4. Elestiri Bu ayetler sadece hayvan keserken Allah'in ismini söylemenin sart oldugunu açiklamak istemektedir; diger sartlar hususunda ise ayet bir sey açiklamak istemiyor. Cevap Önceden de kisaca cevaplandirdigimiz bu elestiri yalniz bu ayete mahsus degil diger ayetlerde de sözkonusu olabildigi için bu ayetle ilgili olarak daha genis bir sekilde bu elestiriyi ele alip cevaplandiralim. Eger ayeti kerimede Allah'in ismini söylemek kesilen hayvanin helal olmasi için gereklidir veya Allah'in ismi söylenmeden kesilen hayvanin etinden yenilmez gibi ifadeler yer alsaydi o zaman sonradan onlarca hatta binlerce diger sartlarinin olmasiyla bir uyumsuzluk sözkonusu olmazdi (yani bu ifadeden daha baska sartlarinin olup olmadigi anlasilmazdi) ama ayette yeralan öyle degildir; ayeti kerime Allah'in ismi söylenilerek kesilen hayvanin etinden yenilmesine emredilmistir. Böyle bir ifade ya irsad veya mulazemet yönünden helal olduguna delil sayilir; böyle bir ifadeyi bu sart olmadiginda yemenin haram olduguna veya böyle bir sartin oldugunu sadece bildirdigini söylemek ayette yeralan "yeyin"emrinden anlasilan zahiri anlama ters düser. Yemek ve yedirmege emir açikça kesilen hayvanin bilfiil helal olduguna delil sayilir ve bunu ifade eder; simdi bu emiri Allah'in ismini anmaya bagli olarak düsünürsek bunun anlami "kesilen hayvana Allah'in ismi anildi mi artik helal olur" diye bir anlam ifade eder; böyle oldumu da ayetin mutlak ifadesinden (baska bir sartin zikredilmeyisinden diger hiç bir kayit ve sartinin olmadigi anlasilir. Baska bir sartin olmasi bu iki seyden birini gerektirir; oysa bunlarin her ikisi de anlatimin zahiriyle çelismektedir. 1- Ayette geçen helal olmanin ve yeyip yedirmenin mutlak olusunu sinirlayip Allah'in ismini söylemekten baska sartlarinin da oldugunu iddia etmek gerekir. 2- Yemege ve yedirmege olan emiri hakiki ve bilfiil bir hüküm degil bir yönden verilen hüküm olarak kabul etmemiz gerekir. Birinci ihtimal yemenin Allah'in ismini söylemege bir sonuç olarak iliskili zikredilmesine ters düser; ve ikinci ihtimal ise yemege olan emirin zahirine muhaliftir. Çünkü hükmü açiklayan birinci cümle tek bir yöne nazaran verildigini degil bilfiil ve hakiki olmasini gerektirir. Bu hüküm sadece Allah'in ismini söylemenin gerekliligini açiklamak yönünden verilmemis; her yönüyle bilfiil geçerli olan hükümdür; aksi taktirde bu hüküm ne insa edilmede ve ne de olusumunda bilfiil geçerli olan hakiki bir hüküm olamaz. Zira hüküm mevzusunun kayit ve sartlarinin çogalmasiyla çogalmaz ve tek bir hüküm olmaktan çikmaz. Evet iki mevzu ve unvanla ilgili olan iki çesit helallik sözkonusu olursa, örnegin kesilme yönünden hayvanin etinin helal olmasiyla temiz olmasi yönünden sözkonusu olan helallik, bu durumda birinin mutlak ifadeli olusundan digerinin yok oldugu anlasilmaz. Böylece bizim sözkonusu ettigimiz konu kendi yerinde açiklanan "onlarin yakaladiklarindan yeyin" ayetindeki mutlak ifadenin av köpeginin yakaladigi avin necis olmasi yani köpegin agzinin degdigi kisimlarin necis olmasiyla bir çeliskisinin olmadigi farkli konulardir. Çünkü necis olmamak ve helal olmak ayri ayri hükümlerdir; birindeki mutlak ifadeyle digeri isbatlanamz. 6- Delil olarak gösterilebilecek ayetlerden biri de su ayettir: "De ki: Bana vahyedilenler arasinda ölmüs hayvan etinden, dökülmüs kandan, yahut da domuz etinden baska, yeyene haram edilen birsey bulamiyorum ben. Süphe yok ki domuz, pistir ve bir de Allah'tan baskasi için kesilen hayvan haramdir ki bu da pek kötü bir seydir. Ancak zorda kalana, isyan etmeyi kurmamak ve ihtiyaçtan fazla da yememek sartiyle helaldir bunlar ve hiç süphe yoktur ki rabbin, suçlari örter, rahimdir." 7- Ayni manayi ifade eden diger bir ayeti kerimede söyledir: "Ancak ona kulluk ediyorsaniz Allah'in size verdigi helal ve temiz riziklari yeyin ve Allah'in nimetine sükredin. Allah size ancak ölüyü, kani, domuz etini ve Allah'tan baskasi için kesilmis hayvani haram etmistir zorda kalan, isyan etmek niyetini gütmeden ve fazla olmamak sartiyla yiyebilir, süphe yok ki Allah, suçlari örter, rahimdir." Bu iki ayet ve önceden Bakara suresinden naklettigimiz ayet ayni muhtevayi hatta ayni kavram ve kelimeleri içeren ve haramlarin zikredilenlerle sinirli oldugunu bildiren ayetlerdir. Özellikle En'am suresinde yeralan ayeti kerime "bir sey bulamiyorum ben." Peygamber (s.a.a)'in kendisine vahyedilenlerin içerisinde bu sayilanlardan baskasini bulmamasi bunlardan baska bir haramin olmayisiyla özdestir; bilindigi üzere bu ayetlerde zikredilenmeyenler arasina kibleye yöneltilmeden ama Allah'in ismi söylenerek kesilen hayvan da girer ve böylece helal oldugu anlasilir. Haram olanlari bu ayette zikrolunanlarla sinirlamanin (konusma kurallarina aykiri olan) tahsis-i ekseri gerektirir diye elestirilirse bunun cevabi önceden geçti. Üstelik fakihler, bu ayetlerde geçen sinirlamalara istinaden bir çok yiyeceklerin helal oldugunu isbatlamaya kalkismislardir. Hatta bazi muteber hadislerde de bu ayetlerdeki sinirlamaya istinat edildigi görülmektedir. Örnegin az bir farkla Ilel-us Serayi ve Tehzib kitaplarinda Muhammed ibni Muslim yoluyla nakledilen hadis bunun bir numunesidir. Hatta bazi hadislerden anlasiliyor ki, bu ayette haram oldugu açiklanmayan bazi haramlar sonralari Peygamber (s.a.a) tarafindan nehyedilen ve haram olusu Peygamber (s.a.a)'in tesriiyle gerçeklesen hususlardir (Tesri Seri kanunlari koyma yetkisinin yalniz Allah Teala'ya mi mahsus oldugu veya bazi namazin rekatlarinin sayisi gibi bazi ikinci mertebede yeralan konular hususunda Resulullah (s.a.a)'in de kanun koyma yetkisine sahip olup olmadigi ulema arasinda tartisilan bir konudur. çev.) Bunun ise ayette yeralan sinirlamayla bir çeliskisi yoktur; çünkü Peygamber (s.a.a)'in belirledigi haramlar bu ayetler vasitasiyla açiklanan bir kisim yiyeceklerin helal olusunu nesh etme konumunu tasir. Buna göre eger bir yiyecegin haram olduguna bir nas bulunmakdikça bu ayetlerde var olan mutlak ifade geçerli sayilir ve o seyin helal oldugu isbatlanir.
|