Cuma 18 Mayıs 2012 - 04:44

الجمعة ٢٧ جمادى الآخرة ١٤٣٣

جمعه ۲۹ ارديبهشت ۱۳۹۱ - ۰۶:۱۴

Kullanıcı adı:

Åžifre :

Şifremi Hatırla
Åžifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

4- Safi

Çoğulu "safaya" olan "safi" sözcüğü, cahiliye döneminde, ordu komutanının, düşmandan ele geçirilen mallardan, ordu arasında bölüştürülmeden önce kendisine aldığı mallara denirdi. Fakat İslâm'ın zuhurundan sonra, humustan Hz. Peygamber'in payına düşen dışında, diğer Müslümanlara ait olmayıp Hazret'in şahsına has olan menkul ve gayrimenkul arazi, ev ve diğer eşyalara dendi.

 

Ebu Davud, kendi Sünen'inde Ömer b. Hattab'tan şöyle nakletmektedir:

 

a) Hz. Resulullah'ın (s.a.a) üç safisi vardı: Nadiroğulları, Hay-ber ve Fedek...

 

b) Diğer bir rivayette ise şöyle geçer:

 

Yüce Allah, Hz. Resulullah'a (s.a.a), hiç kimseye vermediği bir özellik vermiş ve buyurmuştur ki:

 

Allah'ın onlardan Elçisine verdiği ganimetlere gelince, siz (onu elde etmek için) onun üzerine ne at, ne de deve sürdünüz. Fakat Allah, elçilerini, dilediği kimselerin üzerine salar (onlara üstün getirir). Allah her şeye kadirdir.

 

Benî Nezir'in mallarını Resulullah'a (s.a.a) has kılan da Allah Teala'ydı.

 

c) Başka bir rivayette, yukarıdaki ayetten sonra şöyle geçmektedir:

 

Bunlar, yani Arap kasabaları olan Fedek, falan ve filan yerler Hz. Resulullah'a (s.a.a) has yerlerdendir.

 

Ebu Davud, Zuhrî'den şöyle rivayet etmektedir:

 

Resulullah (s.a.a) diğer kasabaları kuşattığı hâlde kendisine sulh önerisinde bulunan Fedek halkıyla anlaştı ve "Allah'ın onlardan Elçisine verdiği ganimetlere gelince, siz (onu elde etmek için) onun üzerine ne at, ne de deve sürdünüz..." ayetini okudu. Bu ayette savaşmadan ele geçirilen ganimetler kastedilmiştir.

 

Ravi diyor ki: Benî Nezir ganimetleri, Müslümanlar onu ele geçirmek için at koşturmayıp deve sürmedikleri, savaşılıp ve kan dökülmeden tasarruf edildiği için Hz. Resulullah'a (s.a.a) has yerlerden sayıldı.

 

Bu açıklamalarımızdan İbn Esir gibi bir araştırmacının Nihaye-tu'l-Lügat adlı eserinde, "safa" sözcüğü hakkında dediklerinin yanlış olduğu anlaşılıyor. O şöyle diyor:

 

"Safa", ordu komutanının elde edilen ganimet bölüştürülmeden önce ondan kendine aldığı şeydir ve buna "safiyye" denmektedir; onun çoğulu "safaya"dır. Bunun en açık örneği Aişe'nin sözüdür. Aişe diyor ki: "Safiyye (r.a) Resulullah'a (s.a.a) has olan şeylerdendi." Yani Hayber ganimetlerinden sayılan Huyey kızı Safiyye'yi Resulullah (s.a.a) kendisi için seçmiştir. "Safiy ve safaya" rivayetlerde çok geçmiştir.

 

Ve yine diyor ki:

 

Rivayette şöyle geçiyor: "Ali ile Abbas, Allah Teala'nın Benî Nezir mallarından Hz. Peygamber'e has kıldığı safiler hakkında tartışarak Ömer'in yanına gittiler." İbn Esir burada bu sözcüğün anlamını inceleyerek, "savafi", sahipleri başka bir yere göçen veya mirasçı bırakmadan ölen emlak ve yerlere denir; bunun tekili ise "safiyye"dir. Ezherî ise şöyle diyor: "Savafî" ordu komutanının kendi yakınlarına has kıldığı mallara denir.

 

Ezherî ve İbn Esir'den sonra gelen lügatçiler bu konuları onlardan alarak lügat kitaplarında kaydetmişlerdir; örneğin İbn Men-zur'un, Lisanu'l-Arab kitabının "safa" maddesinde bunun aynısı geçmektedir.

 

Bu lügatçıların sözleri özet olarak şöyledir:

 

Çoğulu "safaya" olan "safi", ordu komutanının savaş gani-metlerinden kendisine aldığı gayrimenkul mallara denir. Çoğulu "savafi" olan "safiye" sözcüğü ise, sultanın kendine has kıldığı arazi ve mallara denir.

 

Nasıl oluyor bu iş anlayamadım; oysa Ömer'in, Fedek, Hayber ve diğer Arap kasabalarını Hz. Resulullah'ın (s.a.a) kendisine has olan "safaya"sı olarak tanıttığını gördük?!

 

Ve görüyoruz ki Ebu Davud (öl: 275 hicrî) kendi Sünen'inde "Resulullah'ın (s.a.a) Safileri" diye bir bölüm açmış ve orada Ömer ve diğerlerinin değindikleri, Resulullah'ın (s.a.a) kasabalarından bahsetmiştir.

 

Ve yine görüyoruz ki, bu taksim, hicretin 370. yılında veya Ebu Davud'dan yaklaşık bir asır sonra ölen Ezherî'den kaynaklanmıştır. Şayet o da bu algılamayı kendi zamanının örfünden ve özellikle uzun yıllar boyunca ellerinde esir olup sözlerinden yararlandığı Karmatilerden almış olabilir.

Kısacası; tekili "safi" olan "safaya", Ebu Davud'un dönemine kadar Hz. Resulullah'a (s.a.a) has olan eÅŸya, mülk ve her türlü mal varlığına deniyordu. 
 
Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.