali b. Ebu Talib'e ve Muhammed b. Abdullah b. Hasan b. Ali b. Hüseyin b. Ali b. Ebu Talib'e vermesini emretti.

 

 Şimdi sen (Kusem b. Cafer) de bunun Emirü'l-Müminin görüşü olduğunu ve yüce Allah'ın onun kalbine kendisine itaat etmesini ilham ettiğini, onu kendisi ve Peygamber'ine yaklaşmaya muvaffak kıldığını bil ve senden taraf işlerin idaresini üstlenenleri de bilinçlendir; Muhammed b. Yahya ve Muhammed b. Abdullah'a kendi görevlin Muhabek Tabe-rî gibi davran; o ikisine Fedek'i bayındırlaştırma, düzeltme, mahsullerini artırma konusunda yardım et. Vesselâm.

 

 Bu emirname hicretin 210. yılının zilkade ayının ikisinde, çarşamba günü düzenlenmiştir. Fakat Mütevekkil Ale'llah hilafete geçince Fedek'i geri alarak Me'mun'dan önce olduğu gibi idare edilmesini emretti!

 

 İbn Ebi'l-Hadid bu rivayetin devamında şöyle yazıyor:

 

 Fedek Mütevekkil'in dönemine kadar onların (Fatımao-ğulları'nın) elindeydi; fakat Mütevekkil onu alarak Abdullah b. Ömer el-Baziyar'a verdi. O dönemde Fedek'te Resululla-h'ın (s.a.a) mübarek eliyle diktiği on bir hurma ağacı vardı; Fatıma evlatlarının o ağaçların hurmalarını toplayarak hac mevsiminde teberrük olarak hacılara hediye ediyorlardı; onlar da bunun karşısında Fatıma evlatlarına ikramda bulunup bağış yapıyorlardı; ve onlar bu yolla büyük bir servet elde ediyorlardı. Fakat sonunda Abdullah b. Ömer onları kesti. Abdullah b. Ömer bu iş için Bişran b. Ebi Ümmeyye es-Sakafî'yi Medine'ye gönderdi. Bişran bu hurma ağaçlarını kesip Basra'ya dönünce felç oldu.

 

 Bu, Fedek ve humus hakkında Müslümanların halifelerinin davranışlarına ilişkin bilgilerdi. Bu konuda Hilâfet Ekolü ulemasının görüşü ise şöyledir:

 

 * * *

 

 Daha önce humus konusunda halifelerin görüşlerine ve nesilden nesile yaptıklarına değindik ve onların görüşlerinin birbirle-riyle nasıl çeliştiğini, humus konusunda Hilâfet Ekolü ulemasının görüşlerinin de halifelerin davranışı gibi birbiriyle zıt olduğunu gördük.

 

 İbn Rüşd diyor ki:

 

 Humus konusunda fakihler dört gruba ayrılmışlardır:

 

 1- Kur'ân-ı Kerim'in açık nassıyla humus beş kısma bölü-nür; Şafiî de böyle diyor.

 

 2- Humus dört kısma ayrılır…

 

 3- Hz. Resulullah'ın (s.a.a) vefatından sonra Hz. Resulul-lah (s.a.a) ve akrabalarının hissesi düştüğü için humus bugün üç kısma ayrılır.

 

 4- Humus hem zengine ve hem de fakire verilen fey ve bağış hükmündedir.

 

 Ancak humusun dört veya beş kısma ayrıldığını söyle-yenler Hz. Resulullah'tan (s.a.a) sonra o hazretin ve yakınların hissesinin harcanması konusunda iki gruba ayrılmışlardır. Bazıları, onların hisselerinin humus alan diğer sınıflara eklendiğini söylerken, bazıları da Hz. Resulullah'ın (s.a.a) hissesinin imama ve yakınlarının hissesinin de imamın yakınlarına verilmesi gerektiğini söylemişlerdir. Üçüncü bir grup da her iki hissenin silah ve savaş araç-gereçleri temin etmek için kullanması gerektiğini vurgulamışlardır.

 

 Hilâfet Ekolü uleması yakınlık ve yakınların kimler olduğu konusunda ihtilaf etmişlerdir.

 

 İbn Kudame, el-Muğnî adlı kitabında Ebu Bekir'in humusu üç kısma ayırdığı rivayeti kaydettikten sonra şöyle yazıyor:

 

 Bu, Ebu Hanife ve izleyicileri gibi rey sahiplerinin görüşüdür. Onlar diyorlar ki, humus üç kısma bölüştürülür: Yetimler, miskinler ve yolda kalmışlar. Hz. Peygamber ve yakınlarının hissesi ise o hazretin vefatıyla düşmüştür.

 

 Fakat Malik fey ve humusun bir olduğuna ve her ikisinin de beytülmale ait olduğuna inanmaktadır.

 

 Ancak Sevrî ve Hasan, "Humusu imam, Allah Teala'nın gösterdiği şekilde harcar." diyorlar.

 

Fakat Ebu Hanife'nin sözleri humus ayetinin zahiriyle çelişmektedir; çünkü yüce Allah, Hz. Peygamber ve yakınları için bir şey tayin etmiş ve humusta onlara kesin bir hak belirtmiştir; nitekim diğer üç gruba da belli bir hak belirtmiştir. O hâlde kim buna muhalefet ederse Kur'ân-ı Kerim'in açık nassına muhalefet etmiş olur.

 

 Fakat, "Ebu Bekir ve Ömer yakınların hissesini hayır işlerde harcıyorlardı." sözünü Ahmed b. Hanbel'e naklettiklerinde Ahmet susup başını sallayarak bunu kabul etmemiş, İbn Abbas ve onunla aynı görüşte olanların sözlerinin Kur'ân-ı Kerim ve Hz. Resululla-h'ın (s.a.a) sünnetiyle daha çok uyum içerisinde olduğu için onun daha evla olduğunu belirtmiştir…

 

 Ebu Ye'la ve Mâverdî ise humusun masraf yerinin halifenin içtihadıyla tayin edileceğini söylemişlerdir.

 

 * * *

 

 Halifelerin humus ve Hz. Resulullah'ın (s.a.a) kızının hakkı ko-nusunda içtihatlarıyla ilgili bahsimiz oldukça uzadı ve bu konuda her ikisi söz konusu edildi. Şimdi buraya kadar değinilen görüşleri toparlayıp sonuç almak ve daha fazla açıklama için ona bazı noktalar eklemek zorundayız.

 

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.