| ARABŞAH 32- Arabşâh: ‘İmâduddîn Arabşâh-i Yezdî, VIII/XIV. yüzyılın alim ve şairlerinden olup hayatı konusunda yeterli bir bilgi elde mevcut değildir. Onun Muzaffer b. Emir Mubârizuddîn Muhammed b. Muzaffer’in oğlu Şah Yahya ile çağdaş olduğunu biliyoruz. Şah Yahya, Şah Şuca’ın saltanat yıllarının büyük bir bölümünde Yezd hükümdarlığını yapmaktaydı. Şah Şuca’ın ölümünden sonra da Muzafferî hanedanının yeni çekişmelerine sahne oldu. Nihayet sonunda Emir Timur’un galebesinde iki oğlu Sultan Cihângir, Sultan Muhammed ve tüm Muzafferîlerle birlikte bu Gürganlı emirin emriyle öldürüldü. ‘İmâduddîn Arabşâh’ın Şah Yahya ile bağlantısı vardı, onu ve oğullarını Munisu’l-‘Uşşâk adlı manzumesinin mukaddimesinde övmüş ve bu eserini Şah Yahya adına söylemiştir. Bu manzume, yaklaşık bin beyit olup Nizâmî’nin Leylî vu Mecnûn vezninde söylenmiştir. Öldürülmüş olan Şeyh Şihâbuddîn Ömer Suhreverdî’nin rumuz ve işaretler yoluyla açıkladığı aşk, onun ortaya çıkışının niteliği ve aşamaları konusundaki Farsça risalesinden bir alıntı olup Arabşâh, büyük bir ustalıkla, seçkin sözlerle ve şairane süslemelerle ve tabii olarak sürekli nesirden nazme çevirirken aktarımda meydana gelen bazı dal ve budaklarla birlikte nazma geçirmiş ve buna Allah’a övgü ve hamd, peygambere na’t ve kendi dostlarının menkıbelerini, kendi yaşamını ve Şah Yahya’nın övgüsünü konu alan nispeten ayrıntılı bir mukaddime de eklemiştir. Manzumeyi yazan kişi, yazmanın sonunda Arabşâh’tan “el-Mevlayi’l-merhum ‘İmâduddîn Arabşâh” diye söz etmiştir. “el-Mevla” isminin kullanılmasından, ayrıca Arabşâh’ın beyan üslubundan ve büyük bir sağlamlıkla kullanılan irfanî kavramlardan onun basit ve normal bir şair olmadığı, aksine tasavvuf ve irfan büyükleri safında yer aldığı kuvvetle anlaşılır. Bu ‘İmâduddîn Arabşâh ile Yezd tasavvufçularının büyüklerinden olan Şeyh Kutbuddîn İbrahim’in kardeşi ve Şah Şuca’ ile Şah Yahya’nın çağdaşı olan Hâce ‘İmâduddîn arasında bir isim benzerliği bulunmaktadır. Elbette sırf bu isim benzerliği nedeniyle bu ikisini bir olarak kabul etmemiz yeterli değildir. Ancak bizi bu tür bir zanna sürükleyecek belirtiler de az değildir. Aşağıdaki beyitler onun Munisu’l-‘Uşşâk adlı eserindendir: Allah’ın hikmeti tıpkı yayda olan kaza oku gibidir. Ezel yıkanmışlığından yola çıkar, ebed yönüne doğru yol alır. Eski deniz coşkuya gelir, ebedi dalga dalgalanır. Cevherlerle parlatır, dokuz zümrüt salonla süslü. Çimenlik şeklini alıncaya kadar alanı düzene girer. |