Cuma 18 Mayıs 2012 - 04:38

الجمعة ٢٧ جمادى الآخرة ١٤٣٣

جمعه ۲۹ ارديبهشت ۱۳۹۱ - ۰۶:۰۸

Kullanıcı adı:

Åžifre :

Şifremi Hatırla
Åžifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

İran’da IV/X. yüzyıl, ister hükümet ve ülkeyi idare etme nok­tasında ol­sun ister sosyal işler, İran’ın millî ve kültürel gelenek-göre­neklerini ko­ruma, de­vam ettirme ve yeniden diriltme noktasında olsun soya dayalı ırkçı siyasetlerin üs­tünlüğü ve yaygınlaştığı dönemlerdir. Bu dönemde İran milleti, önceki yüz­yıl­larda yaptıkları çabalar netice­sinde kaybetmiş oldukları iktidar gücünü ve ba­ğımsızlığını yeniden kazanabildi ve Fars di­lini, bağımsız bir dil gibi kendi ser­maye dolu edebiyatını tahta oturtabildi. Bu dönem, soyla, İran milliyetçiliğiyle övünme, değişik farklı inanç ve dü­şüncelerin bağımsızlığı, sultanların taassupla­rının olmadığı, İranlıların millî ve ırkçı siyasetini koruduğu dönem sayılmakta­dır. Bundan dolayı da Farsçanın millî kahramanlık­larının temeli bu dönemde atılmıştır. Bu dö­nem, İran medeniyetinin olgunluk dönemi ve değişik ilmî ve fel­sefî dü­şünce ve görüşlerin ortaya çıktığı yüzyıldı. Yani Sâsânî medeniyetinin de­vamının İslâmî medeni­yetin yüce unsurlarıyla karışması yoluyla bir altın dönemi ve yüksek bir İranî ruhun parlaklığını tüm renk ve görüntü aydın­lığıyla meydana getirdiği bir dönemdir. Muhammed b. Zekeriyyâ-yi Râzî gibi bir düşü­nürle baş­layan ve Firdevsî gibi eşsiz üstün bir şair ile sona eren bir dönem.

İran ırkçılığı özellikleri bu dönemde en üst noktadaydı. Bun­dan dolayı da si­yasette İsmail b. Ahmed, Zeyyâr’ın oğlu Merdâvîc, Buveyh’in oğlu Ali, onun kar­deşi Muizzu’d-devle, Cihânîyan, Bel‘amîyan, İbn ‘Amîd, Sâhib b.  ‘Abbâd, Fazl b. Ahmed-i İsferâyinî, Ahmed b. Hasan-i Meymendî, vb. kim­seler; bilimde, Râzî, Fârâbî, İbn Sînâ, Ebû Nasr-ı Irâk, Ebû’l-Vefâ-yi Buzcânî, Ebû Sa‘îd-i Segzî, Ebû Reyhân-i Bîrûnî vb. gibi büyük ünlü kişi­ler; Fars edebiyatında, Rûdekî, Dakîkî, Firdevsî vb. gibi kimseler vardı. Bu kimseler, bir ta­raftan genellikle dinî taas­suptan uzak, şaibesiz ve bilimin bizzat kendi­sini bulmak için ilim talebi ve haki­kat arayışı peşinde koşuştu­rup durmaktaydılar. Bir diğer taraftan da milletin ba­şının dik olması ve millî iftiharlar temelinin sağlamlaştırılması yolunda çalışıp çabala­maktay­dılar. Bu yapı, doğrusu İran’da V/XI. yüzyıldan itibaren mey­dana gelen durumla zıtlık teşkil etmekteydi ve bunun etkisiyle milli­yetçiliğe, ırkçı ifti­har ve söylemlere, inanç hürriyetine ve düşünce öz­gürlüğüne yöneliş taas­sup sı­nırlarının dışında terk edildi, düşünce dairesi sınırlamasıyla, din­lerde ve mez­heplerde taassup, milliyete yö­nelmenin olmadığı, iftihar dolu geçmişlerin unu­tulduğu ve özellikle de felsefe ve düşünce bilimlerinin ya­saklandığı bir dönem başladı. Bu, Türklerin Sâmânîlerin hükümdarlık et­tiği topraklardaki ege­men­li­ğiyle ve onun neticesinde Türk kabilelerin etki­siyle başlayan bir dö­nemdir.

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.