Cuma 18 Mayıs 2012 - 04:33

الجمعة ٢٧ جمادى الآخرة ١٤٣٣

جمعه ۲۹ ارديبهشت ۱۳۹۱ - ۰۶:۰۳

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

İslâmî İran’da mahallî lehçelerin ve eski önemli edebî dillerin kendi ya­şam­larını devam ettirdikleri bir durumda Arap dilinin de de­ğişik se­beplerle onlar üzerinde etkisi bulunmaktaydı. Bu dönemlerde Arapça söz­cüklerin İran lehçeleri üzerindeki etkisi iki şekilde şekil­lenmiştir: Bi­rin­cisi, Arapça bir kelimenin eski bir İranca kelimeden daha sade ve kolay olarak görüldüğü konularda idi. Ya da kullanılması, İran dillerinin geliş­mesine kaynaklık edecek basit kelimelerdi. İkin­cisi de Arapça bir kelimeye karşılık gelebilecek bir kelimenin bulunmadığı ve kullanılması da şart ola­rak görülen konulardaydı. İkinci tür grupta dinî kelime ve kavramlar, si­yasî ve divan ile ilgili kavramların bir kısmı ve bilimsel kavramlardı. Bazen de İranca köklerden türemiş olan bu kavramlardan bazıları kendi muarreb şekilleriyle bi­zim lehçelerimizde etkin oldu. Bu iki etken bir yana bırakı­lırsa, Arapça kelimelerin İran lehçeleri üzerindeki et­kisi, ilk üç yüzyılda çok az olup Arap galibiyetine yaklaşıldıkça tabii olarak onun etkisi daha az görü­lür. O za­mandan sonraki yüzyıllara gelindikçe Arap dilinin tüm İran leh­çeleri üzerinde ve özellikle de Farsça edebiyat di­lindeki etkisi daha fazla görül­mektedir.

Bu üç yüzyılda İran lehçeleri üzerinde etkin olan Arap söz­cükleri tü­rün­den Hicretten sonraki ilk üç yüzyıl şiirlerinde kullanılan ve bazı Farsça sözcükler ye­rine kulla­nılan sözcükler dışında bir belge vermek müm­kün değildir. IV/X. yüzyıl başla­rında şiirlerde yer alıp kullanılan tüm malze­menin III/IX. yüzyıl sonlarında İran lehçelerinde kullanılabilir ke­limeler türünden kabul edilmesi gerektiği açık­tır. So­nuçta onların şi­irde kullanıl­mış olması konuşma lehçelerinde ve nesir di­linde kulla­nılmasından daha çok ve daha yaygındı.

Arapça sözcük ve kavramların farklı değişikliklerle İran leh­çele­rinde ka­bul gördüğü noktası da zikredilmeye değerdir. Bir başka ifadeyle, İran lehçeleri kaide ve esasları bu konuda kendi egemenlikle­rini koru­muştur. Örneğin Arapça harfle­rin tüm mahreçleri Farsça harflerinin mah­reçleriyle aynı olanlar dışında İran lehçelerinde terk edildi. Bazı kelimele­rin başın­dan ve sonundan bir kısım parça­lar haz­fedildi. Bir kısım kelime­ler de İran lehçelerinde anlam değişikliğine uğ­radı. Fiillerin kimi bölüm­leri sıfat ya da isim anlamında kullanıldı. Hemen he­men tüm sözcükler, Arapça aslın­daki anlamı, kullanım açı­sından değişiklik arz etti. Hatta ilk yüzyıllardaki İranlılar, Arapça isimleri de bazı değişikliklerle kendi lehçe­lerinde kullanır oldular.

İranlıların Arapça müfredatların görünüşünden ve anlamla­rında yap­tıkları tasarruflarla İran lehçelerinde yol bulan Arapça söz­cükler git gide olduğu­nun dı­şında bir şekil aldı. Nitekim bunların bü­yük bir kısmını kök dışında Arapça kabul etmek mümkün değildir. El­bette bu konuda, VI/XII., VII/XIII. ve VIII/XIV. yüz­yıl risale yazar ve şairleri gibi bir grup ifratçının tarzını Arapça ke­limelerin büyük bir ço­ğunluğunun kullanı­mında Fars dilindeki Arap dilinin etki­sinin niteli­ğinin araştırılması esası saymanın mümkün olmadığını da dikkate al­malıyız.

İranlılar arasında Arap dilinin yaygınlaşmasının ve onun İran lehçe­leri üze­rindeki etkisinin temel sebepleri şunlardır: İs­lâm’ın hakim olma­sıyla birlikte bu dil, Pehlevîcenin yerini aldı. Dinî (Müslümanlar için) ve siyasî merci­lerde kulla­nıldı, siyasal ve top­lumsal işlerde yer almak isteyen kimselerin de bu dili öğren­mesi ve onun yazışma ve konuşma şeklinden haberdar olması zorunlu bir hal aldı. Bundan dolayı Arap dili git gide İranlılar arasında yaygınlık ka­zandı. Aynı zamanda İranlıların büyük bir kesimi, Arap diliyle yazarlık ve şairlik yap­maya başladı. Bununla birlikte mahallî lehçeler kendi gü­cünü koruduğu ve Pehlevî dili ve yazısının yavaş yavaş unutulmuşluğa terk edildiği halde Arap dili ve yazısı ge­lişim ve re­vaç bulmakta, İran­lılar arasında kullanılır bir hale gelmek­teydi. Bir di­ğer taraftan da İs­lâm kültüründe dinî, edebî ve aklî ilimler tamamıyla Arapça ya­zıldı­ğından bu ilimlerin öğrenilmesi için Arapça her zaman için ihtiyaç ko­nu­mundaydı. Bu da bu dilin özellikle de medreselerin İran’da açılması ve bu­ralarda dinî ve edebî ilimler dışında başka bir şeyin okutulmadığı dönemde İran’da yay­gınlaşmasının en büyük nedeniydi. Arap dilinin İran lehçeleri üzerin­deki diğer etkilerinden birisi de Arapların İran toprakla­rındaki askerî yapılan­maları, askerî birliklerin bu ülkenin de­ğişik bölgele­rinde yerleşmeleri ve bunların İranlılarla karışmış olmala­rıdır. Bir başka neden de bazı Arap kabilelerinin İran’a yaptıkları göç­ler ve bu ülkenin bazı bölgelerine, özellikle de merkez ve doğu bölge­sine yer­leşmeleri ve İranlı­larla iç içe yaşamalarıdır.

VI/XII. yüzyıldan itibaren Farsça söyleyen yazar ve risaleci­nin, sanatlı nesre karşı gösterdikleri aşırı yöneliş, Arapça müfredat ve terkiplerin Farsça’daki kul­lanımını yaygınlaştırdı. Bu iş, şairler nezdinde de az-çok yaygınlık kazandı. Bu yönelişin etkisiyle birlikte, birçok Arapça kelime ve kavram yerli yersiz edebiyat diline, oradan da İran’ın mahallî lehçelerine girmeye başladı.

Arap yazısının İran’da yaygınlaşması ve Pehlevî yazısının ye­rini al­ması, Arap dilinin Fars dili üzerindeki ve o yolla da İran lehçeleri üzerin­deki etkisi için başlı başına büyük bir sebeptir. Zira bu yazının kabulüyle birlikte Arapça ve Farsça arasındaki her türlü sınır kalkmış oldu. Her tür öğrenimleri Arapça olan Farsça söyleyen şair, edip ve ya­zarlar, medresede öğrendikleri her şeyi hiçbir sı­nır ve şart kabul et­meksizin kendi eserle­rinde kullanmakta ve bu yolla da eserle­rini Arapça müfredat ve terkiplerle süslemekteydiler.

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.