Çarsamba 8 Şubat 2012 - 16:54

الأربعاء ١٦ ربيع الأول ١٤٣٣

چهارشنبه ۱۹ بهمن ۱۳۹۰ - ۱۸:۲۴

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       


A'RAF'IN ANLAMI

     
allah c.c.
     

     A'raf kelimesi, Kur'ân'da sadece Â'râf Suresi'nin  bu dört ayetinde (46-49) zikredilmiştir. Bu ayetler üzerindeki  incelememizin sonucuna göre A'raf, kıyamet günü ortaya çıkacak olan  yüce insanî makamlardan biridir. Yüce Allah bu makamı, mükâfat ve ceza  yurtları arasında, bu yurtları birbirinden ayıran bir perde, bir engel  olarak ifade ediyor. Perde, doğal olarak her iki tarafla ilişkili  olmakla birlikte, bu iki tarafın hükmü dışındadır. Bu engelin tepeleri,  yüksek yerleri vardır ve bu tepelerde bazı adamlar bulunmaktadır. Bu  adamlar, ilkinden sonuncusuna kadar bütün insanlara yukardan bakarlar.  Herkesi, en yücesinden en aşağısına kadar bütün farklı dereceleri ile  bulunduğu makamda görürler. Herkesi özel durumu ve ameli ile tanırlar.  İstedikleri kimse ile konuşabilirler. İstediklerine güvence verirler ve  Allah'ın izni ile cennete girme emri verirler.

     
       
Bunlardan  anlaşılıyor ki, bu kimselerin özel bir konumu vardır. Bu konum iyi  ameller sayesinde elde edilen mutluluk ile kötü işler yüzünden  karşılaşılan bedbahtlık dışında bir konumdur; bu iki makamın her  ikisinin de üstünde olduğu için bu makamların her ikisi için de hüküm  ve egemenlik kaynağı olan bir makamdır.
     
     

      Daha iyi  anlaşılabilmesi için bu makamı padişahların çevresinde oluşan  hiyerarşinin ışığında değerlendirebiliriz. Bilindiği gibi dünya  hükümdarlarının çevresinde onların nimetleri ile nimetlenen,  merhametlerinin kapsamına giren, canlarının istediği gibi mutlu hayat  süren mutlu bir kesimin yanı sıra zindanlarda ceza çeken, acı içinde  kıvranan bahtsız bir kesim vardır. Bunlar, mutlu ve bedbaht  kimselerdir. Bunların arasında birbirlerine karışmalarını önleyen bir  üçüncü kesim vardır. Bu üçüncü kesim, bu iki kesime hükmeder, onların  işlerini düzenler. Bu kesimin bir bölümünü, hizmet elemanları  oluşturur. Bunlar, mutlu kesime nimet sunarak ve bedbahtlara azap  ileterek hükümdara hizmet ederler. Kendileri de mutlu kesimdendirler.  Bu kesimin diğer bir bölümü, hizmet elemanlarının ötesindedir. Bunlar,  bütün bu kesimlerin işlerini düzenlerler ve hükümdara en yakın  aracılardır. Onlar da mutlu kesimdendirler. Çünkü mutluluğun mutlaklık  ve kayıtlılık bakımından değişen, farklı dereceleri vardır.

     

      Hesaplaşma gününün hükümdarı olan yüce Allah için de böyle bir uygulama  sistemi imkânsız değildir. O, insanların bir kesimini rahmetinin  kapsamına alarak iyilikleri sayesinde onları cennete koyabilir ve  bereketlerini onlara bol bol ihsan edebilir. Çünkü O, büyük lütuf  sahibi ve günahların affedicisidir. Buna karşılık, insanların bir başka  kesimini de işledikleri kötülükler yüzünden cehenneme koyabilir. Çünkü  O, üstün iradeli, intikam alıcı, şiddetli azabı olan ve günahkârları  yakalayandır. Bunların yanı sıra bir üçüncü kesim insanlara da kendisi  ile sözü edilen iki kesim arasında aracılık etme izni verebilir. Bu  kimseler, O'nun bu iki kesim hakkındaki emirlerini ve hükümlerini  yü-rütürler veya O'nun kimin mutlu ve kimin bedbaht olduğu ile ilgili  hükmünü insanlara bildirirler. Çünkü O, kahredici birdir, her şeyi  dilediği gibi kahreder. İstediğini aracı, istediğini mutlu ve  dilediğini bedbaht yapar. "Bugün mülk kimindir? Bir ve kahredici olan Allah'ındır." (Mü'min, 16) ayetinde buyrulduğu gibi. Bu noktayı iyi anlamak gerekir.

 

 


Total Visit: 966
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.