Perşembe 29 Temmuz 2010 - 16:33

الخميس ١٨ شعبان ١٤٣١

پنجشنبه ۷ مرداد ۱۳۸۹ - ۱۸:۰۳

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 


ABDESTTE AYAKLARI MESHETMEK MI GEREKIR, YOKSA YIKAMAK MI?

     

Islam alimlerinin, abdestte ayagi meshetme yahut yikama hususunda görüs farkliliklari vardir. Ehl-i Sünnet alimleri ve özellikle Ehl-i Sünnet'in dört mezhep imami, abdestte ayagin yikanmasini farz-i ta'yinî bilirler. Zeydiyye imamlarindan Davud bin Ali ve Nasirulhak, abdestte ayagi hem yikamayi, hem de meshetmeyi farz olarak kabul etmislerdir. Ama Ehl-i Sünnet alimlerinden bazilari,  bu ikisinden birinin yapilmasini yeterli görüyorlar. Imamiyye ise, Ehl-i Beyt Imamlarina uyarak, ayagi meshetmeyi farz-i ta'yini bilir.     

Imamiyye'nin Delili:     

Imamiyye'nin delili, su ayet-i kerimedir:     

 " ...Ve meshedin basinizin bir kismini ve ayaklarinizi da iki mafsalsa dek." (Mâide/6)     

 Fahr-i Razi söyle diyor:     

"Meshi farz bilenlerin delilleri, "Ercül" kelimesindeki naklolan iki meshur kiraata dayalidir. Kiraat imamlarindan Ibn-i Kesir, Hamza, Ebu Amr ve Ebu Bekr'in rivayetine göre- Asim, lafzi esreyle, yani "Ercülikum" okumuslar. Nafi', Ibn-i Amr ve –Hafs'in rivayetine göre- Asim üstün (nasb) ile, yani "Ercülekum" okumuslardir.     

Sonra söyle ekliyor:     

"Ercül kelimesi esreyle, yani "Ercülikum" okunursa, o zaman Ruus'a atfedilir. Yani basin meshedilmesinin farz oldugu gibi ayaklarin da meshedilmesi farz olur."     

Fahr-i Razi sonra söyle diyor:     

"Eger bir kimse: "Ercül kelimesinin esreli olusu Ruus kelimesine matuf oldugundan degil, "cerr-i civar"dan dolayidir. Örnegin: "Cuhru zabbin haribin" cümlesinde "harib" kelimesi "zabbin" kelimesiyle bir arada oldugundan dolayi esreli okunmustur. Veya "Kebir-u unasin fi bicadin müzemmelin" cümlesindeki "müzemmil" kelimesi "bicadin" kelimesiyle bir araya geldiginden dolayi esreli olmustur." derse cevabinda deriz ki: "su bir kaç delile göre bu dogru degildir:     

1- "Cerr-i civar" gerekçesiyle kelimeyi esreli okumak dilbilgisi açisindan kural disi bir uygulamadir ve ancak siirlerde zaruret dolayisiyla bu tür garip yollara basvurulabilir. Kur'an-i Mecid'i böyle kural disi garip tabirlerden tenzih etmek gerekir.     

2- "Cuhru zabbin haribin" gibi cerr-i civar yöntemiyle okumak, ifade yönünden herhangi bir süphe ve karisikliga yol açmadigi taktirde uygulanabilir. Örnegin, söz konusu örnekte herhangi bir yanlis anlama söz konusu degildir. Çünkü, "Harib", "Zabb"in sifati olamaz, sadece "cuhr"un haberi olabilir. Ama abdest ayetinde bu yönteme basvurarak esreli okumak, mana yönünden belirsizlige yol açtigi için uygulanamaz. "Cerr-i civar" geregi esre, ancak harf-i atif olmadigi yerde olur. (Abdest ayetinde ise harf-i atif vardir). Harf-i atifla birlikte "cerr-i civar" kuralinin da gelmesini hiç kimse söylememistir."     

Fahr-i Razi sonra söyle devam ediyor:     

"Bir grup alimler, "Ercül" kelimesinin nasb (üstün) ile okunmasinin da meshi gerektirdigini söylemislerdir. Çünkü "ercülekum", "biruusikum" yerine mâtuftur. Bu kelime, "mef'ulün bih" oldugundan dolayi mahallen mensuptur. Fakat lafzan ba-i carre ile mecrurdur. "Ercülekum"un, "Ruus" kelimesinin mahalline atfedilip mensup okunmasi caiz oldugu gibi, "ruus" kelimesinin zahirine atfederek mecrur okunmasi da caizdir."     

Fahr-i Razi daha sonra söyle diyor:     

"Binaenaleyh, "Ercül"e de nasb veren amilin "Vemsehu" veya "Fegsilu"  oldugunu diyebiliriz. Ama eger iki amil bir ma'mulda toplanirsa, en yakin amilin amel etmesi daha uygundur. Öyleyse dediklerimize nazaran, Allah-u Teala'nin sözündeki "Ercülekum" lafzina nasb (üstün) veren amil "Vemsehu"dur."     

Fahr-i Razi sonra söyle diyor:     

"Buna göre "Ercülekum"un lamini nasb (üstün) ile okumak da ayaklarin meshedilmesini gerektirmektedir."     

Daha sonra söyle devam ediyor:     

"Alimlerin, hadislere dayanarak ayagin meshedilmesi farz degildir, demeleri dogru degildir. Çünkü (bu konudaki) tüm hadisler, "Ahbar-i ahad" babindandir. Kur'an'i, haber-i "vahid" ile neshetmek ise caiz degildir."     

Bütün bu delillere deginmesine ragmen Fahr-i Razi görüsünü söyle açikliyor:     

"Ayagi yikamak hakkinda çok hadis nakledilmistir, yikamak meshi de kapsamaktadir; ama bunun aksi öyle degildir. Çünkü yikamak ihtiyata daha yakindir. Bundan dolayi yikamak farzdir.  Demek ki, ayaklari yikamanin meshin yerine geçerli oldugu kesindir."     

Yikamakla ilgili hadisler hakkinda Ehl-i Beyt Imamlari ve onlara uyanlarin görüsüne yakinda deginecegiz. Fahr-i Razi'nin, "yikamak meshi de kapsamaktadir sözüne gelince; o apaçik bir yanilgidir. Çünkü gasl (yikamak) ve mesh, lugat, örf ve seriatta iki ayri hakikattir. Binaenaleyh gasl, kesinlikle meshin yerini almaz. Ama gerçek olan sudur ki, Fahr-i Razi, iki mahzurun arasinda kalmis; ya apaçik ayete muhalefet etmek veya onun görüsüne göre sahih olan hadislere muhalefet etmek. Bu çikmazdan kurtulmak için, "Gasl (yikamak) meshi de kapsamaktadir; bu ihtiyata daha uygundur, meshin yerine de geçerlidir." diyerek zanninca ayetle hadisin arasini cem'etmistir."     

Kim onun bu söz ve müdafaasina dikkatlice bakacak olursa, onun bir çikmazda oldugunu açikça görecektir. Eger ayet meshin farz olmasini açikça bildirmeseydi o, gaslin (yikamanin) meshin yerine geçerli olacagini söylemeye ihtiyaç bile duymazdi.

      Ehl-i Sünnet'in, fikih ve Arap edebiyati hakkinda görüs sahibi ve muhakkiklerinden bir grup Fahri Razi'nin itiraf ettigi gerçegi itiraf ederek bu ayetin meshetmenin farz oldugunu bildirdigini açiklamaktan kendilerini alamamislardir. Örnegin: Arastirmaci Seyh Ibrahim el-Halebî, "Gunyet-ul Mütemellî fi Serhî Muniyet-il Musallî Ale'l Mezheb-il Hanefi" kitabinda abdestle ilgili ayet hakkinda bahsederken söyle demistir:     

Abdest ayetinde geçen "Ercülekum" kelimesi, Kurra-i Seb'a (Yedi Kari) arasinda hem esre, hem de üstün ile okunmustur. Üstün ile okunmasi "vücuhekum" yerine atfedildiginden, esre ile okunmasi da cerr-i civardan dolayidir. Ama dogru olan su ki: "Ercül" kelimesi her iki kiraatta "Ruus" yerine matuftur; üstün ile okundugu takdirde mahalline, esre ile okundugu takdirde de lafzina matuftur."     

Daha sonra söyle devam ediyor:     

"Ercülekum"u, "vücuhekum"a atfetmek caiz degildir. Çünkü matufla matufun aleyh arasinda yabanci bir cümle (yani, vemsehu biruusikum) vaki olarak onlarin arasina ayrilik düsüyor. Oysaki bu ikisinin arasinda bir kelime dahi yer alamaz; nerede kaldi ki bir cümle vaki olsun."     

Merhum Seyh Ibrahim Halebî sonra söyle diyor:

      "Fesahatli hiçbir kimsenin sözünde "Zerebtu Zeyden ve merertu bi Bekrin ve Amren" diyerek, Amr'i Zeydin yerine atfetmesini duymamisim. Cerr-i civara gelince, bu tür tabir çok nadir olarak sifatlarda kullanilmaktadir. Örnegin bazilari söyle demistir: "Haza cuhru zabbin haribin" Te'kid'de ise sadece bir siirde geçmistir:     

"Ya sahib," bellig zeviz-zevecati kullihim: En leyse vaslun iz nhallet ure'z-zenebi" Ferra'nin naklettigine göre "kullihim" cerr-i civardan dolayi esreyle okunmustur."     

Sonra sunu da sözüne ekliyor:     

"Ama atif harflerinde cerr-i civar kuralini uygulamak kesinlikle caiz degildir. Çünkü atif, cerr-i civari menediyor."     

Iste bunlar Seyh Ibrahim Halebî'nin sözleridir."     

Bu gerçegi itiraf edenlerden biri de, Sindî ismiyle meshur olan Ebu'l Hasan Muhammed bin Abdulhadi'dir. Sindî, Ibn-i Mace'nin sünenine yazdigi hasiyede, -Kur'an'in zahirinden meshin anlasildigina yakin ettigini ifade ederek- söyle diyor:     

"Kur'an'in zahiri, (abdest ayeti) meshi göstermektedir. Çünkü esreyle, yani "Ercülikum" seklinde okundugunda, "ruusikum" yerine atfedilir; üstünle yani "Ercülekum" seklinde okundugunda da "ruusikum"un mahalline atfedilir. (Her iki durumda meshi gerektirir.)     

"Ercül"ün üstünle okunup "ruus"un mahalline atfedilmesi cerr-i civardan daha uygundur. Nitekim Nahv ilminin bilginleri de buna tasrih etmislerdir." Yine diyor ki : "Cerr-i civar Arapça'da pek azdir, ama mahalline atfetmek yaygin ve çoktur. Bu açiklamayla, matuf ve matufun aleyh'in birbirinden ayri düsmesinden de kurtulmus oluruz. Bu beyana göre, Kur'an'in zahiri, meshe delalet etmektedir."     

Ama maalesef, o da digerleri gibi ayagi yikama babinda Kur'an yerine hadislere bakmistir.     

Zemahseri, Tefsir-i Kessaf'da abdest ayetiyle ilgili olarak filozofluk taslayarak söyle demistir:     

"Yikanan üç uzuv arasinda yer alan "Ercül" (ayaklar) suyun onun üzerine dökülmesiyle yikaniyor. Yikanmasinda, nehyedilen israfa yol açabileceginden dolayi abdestte meshedilen üçüncü uzva (Ruus) atfedilmektedir. Bu atif, onun meshedilmesi için degildir, sadece suyun onun üzerine dökülmesinde iktisatli davranmanin gerekli oldugu içindir."     

Zemahserî sonra söyle devam ediyor:     

"Allah-u Teala, "Ile'l-Ka'beyn" tabiriyle de, ayagin meshedilmesini zannedenin zannini gidermek için onun nihayetini belirtmistir. Çünkü meshin, Islam seriatinda nihayeti belirlenmemistir."     

Evet, o bu sözleriyle "Ercül"ün, "Ruus" yerine atfedilmesinde hikmeti kesfettigini, "ile'l-Ka'beyn" tabirinin ayagi yikamanin haddini belirledigini iddia ediyor. Onun sözleri, Islamî meseleleri, dogru yöntemlere dayanarak istihraç etme yerine, ayeti kendi mezhebine tatbik ve tevil etmenin açik bir örnegidir. Onun bu sözleri tefsir degil, bir nevi kehanettir. Ayaklarin yikanmasini kesin ve zaruri kabul eden kimseden baskasi için bu sözler bir sey ifade etmez. Oysaki ayagi yikamak ihtilafli bir meseledir. Ama o, bunu nazara bile almamistir. Oysaki kendi mezhebinin bilginleri bile, Kur'an'in zahirinin, meshin farz olmasini gösterdigini itiraf etmektedirler. Kisacasi bu konuda, "Ercü"lün, "Ruus"a atfedilmesiyle ilgili Nahv kurallari bile tek basina bizim için yeterlidir. Islam bilginleri, nass ve fetva açisindan bunda ittifak etmislerdir.  

      Ayagi Yikamakla Ilgili Hadislere Bir Bakis     

Ayagi yikamakla ilgili hadisler iki kisimdir. Abdullah bin Amr bin As'in hadisi gibi bazi hadisler açikça yikamaya delalet etmemektedirler. Müslim ve Buhari'de Abdullah'tan tahriç edilen hadiste söyle diyor:     

"Hz. Resulullah'la birlikte yolculuktaydik; Resulullah (s.a.a) bizden geriye kaldi, (biraz bekledikten) sonra gelip bize ulasti. Ikindi namazinin vakti de gelip çatmisti. Abdest alirken ayaklarimizi meshediyorduk. Resulullah (s.a.a); "Vay topuklara atesten!" dediler."     

Bu hadis sahih oldugu takdirde meshi gerektirir, yikamayi degil. Çünkü Resul-i Ekrem, onlari bu amelden nehyetmemistir; hatta onlarin bu amelini te'yit bile etmistir. Sadece topuklarinin kir ve necasetini kinamistir. Çünkü onlarin arasinda bir grup yalin ayakli bedevi Araplar vardi, bunlar idrar ettiklerinde, özellikle yolculukta idrarin ayaklara siçramasindan kaçinmiyorlardi. Bundan dolayi, necis ve kirli ayaklarla namaz kilmamalari için Resulullah (s.a.a) onlari ikaz etmistir.     

Bazi rivayetler ise ayagin yikanmasina delalet etmektedir. Örnegin, Osman'in kölesi Hamran'in naklettigi hadis:     

Hamran söyle diyor: "Osman'i gördüm; su kabindan ellerine su döktü, üç kere ellerini yikadi, sonra sag elini kaba daldirdi; agzina, burnuna su aldi." Sonra söyle devam ediyor: "Daha sonra üç defa ayaklarini yikadi ve söyle dedi: Resulullah (s.a.a)'in benim abdest aldigim gibi abdest aldigini gördüm."     

Veya Abdullah bin Zeyd bin Asim el-Ensarî'nin hadisi:     

Abdullah'a, "Resulullah'in aldigi abdest gibi abdest al" dediklerinde, bir kab su istedi, ondan ellerine döktü, sonunda topuklarini yikadi ve söyle dedi: "Hz. Resulullah'in abdesti böyleydi"     

Bu manada diger hadisler de naklolunmustur. Bu hadisler birkaç yönden dogru degildir:     

1- Bu çesit hadisler, Allah'in Kitabi ve Ehl-i Beyt Imamlarinin icma ettigi seye muhaliftir.  Kur'an ve Ehl-i Beyt, Resulullah'in (s.a.a), birbirinden ayrilmaz emanetleridir. Ümmet bunlara sarildigi müddetçe kesinlikle sapmaz. Bu ikisine muhalif olan her hadis ise duvara vurulmalidir.     

Ayaklari yikamakla ilgili hadislerin zayif oldugunu açikça gösteren bir sahit, ümmetin alimi, Kitap ve sünnetin heybesi olarak taninan Abdullah bin Abbas'in mesh için ihticac ettigi su sözleridir:     

"Allah-u Teala, abdestte iki yikamayi, iki de meshi farzetti. Görmez misin, teyemmümü zikrederken, iki yikama yerine iki meshi zikretmis, iki meshi (basi ve ayaklari meshetmeyi) ise terketmistir."     

Yine Ibn-i Abbas der ki; "Abdest iki yikama, iki meshetmedir."  Abdullah bin Abbas'a, "Muavviz bin Afra'nin kizi Rabia, Resulullah (s.a.a)'in onun yaninda abdestte ayaklarini yikadigini sanmaktadir" dediklerinde, Ibn-i Abbas, Rabia'nin yanina gelip durumu ondan sordu ve onun sözünü kabul etmeyip, abdestte ayaklarini yikayanlara sastigini ve: "Ben, Allah'in Kitabinda meshten baska bir sey görmüyorum." dedigini vurgulamistir."     

2- Eger ayaklari yikamakla ilgili hadisler dogru olsaydi tevatürle nakledilmis olurdu. Çünkü abdestte ayagin yikanmasi, kadin, erkek, köle, hür herkesin ögrenmeye ihtiyaç duydugu bir konudur. Eger yikamak Müslümanlarin arasinda kesin olsaydi, bütün mükellefler, Peygamber'in zamaninda ve ondan sonraki zamanlarda onu iyice ögrenip ve her asir ve zamanda onu tevatürle nakletmis olurlardi ve hiçbir kimse onu inkar veya reddetmeye kalkismazdi. Durum böyle olmadigindan dolayi, bu çesit hadislerin zaaf ve yetersizlikleri bizim için asikar olmaktadir.

      3- Ayaklarin taharetiyle (yikamak veya meshetmekle) ilgili nakledilen hadisler birbirleriyle çelismektedir. Bazilari, daha önce naklettigimiz Hamran ve Ibn-i Asim'in hadisleri gibi, yikamayi emretmektedir. Bazi hadisler de, Buhari'nin, Sahih'inde tahriç ettigi hadis gibi meshi göstermektedir. Sahih-i Buhari'nin bu hadisini Ahmed, Ibn-i Ebî Seybe, Ibn-i Ebi Ömer, Begevî, Tabarani ve Maverdî de nakletmektedir. Her birisi, bu hadisi, güvenilir bildikleri kisiler yoluyla Ebu Esved'den, o da Abbad bin Temim'den, o da babasindan nakletmislerdir. Hadis sudur:     

"Resulullah (s.a.a) abdest alirken abdestte ayaklarini meshettigini gördüm."     

Bu hadisin benzeri Ehl-i Beyt Imamlarindan da nakledilmistir.     

Merhum Kuleyni'nin nakline göre, Zurare ve Bükeyr, Imam Muhammed Bakir (a.s)'in Resulullah (s.a.a)'in nasil abdest aldigini amelen gösterirken abdestte, ellerinin islakligiyla, yeniden elini suya dokundurmaksizin basini ve ayaklarinin üstlerini meshettiklerini nakletmektedirler.     

Ibn-i Abbas'dan Mecma-ul Beyan'da nakledildigi üzere, Resulullah (s.a.a)'in nasil abdest aldigini gösterirken ayaklarinin üzerini meshetmistir.   

Görüldügü gibi Ehl-i Sünnet kaynaklarindaki bu konuyla ilgili hadisler çeliskili oldugu için bu kaynaklara itibar edenler, Kur'an'a dönmelidirler; Kuran ise açikça ayaklari meshetmeyi emrediyor.



Total Visit: 459
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.