Perşembe 9 Şubat 2012 - 05:00

الخميس ١٧ ربيع الأول ١٤٣٣

پنجشنبه ۲۰ بهمن ۱۳۹۰ - ۰۶:۳۰

Sayfalar  Sanat  Din  İslam  Dua

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       
     
       

AREFE GÜNÜNDE İMAM HÜSEYİN'İN (A.S) DUASI

         
arefe gününde imam hüseyinin (a.s) duasi
                
Galib Esedi'nin Bişr ve Beşir adındaki iki oğlu şöyle rivayet  etmişlerdir: Arefe günü -Arafet'ta- İmam Hüseyin'in (a.s)  huzurundaydık; İmam, ailesi, çocukları ve izleyicilerinden bir grup  beraberinde olduğu halde çadırından gayet huşu ve vakarla dışarı çıkıp  Arafat dağının sol tarafında durarak yüzünü Kabe'ye çevirdi ve yiyecek  isteyen bir sail gibi ellerini yüzünün hizasına kaldırarak şu duayı  okumayan başladı:
                Hamd Allah'a mahsustur; öyle bir zattır ki  O'nun hükmünü geri çeviren, verdiğini engelleyen olmaz. Hiçbir  zanaatçının yaptığı O'nun yaptığı şey gibi değildir. O'dur büyük  cömerttir. Her çeşit mahluk yarattı. Hikmetiyle yarattıklarını sağlam  kıldı. Hiç bir sır O'na gizli kalmaz. Onun katında emanetler (ameller)  asla zayi olmaz. Herkesi yaptığına karşılık mükafatlandıran; kanat  edenin işini düzene koyandır; kendisine yakarana merhamet eden,  -kullarına- yararlı şeyleri ve kapsamlı Kitab'ı (Kur'an'ı) yayılan  nuruyla indirendir. Duaları duyan (kabul eden), kederleri gideren,  dereceleri yükselten ve zorbaların kökünü kazıyandır. O'ndan başka ilah  yoktur. Hiç bir şey O'na denk olamaz. Eşi ve benzeri yoktur. İşitendir,  görendir, latif ve habirdir (hiç bir şey O'na gizli kalmaz ve her şeyin  inceliğinden haberdardır, agâhtır).
                Allah'ım! Ben sana  yöneliyorum; rabbaniyetine şehadet ediyor ve ikrar ediyorum ki Rabb'im  sensin, dönüşüm sanadır; ben anılacak bir şey değilken kendi nimetinle  beni var ettin. Beni topraktan yarattın; sonra beni sülblere  yerleştirdin. Beni -varolmamı engelleyebilecek- her türlü vakıa,  asırlar ve yılların değişimi ve olaylarından korudun.
                Böylece geçmiş  günlerde ve asırlar boyu beni baba sülbünden anne rahmine aktardın.  Bana karşı şefkat, lütuf ve ihsanınla beni, senin ahdini bozan ve  peygamberlerini yalanlayan küfür ve dalalet önderlerinin saltanat  sürdükleri bir zamanda dünyaya getirmedin. Sen beni, senden şefkat ve  bana da lütuf olsun diye, hidayette benden öne geçenlerin (Hz.  Muhammed'in -s.a.a-) zamanında dünyaya getirdin, hidayetini bana  kolaylaştırdın ve bu hidayetle beni yoğurdun. Bundan önce de, güzel  yaratılışın ve bol nimetlerinle bana şefkat gösterdin. Beni -ikinci  merhalede- nütfeden yarattın. Et, kan ve deriden ibaret olan üç zulmet  arasına yerleştirdin. Yaratılışımı bana göstermedin ve bu hususta bana  hiç bir şey bırakmadın. Sonra beni, önceden gerçekleştirdiğin hidayet  için tam ve mükemmel bir yaratılışla dünyaya getirdin. Beşikte küçük  bir çocuk iken beni her türlü tehlikeden korudun. Beni, en temiz gıda  maddesi olan anne sütüyle rızıklandırdın. Dadıların kalplerini bana  şefkatli kıldın. Şefkatli annelerle beni her türlü tehlike ve cinlerin  nüfuzundan korudun.
                Beni kusur ve noksanlıktan salim kıldın.  Şanın yücedir ey Rahim ve Rahman; konuşmaya başladığımda bana bol  nimetlerini tamamladın, her geçen yıl beni daha ziyade terbiye ettin;  yaratılışım kemale ulaşıp aklım mutedil olunca, hüccetini bana farz  kıldın; şöyle ki seni tanımayı kalbime ilham ettin ve beni kendinin  acayip hikmetlerine hayran bıraktın. Gökte ve yerde yarattığın  varlıklar hakkında beni şuurlandırdın, bilinçlendirdin. Bana, şükrünü  ve zikrini yerine getirmeği tembih ettin; sana itaat ve ibadet etmeği  üzerime farz kıldın. Bana peygamberlerinin vasıtasıyla gönderdiğin  hakikatleri anlama gücü verdin. Rıza ve teslim makamını kabullenmeyi  (bu makama ulaşmayı) bana kolaylaştırdın. Bu hususlarda, bana yardım  edip lütufta bulunarak üzerime minnet bıraktın. Sonra beni en üstün  topraktan yaratınca, benim için sadece bir çeşit nimete razı olmadın;  en yüce lütufla ve sonsuz ihsanınla çeşitli geçim vesileleri, nimet ve  yiyeceklerle beni rızıklandırdın. Bana tüm nimetlerini tamamlayıp  benden bütün belaları uzaklaştırdığında yine de cehaletim ve sana karşı  cüretim, beni sana yaklaştıracak vesileyi bana göstermene ve beni,  katına yaklaştıracak şeye muvaffak etmene engel olmadı. Seni  çağırdığımda bana icabet ettin, hacet istediğimde hacetimi verdin, sana  itaat ettiğimde beni mükafatlandırdın, şükrettiğimde bana nimetini  artırdın. Bütün bunların nedeni bana nimetini tamamlayıp lütufta  bulunmandır. Sen her türlü kusur ve noksanlıktan münezzehsin,  münezzehsin; varlıkları yaratan ve meydana getiren ve tekrar kendine  döndüren sensin. Hamda lâyık olan sensin; şanın yücedir; isimlerin  mukaddestir; nimetlerin büyüktür. Allah'ım! Hangi nimetini sayabilirim,  hangisini hatırlayabilirim?! Veya hangi bağışlarının şükrünü yerine  getirebilirim?! Ey Rabb'im! Senin bana nimetlerin sayanların sayıp  bitiremeyeceği ve bilmek isteyenlerin bilemeyeceği kadar çoktur.  Allah'ım! Benden giderdiğin ve uzaklaştırdığın zorluk, zarar ve  ziyanlar, sahip olduğum nimet ve afiyetten çoktur. İlahi! Ben imanımın  hakikatiyle, kalbimde yer eden yakinle, ihlaslı tevhidimle, içimde  saklı hakikatlerle, gözümün nurunun mecrasının bağlarıyla, anlımın  safhasının hatlarıyla, solunum yolumun delikleriyle, burun kemiğimin  yumuşak bölümüyle, kulak perdemin ses algılayan organıyla, dudaklarımın  içinde gizli olan şeyle, dilimin ses hareketiyle, üst ve alt çenemin  irtibat merkezleriyle, dişlerimin çıktığı yerlerle, yiyecek ve  içeceklerimi tatma duyumla, beynimi kapsayan kafatasımla, boyun  damarlarımla, göğüs kafesimin kapsadığı organlarla, şah damarımla,  kalbimin perdesinin avizesiyle, ciğerimin kenarına bitişen parçalarla,  kaburgalarımın kapsadığı şeylerle, kaslarımın bağlandığı yerle, faal  uzuvlarımın açılıp kapanışıyla, parmaklarımın ucuyla, etimle, kanımla,  saçımla, derimle, asabımla, bağırsağımla, kemiğimle, beynimle,  damarlarımla, tüm uzuvlarımla ve bebek oluşumdan itibaren oluşan  uzuvlarımla, yeryüzünün benden aldığı şeylerle, uykumla, uyaklığımla,  sükunetimle ve yine rüku ve secdelerimin hareketleriyle şehadet  ediyorum ki, eğer asırlar boyu yaşasam ve senin nimetlerinden birinin  şükrünü yerine getirmeye çalışsam,yerine getiremem; bunu ancak seni  lütfünle yerine getirebilirim ki bunun kendisi de yeni, ebedi ve köklü  bir şükrü gerektirmektedir. Evet, ben ve sayanlar senin geçmiş ve  gelecek nimetlerini saymaya veya nimetlerinin zamanlarını hesaplamaya  çalışsak hiçbir zaman sayamayız. Ben kim senin nimetlerini saymak kim?  Oysa sen konuşkan Kitab'ında ve sadık haberinde, Allah'ın nimetlerini  saymaya çalışsanız, sayıp bitiremezsiniz buyurmuşsun. Allah'ım!  Peygamberlerin ve elçilerine iblağ edilen ve vahiyle onlara indirdiğin  ve bu vasıtayla dini onlara yasadığın Kitab'ın ve haberlerin doğrudur.  Ancak ben tüm çabam ve gayretimle kapasitemce inanarak ve yakin ederek  diyorum ki: Hamd ve övgü, kendine miras alacak bir evlat edinmeyen,  yaratılışta kendisine muhalefet edecek mülkünde ortağı olmayan ve  dünyayı yaratışında kendisine yardım edecek bir yardımcısı olmayan  Allah'a mahsustur. Münezzehtir, münezzehtir -çocuğu ve ortağı  olmaktan-. Eğer o ikisinde -gökte ve yerde- Allah'tan başka bir ilah olsaydı fesat çıkardı ve dağılırlardı.
           
           

     Tek, bir, ihtiyacı olmayan, doğmayan ve doğrulmayan, eşi ve benzeri  olmayan Allah münezzehtir. Allah'a hamdolsun; öyle bir hamd ki  yakınlaştırılmış meleklere ve gönderilmiş peygamberlere denktir.  Allah'ın salat ve selamı seçtiği kulu, peygamberlerin sonuncusu  Muhammed'e ve onun tertemiz, arınmış ve muhlis kılınmış Ehl-i Beyt'ine  olsun.
                                Sonra İmam (as) gözlerinden yaşlar aktığı halde daha fazla bir rağbetle şöyle devam etti:
                                 Allah'ım! Seni görüyormuşum gibi beni kendinden korkut ve beni takvayla  saadete kavuştur; sana karşı günah işleyerek kalbimi katılaştırma,  takdirlerinde bana hayır ve bereket ver ki geciktirdiğin şeyin bana  acele verilmesini ve acele verdiğin şeyin de geciktirilmesini  istemeyeyim. Allah'ım! Nefsime zenginlik, kalbime yakin, amelime ihlas,  gözüme nur, dinimde basiret ve bilinç ver ve azalarımı güçlü kıl,  kulağımı ve gözümü (işiten ve gözümün nuru çocuklarımı) benim iki  mirasçım kıl ve hakkımda zulmedene karşı bana yardım et ve bunda  intikam ve galibiyetimi bana göster ve gözlerimi aydınlat. Allah'ım!  Sıkıtımı gider, kusurumu ört, hatalarımı bağışla, şeytanımı benden  uzaklaştır,zimmetimi serbestliğe çıkar (üzerimde hiçbir hak kalmasın);  ve ey Rabb'im, dünya ve ahirette benim için yüksek bir derece ver.  Allah'ım! Beni yaratıp, duyan ve gören yaptığın için sana hamd olsun.  Beni yaratmaya ihtiyacın olmadığı halde hakkımda bir rahmet olarak beni  yarattığın ve azalarımı birbirine uygun, düzgün kıldığın için sana  hamdolsun. Rabb'im; beni icat ettiğin ve yaratılışımı dengeli kıldığın  gibi; Rabb'im, beni yarattığın ve yüzümü güzel kıldığın gibi; Rabb'im,  bana ihsanda bulunduğun ve afiyet verdiğin gibi; Rabb'im, afetlerden  koruduğun ve muvaffak kıldığın gibi; Rabb'im, nimet verdiğin ve hidayet  ettiğin gibi; Rabb'im, seçtiğin ve bütün hayırlardan verdiğin gibi;  Rabb'im, beni yedirdiği ve içirdiği gibi; Rabb'im, ihtiyaçsız kıldığın  ve hoşnut ettiğin gibi; Rabb'im, bana yardım ettiğin ve izzet verdiğin  gibi; Rabb'im, bana keramet elbisesi giydirdiğin ve yarattığın  şeylerden yeteri kadar bana verdiğin gibi Muhammed ve Ehl-i Beyt'ine  rahmet eyle ve bana zamanın sıkıntıları, gece ve gündüzün çekişmeleri  karşısında yardım et. Beni dünyanın ıstıraplarından ve ahiretin  kederlerinden kurtar ve yeryüzünde zalimlerin yaptıkları  -kötülükler-den beni koru.
              Allah'ım! Endişelendiğim şeylerden bana  güven ver, korktuğum şeylerden beni koru, nefsimi ve dinimi koru,  yolculuğumda beni koru, mal ve ailemde benden geriye salih bir evlat  bırak. Bana verdiğin rızklara bereket ver. Beni kendi yanımda alçak  gönüllü kıl ve halkın gözünde ise yücelt; cinlerin ve insanların  kötülüğünden beni selamet kıl; günahımdan dolayı beni rezil etme,  içimde gizli olan şeyden dolayı beni cezalandırma, amelimden dolayı  beni (azap ve belalara) müptela etme, nimetlerini benden alma ve beni  kendinden başkasına bırakma. Rabb'im! Beni kime bırakıyorsun? Akrabalık  bağını koparacak olan bir akrabaya mı? Yoksa bana öfkelenen uzak ve  yabancıya mı? Ya da beni zayıf düşürecek olan birine mi? Oysa sen benim  Rabb'imsin, işlerimin sahibisin; garipliğimi, kimsesizliğimi ve  menzilimin uzaklığını ve işlerimin sahibi kıldığın kimse karşısında  zilletimi sana şikayet ediyorum. Allah'ım! Gazabını bana helal kılma;  eğer sen bana gazap etmezsen başkalarından endişem olmaz. Münezzehsin  sen. Senin bana afiyetin geniştir; o halde senden diliyorum ki ey  Rabb'im, yeryüzünün ve göklerin kendisiyle aydınlandığı, karanlıkların  aydınlığa kavuştuğu ve öncekilerin ve sonrakilerin kendisiyle ıslah  olduğu veçhinin nuru hürmetine beni kendi gazabın üzerine öldürme,  öfkeni benim üzerime indirme, bundan (ölmeden) önce benden razı olmamak  için istediğin kadar bana zorluk göster. Senden başka hah yoktur.  Mekke'nin, Meş'ar-ul Ham'ın, bereketli ve insanlar için güvenli  kıldığın Beyt-ul Atik'in Rabb'isin. Ey sabrıyla çok günahları  bağışlayan, ey lütfüyle nimetleri indiren, ey kendi keremiyle çok büyük  bağışla bulunan, ey zor günlerimde dayanağım, ey yalnızlığımda  arkadaşım, ey sıkıntılarımda imdadıma koşan ve ey veli nimetim benim!  Ey Rabb'im ve babalarım İbrahim, İsmail, İshak ve Yakub'un Rabb'i ve ey  Cebrail, Mikail ve İsrafil'in Rabb'i ve ey peygamberlerin sonuncusu  Muhammed'in ve onun seçkin Ehl-i Beyt'inin Rabb'i ve ey Tevrat, İncil,  Zebur'u ve Furkan'ı (Kur'an'ı) indiren, Kâf Ha Ya Ayn Sâd, Tâ Hâ, Ya  Sîn ve Kur'an-ı Hekim'in Rabb'i! Yollar tüm genişliğine rağmen bana  zorlaşınca ve yer tüm bolluğuyla bana daralınca sığınağım sensin; eğer  senin rahmetin olmasaydı kesinlikle ben helak olanlardan olurdum. Beni  hatalardan alıkoyan sensin; eğer benim -günahlarımın- üzerini  örtmeseydin kesinlikle rezil olanlardan olurdum.
                                Yardımınla  düşmanlarıma karşı beni destekleyen sensin; eğer senin yardımın  olmasaydı mağlup düşenlerden olurdum. Ey yücelik ve üstünlüğü kendine  has kılan, izzetiyle dostları aziz olan, ey padişahların boynuna zillet  halkasını geçiren ve heybetinden padişahların kendisinden korktuğu zat;  ey gözlerin ihanetini ve göğüslerde gizli olanı, zaman ve asırların  geleceklerini bilen; ey nasıl olduğunu kendisinden başka hiç kimse  bilmeyen, ey ne olduğunu kendisinden başkası bilmeyen, ey yeryüzünü su  üstünde tutan ve gökyüzüyle havayı kapatan, ey en güzel isimler  kendisinin olan, ey hiçbir zaman kesilmeyen ihsan sahibi, ey -Mısır-  kervanını Yusuf-u kurtarmak- için Kafr çölünde tutup onu kuyudan  çıkaran, ey Yusuf'u kölelikten sonra padişah yapan, ey üzüntüden  gözleri ağardıktan sonra üzüntüsünü sabırla gizleyen Yakub'a Yusuf'u  döndüren, ey Eyyub'tan zorluk ve sıkıntıyı gideren ve yaşlandıktan  sonra -çocuk sahibi olan- İbrahim'in elini, oğlunu kesmekten alıkoyan,  ey Zekeriyya'nın duasını kabul ederek ona Yahya'yı veren ve onu yalnız  ve kimsesiz bırakmayan, ey Yunus'u balığın karnından dışarı çıkaran, ey  denizi İsrailoğulları için yarıp onları kurtaran, Firavun ve ordusunu  boğan, ey rüzgarları rahmet -yağmuru- müjdeleyicisi olarak gönderen, ey  kendine karşı günah işleyen kullarını cezalandırmada acele etmeyen, ey  sürekli senin nimetlerinle nimetlendikleri ve senin rızkını yedikleri  halde diğerlerine tapmakta olan sihirbazları, uzun bir zaman inkâr edip  sürekli kendisine düşmanlık etmeleri, karşı çıkmaları ve  peygamberlerini yalanlamalarından sonra kurtaran; ya Allah, ya Allah;  ey kainatı yoktan var eden, ey eşi olmayan yaratıcı, ey hiçbir zaman  fani olmayacak sürekli, ey hiçbir diri olmadığı zaman diri olan, ey  ölüleri dirilten, ey herkesin başına kazandığını getiren, ey kendisine  az şükrettiğim halde beni mahrum etmeyen, hatalarım çok olmasına rağmen  beni rezil etmeyen, beni günah işlerken gördüğü halde insanlara  tanıtarak haysiyetimi dökmeyen, ey bana sayısız bağışlarda bulunan ve  nimetlerini telafi edemediğim; ey bana hayır ve ihsanla yönelen, benim  ise kendisine günah ve isyanla yöneldiğim, ey nimetine şükretmeyi  öğrenmeden beni imana hidayet eden, ey hastayken çağırdığımda bana şifa  veren, çıplakken beni giydiren, açken beni doyuran, susuzken beni suya  doyuran, zelilken bana izzet veren, cahilken beni bilgilendiren,  yalnızken -yalnızlığımı- çokluğa dönüştüren, gayıp ve vatanımdan  uzakken beni geri döndüren, fakirken beni zenginleştiren, yardım  istediğimde bana yardım eden, zenginken nimetini benden almayan ve  bütün bunları senden istemekten sakındığım halde kendiliğinden vermeye  başlayan; o halde hamd ve şükür sana mahsustur; ey sıkıntılarımı  gideren, duamı kabul eden, kusur ve ayıbımı örten, günahımı bağışlayan,  beni isteklerime kavuşturan ve düşmanıma karşı zafere ulaştıran; eğer  senin nimetlerini, bağışlarını ve değerli ihsanlarını saymaya  kalkışsam, sayıp bitiremem. Ey mevlam! Bağışta bulunan sensin, nimet  veren sensin, ihsanda bulunan sensin, güzelleştiren sensin, üstün kılan  sensin, mükemmelleştiren sensin, rızıklandıran sensin, muvaffak kılan  sensin, bağışta bulunan sensin, zengin yapan sensin, sermaye veren  sensin, sığınak veren sensin, yeterli olan sensin, hidayet eden sensin,  -hatalardan- koruyan sensin, -ayıbımı- örten sensin, bağışlayan sensin,  mazeretimi kabul eden sensin, güç veren sensin, izzet veren sensin,  yardım eden sensin, destek veren sensin, teyit eden sensin, zafer veren  sensin, şifa veren sensin, afiyet veren sensin, ikram eden sensin,  üstünsün, yücesin; o halde hamd sürekli sana hastır, sabit ve ebedi  şükür sana mahsustur. Ben ise ya Rabb'im! Günahlarımı itiraf ediyorum,  günahlarımı bağışla; kötü yapan benim, hata yapan benim, günahına ısrar  eden benim, cahillik yapan benim, gaflet eden benim, yanlışlık yapan  benim, kendine dayanan benim, -günahında- kasıtlı olan benim, söz veren  ve sözünde durmayan benim, ahdini bozan benim, -misakını- ikrar eden  benim, nimetlerini itiraf eden ve sonra yine günahlarına dönen benim; o  halde günahlarımı bağışla; ey kullarının günahları kendisine zarar  vermeyen, kullarının itaatine ihtiyacı olmayan ve kullarından iyi amel yapanı kendi yardım ve rahmetiyle ona muvaffak kılan!
                                 O halde hamd sana mahsustur ey Rabb'im ve mevlam. Ey Rabb'im! Sen bana  emrettin, ben ise sana itaatsizlik ettim; sen beni sakındırdın, ben ise  senin sakındırdığın şeyi işledim; şimdi ise artık ne mazeret  gösterebileceğim bir bahanem var ve ne de yardım alabileceğim bir  desteğim. O halde hangi vesileyle sana geleyim ey mevlam?! Kulağımla  mı, gözümle mi, dilimle mi, elimle mi, ayağımla mı? Bunların hepsi,  kendileriyle sana karşı itaatsizlik ettiğim senin nimetin değil mi?! Ey  mevlam! Sen hücceti tamamladın ve yolu ben kendime kapadım -haklısın ve  ben sorumluyum-. Ey günahımı babalardan ve analardan örterek onların  bana eziyetini önleyen, akrabalarımdan ve kardeşlerimden örterek beni  kınamalarını engelleyen, sultanlardan örterek beni cezalandırmalarına  mani olan! Ey mevlam! Eğer senin benim hakkımda bildiğin şeyi onlar da  bilseydiler bir daha bana bakmaz, beni kendilerinden uzaklaştırır ve  ilişkilerini benden keserlerdi. Ey Rabb'im, şimdi ben ey mevlam, senin  huzurunda huzu içinde, zelil, çaresiz ve hakirim; ne mazeret  getireceğim bir bahanem, ne yardım alabileceğim bir desteğim, ne sebep  gösterebileceğim bir delil var; ne de günah işlemediğimi ve çirkin bir  iş yapmadığımı söyleyebilirim ve eğer inkar edecek olsam da ey mevlam,  bunun bir yararı olmaz bana! Nasıl yapabilirim ki bunu, oysa tüm  uzuvlarım aleyhime tanıktırlar ve ben kesinlikle biliyorum ki büyük  günahlarımdan dolayı sen beni sorguya çekersin; sen zulmetmeyen adil  bir hakimsin; senin adaletin beni helak edersin; ben senin adaletinden  sana sığınıyorum. Rabb'im! Bana hücceti tamamladıktan sonra beni  cezalandıracak olursan, bu benim günahlarımdan dolayıdır ve eğer beni  affedecek olursan, bu da senin sabrın, bağışın ve ihsanından dolayıdır.  Senden başka ilah yoktur, tenzih ederim seni, ben zalimlerden oldum;  senden başka ilah yoktur, tenzih ederim seni, ben bağışlanma  dileyenlerden oldum; senden başka ilah yoktur, tenzih ederim seni, ben  seni tek bilenlerden oldum; senden başka ilah yoktur, tenzih ederim  seni, ben korkanlardan oldum; senden başka ilah yoktur, tenzih ederim  seni, ben -senin azabından- endişe edenlerden oldum; senden başka ilah  yoktur, tenzih ederim seni, ben ümit edenlerden oldum; senden başka  ilah yoktur, tenzih ederim seni, ben yönelenlerden oldum; senden başka  ilah yoktur, tenzih ederim seni, ben lâ ilahe illallah söyleyenlerden  oldum; senden başka ilah yoktur, tenzih ederim seni, ben isteyenlerden  oldum; senden başka ilah yoktur, tenzih ederim seni, ben tesbih  edenlerden oldum; senden başka ilah yoktur, tenzih ederim seni, ben  tekbir söyleyenlerden oldum; senden başka ilah yoktur, tenzih ederim  seni; sen benim Rabb'im ve geçmiş babalarımın Rabb'isin. Allah'ım! Bu,  seni ululayan senamdır, senin tekliğini anmakta benim ihlasımdır, senin  saydığım nimetlerine ikrarımdır; her ne kadar ikrar etsem de onların  çokluğundan, fazlalığından, açıklığından ve varlıklarının benden  önceliğinden dolayı onları saymaya gücüm yetmez; beni yarattığın andan  itibaren onların tümü için benden ahd aldın ve hayatımın başından beni  fakirlikten zenginliğe ulaştırdın, ben -kendime zulmedenlerden oldum;  sıkıntımı giderdin, kolaylık ve rahatlığa sebep oluşturdun, zorlukları  defettin, çaresizliğimi giderdin, bedenime sağlık verdin, dinime  selamet verdin ve eğer nimetlerini saymam için dünyanın başından sonuna  kadar bütün herkes bana yardımcı olsa, ne ben ve ne de onlar  nimetlerini sayıp bitirmeye gücümüz yetmez. Sen mukaddes ve yücesin;  kerim, ulu ve Rahim bir Rabb'sin. Nimetlerin sayılmaz, senaların  söylenip bitirilmez, ihsanların telafi edilmez; Muhammed ve Ehl-i  Beyt'ine rahmet eyle ve bize nimetlerini tamamla, sana itaatle bizi  saadete erdir; Sen münezzehsin, senden başka ilah yoktur. Allah'ım! Sen  sıkıntısı olanlara icabet edersin, kötülüğü giderirsin, kederi olanlara  yardım edersin, hastaya şifa verirsin, fakiri zenginleştirirsin, kırığı  onarırsın, küçüğe merhamet edersin, büyüğe yardım edersin; senden başka  destek yoktur, senden üstün bir kudret yoktur, sen yücesin, büyüksün;  ey esirleri kurtaran, ey küçük çocuğa rızk veren, ey korkup sığınak  dileyenlerin sığınağı, ey ortağı ve veziri olmayan! Muhammed ve Ehl-i  Beyt'ine rahmet eyle ve bu ikindi vakti kullarından birine verdiğin  nimetlerin en üstününü bana ver. Kullarına verdiğin zahiri nimetlerden  ve sürekli yenilediğin batini nimetlerden, bertaraf ettiğin belalardan,  giderdiğin sıkıntılardan, duyduğun (kabul ettiğin) dualardan, kabul  ettiğin iyiliklerden ve örttüğün günahlardan (bana bu nimetlerden ver);  gerçekten sen lütuf sahibisin, her şeyden haberin var ve sen her şeye  kadirsin. Allah'ım! Sen kendisinden istenilen en yakın kişisin, en  süratli icabet edensin, en cömert affedensin, en fazla bağışta  bulunansın, kendisinden istenileni en iyi duyansın; ey dünya ve  ahiretin esirgeyen ve bağışlayanı; senin gibi bir istenilen yoktur,  senden başka bir hedef ve arzu yoktur. Çağırdığımda bana icabet  edersin, senden istediğimde bana verirsin, sana yöneldiğimde bana  şefkat gösterirsin, sana yakardığımda bana yetersin. Allah'ım! Kulun,  elçin ve peygamberin Muhammed'e ve onun tertemiz Ehl-i Beyt'inin tümüne  rahmet eyle, nimetlerini bize tamamla, bağışlarını bize tatlı kıl, bizi  sana şükredenlerden ve senin nimetlerini ananlardan yaz; amin ey  alemlerin Rabb'i. Allah'ım! Ey malik olan ve güç yetiren, güç yetiren  ve kahreden, kendisine karşı günah işlenen ve -günahı- örten,  kendisinden bağışlanma dilenen ve bağışlayan, ey talep eden  yönelenlerin hedefi, ümit edenlerin ümidinin zirvesi, ey ilmi her şeyi  kuşatan ve rafeti, şefkati ve sabrı özür dileyenleri kapsayan.  Allah'ım! Peygam
      

    
arefe gününde imam hüseyinin (a.s) duasi
           
berin,  elçin, yaratıklarının arasından seçtiğin, vahyine emin kıldığın,  müjdeleyici ve korkutucu, parlak -hidayet- lambası olan ve kendisiyle  Müslümanlara minnet bıraktığın ve alemlere rahmet kıldığın Muhammed'le  şereflendirdiğin ve yücelttiğin bu ikindi vakti sana yöneliyoruz.

                            Allah'ım! Muhammed ve Ehl-i Beyt'ine rahmet eyle; nitekim Muhammed  senin rahmetine lâyıktır; ey yüce. Ona ve seçkin, tertemiz Ehl-i  Beyt'ine rahmet eyle ve bizi af hediyenle ört. Feryat ve figanlar  çeşitli dillerle sana yükselmektedir. O halde Allah'ım, bu ikindi vakti  kulların arasında taksim ettiğin bütün hayırlardan, hidayet ettiğin  nurdan, yaydığın rahmetten, giydirdiğin afiyet elbisesinden ve yaydığın  rızktan bize de pay ver; ey merhametlilerin en merhametlisi. Allah'ım!  Bu anda bizi kurtuluşa ermiş, saadete kavuşmuş, iyiliğe ulaşmış ve  faydalanmış kıl; bizi ümitsizliğe kapılanlardan kılma, bizi rahmetinden  mahrum etme, bizi arzuladığımız lütfünden nasipsiz etme, bizi  rahmetinden mahrum etme, ihsanından ümit ettiğimiz lütfünü bizden  engelleme, bizi meyus geri çevirme, kapından kovulmuşlardan etme; ey  cömertlerin en cömerdi ve ye kerimlerin en kerimi! Yakinle sana yüz  tuttuk, Beyt-i Haram'ına davetine lebbeyk dedik ve onun ziyaretini  kastettik; o halde onun amellerinde bize yardımcı ol, haccımızı kemale  erdir, bizi affet ve bize afiyet ver; elimizi sana uzattık ve zilletle  günahlarımızı itiraf etmekteyiz. Allah'ım! Bu ikindi vakti senden  istediğimiz şeyi bize ver ve senden yapmanı niyaz ettiğimiz şeyi yap;  bize senden başka yetecek yoktur, senden başka Rabb'imiz yoktur; hükmün  hakkımızda geçerlidir, ilmin bizi kuşatmıştır, hakkımızda hükmün  adalettir; bizim için hayrı takdir et ve bizi hayır ehlinden kıl.  Allah'ım! Cömertliğinle bize büyük mükafat, iyi birikim ve sürekli  huzur ver; bizim tüm günahlarımızı bağışla, bizi helak olanlarla helak  etme, rahmetini ve rafetini bizden çevirme; ey merhametlilerin en  merhametlisi. Allah'ım! Bu anda bizi, senden hacet istemeleri peşinden  hacetlerini verdiklerinden, sana şükretmeleri peşinden kendilerine  nimetlerini artırdıklarından, sana tevbe ettiklerinde tevbelerini kabul  ettiklerinden, bütün günahlarından uzaklaştıklarında bağışladıklarından  eyle; ey celal ve ikram sahibi. Allah'ım! Bize başarı ve güç ver; ey  kendisinden istenilenlerin en hayırlısı, yakarışımızı kabul et, ey  merhametlilerin en merhametlisi. Ey kirpiklerin kapanışı, gözlerin  kırpışı, içlerde gizli olan ve kalplerde saklı olanlar kendisine gizli  olmayan; evet, senin ilmin bütün bunları saymış ve hilmin kapsamıştır;  sen zalimlerin söylediklerinden münezzeh ve çok yücesin. Yedi kat  gökler, yerler ve bunların arasındakiler seni tesbih etmekteler; seni  tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur. O halde hamd, yücelik ve üstünlük  senindir, ey celal ve ikram sahibi, ey lütuf ve ihsanların ve büyük  bağışların sahibi! Sen cömert ve kerimsin, yumuşak ve rahimsin.  Allah'ım! Helal rızkını bana artır, vücuduma ve dinime afiyet ver,  korkuma emniyet ver ve beni cehennem ateşinden kurtar. Allah'ım! Beni  hilene müptela etme (tedbirinle beni cezalandırma), ansızın gelen azaba  duçar etme, beni rezil etme; cinlerin ve insanların kötülüğünü benden  uzaklaştır.
                            Sonra İmam, mübarek başını gök yüzüne doğru kaldırdı ve gözlerinden yaşlar aktığı bir halde yüksek sesle şöyle devam etti:
                            Ey duyanların en iyi duyanı, ey görenlerin en iyi göreni, ey en süratli  hesaba çeken ve ey merhametlilerin en merhametlisi! Muhammed'e ve  değerli ve kutlu Ehl-i Beyt'ine rahmet eyle. Allah'ım! Senden, bana  verdiğinde, benden alıkoyduğun şeylerin artık bana zarar  dokundurmayacağı ve benden alıkoyduğunda artık verdiğin şeylerin bana  yararı olmayacağı hacetimi istiyorum. Beni cehennemden kurtar; senden  başka ilah yoktur; teksin, ortağın yoktur; mülk senindir, hamd sana  mahsustur ve senin her şeye gücün yeter; ey Rabb'i, ey Rabb'i, ey  Rabb'i!

       
Total Visit: 286
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.