Bu iki büyük olay arasında, yani Ebû Muslîm’den Yakûb’a kadar birkaç askerî ve dinî isyan daha İran’da meydana geldi. Bunların en önemlilerinden birisi, Ebû Muslîm’in büyük komutanlarından olan ve Horâsân’da onun intikamını alma iddiasıyla ortaya çıkan “Sinbâd” olarak bilinen “İspehbud Fîrûz”un isyanıydı. Sinbâd, Nişâbûr’un Ehrevâne köyünden Zerdüşt inancına mensup bir kişi olup Ebû Muslîm’in Mansûr-i Devvânikî eliyle alçakça ve haince öldürülmesinden etkilenerek isyan edip hızla Nişâbûr, Kûmîş (Kûmîs) ve Rey şehirlerini tasarrufu altına aldı. Ebû Muslîm’in hazinelerini ele geçirip çoğunluğu köylü ve sivil olan insanlardan oluşan büyük bir ordu meydana getirdi. Ancak fazla bir başarı gösteremedi ve Kûmîs ve Taberistân arasındaki yolda öldürüldü. Bu olayın ardından Taberistân’da, ardından Rey’de, iki yıl sonra da Horâsân’da da savaşlar baş gösterdi. 150/767 yılında Ustazsis adında bir başka kişi, peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkıp Horâsân’ın büyük bir kısmını Tohâristân’a kadar egemenliği altına aldı. O da fazla ayakta duramadı ve 151/768 yılında yenildi.
Yine bu olay üzerinden çok geçmeden 159/776 yılında Ebû Muslîm-i Horâsânî’nin yardımcılarından olan el-Mukanna’ Hişâm (ya da Hâşim) b. Hekîm, yeni bir gelenek başlatarak Bağdat hükümetine muhalefete başladı. O da zorbacı ve hilebaz hükümetle uzun bir çekişmeden, çetin savaşlardan ve İslâmî hükümet taraftarlarınca yapılan acımasız katliamlardan sonra 161/778 yılında sahneden silindi gitti.