Cuma 18 Mayıs 2012 - 04:42

الجمعة ٢٧ جمادى الآخرة ١٤٣٣

جمعه ۲۹ ارديبهشت ۱۳۹۱ - ۰۶:۱۲

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

Ebû Muslîm’in Horâsân’daki isyanı, Ebû Tâlib ailesinin kendile­rine “davet” emrini verdiğini iddia eden Abbâsoğulları Şiası taraf­tarlı­ğıyla başladı. Bu başkaldırı, 129/746 yılında başladı ve ünlü Horâ­sânlı komuta­nın, Emevî ha­life­leri valilerine karşı göstermiş olduğu peş peşe zaferlerden sonra 132/749 yılında Abbâsî hilafetinin ilanı, “Saffâh” lakaplı Ebû’l-Abbâs Abdullah b. Muhammed’in peygamberin halifeli­ğine seçil­mesi ve son Emevî halifesi Mervân b. Muhammed’in katle­dilmesiyle son buldu. Bu yolda Horâsân’da, İran’ın diğer bölgelerinde Şiî ileri gelenlerin­den bir çoğu, bu cümleden Kufe’de Abbâsoğulları Şiası davetçisi, Âl-i Muhammed veziri olarak bilinen Ebû Seleme-i Hellâl, Ebû Muslîm’e yar­dım etti. Haki­katte bu İranlılar, özellikle doğu İranlılar, bir grup hilafet iddiacısını bir kenara itip peygamberin yerine geçme hakkını daha çok kendinde gören bir diğer grubu iş başına ge­tirmiş oluyordu.

Bu işin sonucu, İranlılık unsurunu içinde barındırmayan ve onu bü­yük bir şiddetle tahkir eden ırkçı Emevî hakimiyeti yerine, her yö­nüyle İranlı ki­şiler ta­rafından idare edilen yeni bir hükümetin teşkil edil­mesi oldu. Nitekim bundan sonra uzun bir süre İslâm memleketle­rinin bir ço­ğunda tüm vezirler, sadrazam­lar, nedimler, komutanlar, valiler ve ha­kim­lerin çoğu İranlı şahsiyet­lerden se­çildi. Bunlar, kendi dönemlerinde İran gelenek-göreneklerini, hatta Sâsânî dö­nemi saray teşkilatı, düzen ve ku­rallarını aynıyla Abbâsî döneminde uygulamaya koymaya çaba göster­diler. Bundan dolayı, Ebû Muslîm başkaldırısı­nın esas neti­cesi, İran kül­türünün yeniden ihyâsı, İranlıların bin yıllık uy­kudan uyanışı, Arap ırkı­nın büyük­lüğü fikrini ortadan kaldırmak için hazırlanışları ve elden gitmiş olan ba­ğımsızlıklarının yeniden elde edilmesiydi. Abbâsîlerin yakı­şıksız davra­nışı, hilafetlerinin ve hakimi­yetlerinin temelini atanlara, yani Ebû Seleme-i Hellâl ve Ebû Muslîm-i Horâsânî’ye karşı hak tanımazlık ve vefa­sızlığı, bir süre sonra can kor­kusundan Hârûn dönemindeki Bermekî ha­nedanı ile son bulan ihanet ve zorbalıkları, bu bağımsızlık isteği düşünce­lerini eski­sinden daha fazla güçlendirdi. Bu süreç, Yakûb b. Leys-i Saffâr’ın başkal­dırıp 248/862 yılında Sistân’da bağımsızlığını ilan etme­siyle son buldu.

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.