Kelimelerden bir kısmı da Müslümanlar arasında özel bir anlam kazanmış ve o manada meşhur olmuştur. Buna örnek olarak Müslümanların "fıkıh" ve "fakih" anlamlarında kullandıkları "içtihat" ve "müçtehit" kelimelerini söyleyebiliriz. Oysa birinci kelime Arapça'da "bir şeyi elde etmek için çaba harcamak" ve ikincisi ise "çaba harcayan"[1] kimse anlamında kullanılmıştır. Meselâ bu kelimeler Hz. Resulullah'ın (s.a.a) şu hadisinde lügat anlamında kulla-nılmıştır: "Âlim, müçtehitten (çaba gösteren kimseden) yüz derece üstün-dür." Buradaki müçtehitten maksat, ibadette çaba sarf eden kimsedir.[2] Yine Resulullah'ın sireti hakkında şöyle nakledilmiştir: "Resulullah (s.a.a) her ayın son on günü diğer zamanlardan daha fazla içtihat ederdi." Yani ibadet için daha çok çaba gösterirdi.[3] "İctihad" ve "Müctehid" kelimeleri ne Kur'ân-ı Kerim'de ve ne de Resulullah'ın (s.a.a) sünnetinde "fıkıh" ve "fakih" anlamlarında kullanılmadığı hâlde Müslümanların arasında bu anlamda yaygınlaştığı için buna "müteşerria örfü" veya "Müslümanların adlandırması" denilmektedir. Bu ıstılahlardan bazıları bütün Müslümanlar arasında değil, sadece bazı Müslümanlar arasında özel bir anlamda kullanılır. "Ze-keriya Orucu" gibi; bazı Müslümanlar bu deyimi susma ve konuşmayarak oruç tutma anlamında kullanırlar. Bu gibi ıstılahlara "mahallî ıstılahlar" dememiz daha yerinde olacaktır. Örneğin "Bu, Bağdatlı Müslümanların ıstılahıdır." veya "Kahireli Müslümanların ıstılahıdır." demeliyiz; böyle ıstılahlara, Müslümanların ıstılahı veya şeriat ehlinin ıstılahı veya Müslümanların adlandırması demek uygun olmaz. Bu husus, çeşitli İslâm mezhepleri arasında yaygınlaşan özel ıstılah ve deyimler için de aynen geçerlidir. Örneğin Hâricîlerin kullandıkları "eş-Şâri" ve "el-Müşrik" kelimeleri gibi. Hâricîlerde "eş-Şâri" kelimesi, Müslümanlarda "mücâhid" kelimesi gibidir. Hâricîler "Müşrik" tabirini ise bütün Müslümanlar veya kendi taraftarları olmayanlar, yani kendilerinden başka bütün Müslümanlar için kullanırlar. Yine kinayeli bir isim olan "Râfızî" kelimesi de böyledir. Bu ismi Hilâfet Ekolü mensuplarından bazıları, bazı Ehlibeyt Ekolü mensupları hakkında kullanmışlardır. Yine Ehlibeyt Ekolü men-suplarınn Ehlibeyt düşmanları için kullandıkları "Nâsibî" kelimesi de böyledir. Dolayısıyla biz, birincisine "Hâricîlerin ıstılahı", ikincisine "Hilâfet Ekolü'nün ıstılahı" ve üçüncüsüne ise "Ehlibeyt Ekolü mensuplarının ıstılahı" diyoruz. O hâlde, Hilâfet Ekolü'nde "Nâsibî" kelimesiyle karşılaştığımız-da bunu "Ehlibeyt'in düşmanı" diye alamayız. Veya Hâricî olmayanların "Şâri" kelimesini kullandıklarını gördüğümüzde bu kelimeden Hâricîlerin kullandıkları anlamı anlamamız doğru değildir. |