Fey, lügatte dönüş anlamına gelir. Güneşin insanın başının üstünden batıya doğru kaymasından sonra gölgenin tekrar uzamaya başlamasına "fey" denir. Şeriatta ise, Lisanu'l-Arab'da geçtiğine göre, savaşmadan kâfirlerden alınan mallara denir. Ve yine savaş olmadan Allah Teala'nın dindarlara bağışladığı muhaliflerinin mallarına da "fey" denmektedir. Savaşmadan elde edilen mallar, ister vatanlarından çıkarak Müslümanlara verdikleri mallar olsun, ister canlarını korumak için cizye olarak ödedikleri mallar olsun, tümü "fey" kapsamına girer. Allah Teala Haşr Suresi'nde şöyle buyurmaktadır: Allah'ın, o kent halkından, Elçisine verdiği ganimetler, Allah'a, Elçisine, (ona) akraba olanlara, yetimlere, yoksullara ve (yolda kalan) yolcuya aittir. Bu ayet-i kerime ve Haşr Suresi'nin tamamı Benî Nezir kabilesi hakkında nazil olmuştur. Benî Nezir Yahudileri Resulullah (s.a.a) ile anlaşmalarını bozup hileyle, evin damından, ashabından on kişiyle birlikte duvara yaslanarak oturmuş müzakere etmekte olan Hazret'in üzerine taş yuvarlayarak onu öldürmek isteyince vahiy gelerek onların hilesini ifşa etti. Bunun üzerine Resulullah (s.a.a) acele bir işi varmış gibi oradan ayrılarak direkt Medine'ye döndü. Dönüşü gecikince, ashap Hazret'in dönüşünden ümit keserek kalkıp Medine'de Resulullah'a (s.a.a) ulaştılar. Daha sonra Resulullah (s.a.a) birini Yahudilere göndererek onlara yapmaya yeltendikleri hileyi haber verdi ve hepsinin Medine'den çıkıp gitmelerini emretti. Fakat Benî Nezir kabul etmeyerek kapıyı kapatarak kalelerinde kaldılar. İslâm ordusu on beş gün boyunca onları kuşattı; nihayet sonunda Hazret'in emrine uymak zorunda kaldılar ve yanlarına silah almaksızın bir deve yükü eşya ve yaşam gereçlerini alıp gitmelerine izin verildi. Böylece Benî Nezir kabilesi altı yüz deve yüküyle kaleden çıkıp Hayber ve diğer yerlere göçtüler ve Allah Teala onların geri bıraktıkları tüm silah, tarla ve hurmalıkları Resulullah'a (s.a.a) has kıldı. Bunun üzerine Ömer ona dönerek, "Bu ganimetlerin humusunu alarak geri kalanını Müslümanlar arasında bölüştürmeyecek misin?" dedi. Hz. Resulullah (s.a.a), şöyle buyurdu: Allah Teala'nın bana has kıldığı ve diğer Müslümanları mahrum ettiği şeyi "Allah'ın elçisine verdiği şey" gereğince bölüştürmeyeceğim. Vakidî ve diğerleri şöyle yazmaktalar: Hz. Resulullah (s.a.a), Benî Nezir'den ele geçirdiği kendine has olan malları ailesine infak ediyor ve ondan istediği kişiye bağışlıyor, istemediğine de bir şey vermiyordu. Benî Nezir'in mallarının idaresini kendisinin azad ettiği kölesi olan Ebu Rafi'e bıraktı. |