| 4- Kurban Kesme Yüce Allah Hz. İbrahim'le İsmail'in (a.s) kıssalarını anlatırken şöyle buyurur: ...Biz de onu -İbrahim'i- halîm, sabırlı ve metin bir çocukla müjdeledik. Böylece çocuk, onun yanında konuşabilecek çağa erişince -belli ölçüde serpilip olgunlaşınca- İbrahim ona "oğlum." dedi, "Rüyamda seni boğazlı-yorken gördüm, ne dersin buna?!" -Oğlu İsmail- dedi ki: "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap, beni sabredenlerden bulacaksın inşaallah." Sonunda ikisi de -Allah'ın em-rine ve takdirine- teslim oldu; -babası, İsmail'i kurban etmek için- yere yatırdı. Bu sırada biz ona "Ey İbrahim, sen emredileni yaptın, hiç şüphesiz biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz." diye seslendik. Ve ona, bü-yük bir kurbanı fidye olarak verdik. Böylece yüce Allah Hz. İbrahim'in (a.s) bu ihlaslı ve samimi davranışını pek takdir edip O'nun rızası için oğlu İsmail'i kur-ban etmeye hazır olan Hz. İbrahim'e bir koç göndermiş ve bu emsalsiz fedakarlık örneğini haccın farizalarından sayarak hacıların Minâ'-da kurban kesmelerini emredip Hz. İbrahim'in (a.s) anısının daima ve olanca canlılığıyla yaşatılmasını irade buyurmuştur. Görüldüğü üzere "Makam-ı İbrahim"de Hz. İbrahim'in ayaklarındaki bereket ve kutsallık, taş üzerinde ayak izine dönüşmüş ve yüce Allah bu anının daima canlılığını koruması için mezkur makamı hac menâsikinden saymıştır. Böylelikle Beytullah'a gelen hacılar, Hz. İbrahim'in (a.s) ayak bastığı yerde Allah'a secde edip namaz kılmaktadırlar ki, bu da çok anlamlıdır. Yine bunun gibi kutlu ve bereketli bir diğer davranışı da Hz. Âdem'de (a.s) görmekteyiz: |