Cuma 18 Mayıs 2012 - 04:43

الجمعة ٢٧ جمادى الآخرة ١٤٣٣

جمعه ۲۹ ارديبهشت ۱۳۹۱ - ۰۶:۱۳

Kullanıcı adı:

Åžifre :

Şifremi Hatırla
Åžifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

4- Hakikat ve Mecaz

 

Bir kelimenin kendi anlamında kullanılışı son derece yaygın ve meşhur olur ve artık ondan onu duyan kimsenin aklına o anlamından başka bir şey gelmezse, o zaman o kelimenin o manada kullanılışı "hakikî kullanılıştır." denir. Vahşi ve yırtıcı bir hayvan anlamına gelen "esed" (aslan) kelimesi gibi. Veya Müslümanlar arasında özel birtakım zikirleri ve birtakım hareketleri ihtiva eden özel bir ibadetten başka bir şey anlaşılmayan "salât" (namaz) kelimesi gibi. Birinci örnekte "esed" kelimesi yırtıcı hayvanda hakikattir. İkinci örnekte ise "salât" kelimesi belli zikir ve amelleri ihtiva eden ibadette hakikattir denir. Yine birincisine "Hakikat-i Lüğaviyye" (Lügatsel Hakikat), ikincisine ise "Hakikat-i Şer'iyye" (Şer'î Hakikat) denir.

 

Bazen de "esed" (aslan) kelimesi cesur ve yiğit kimseler için kullanılır; meselâ "Aslanın camide hutbe verdiğini gördüm!" derler.

Burada aslan kelimesi mecazî olarak cesur ve yiğit kimse için kullanılmıştır. Kelimenin bu şekilde kullanılışına "mecaz" denir. Ancak kelime mecazî anlamda kullanıldığında, muhatabın "aslan" kelimesinden yırtıcı hayvan anlamında olan hakikî anlamın kastedilmediğini bilmesi için bir karine ve belirti olması gerekir. Örneğin bu cümledeki "hutbe verme" karinesi gibi; zira mescitte de, baş-ka bir yerde de yırtıcı hayvanın konuşamayacağı açıktır. İşte bu, muhatabın, bu kelimeden yırtıcı hayvanın değil, cesur insanın kastedildiğini anlamasını sağlar.

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.