İslâmî İran’da mahallî lehçelerin ve eski önemli edebî dillerin kendi yaşamlarını devam ettirdikleri bir durumda Arap dilinin de değişik sebeplerle onlar üzerinde etkisi bulunmaktaydı. Bu dönemlerde Arapça sözcüklerin İran lehçeleri üzerindeki etkisi iki şekilde şekillenmiştir: Birincisi, Arapça bir kelimenin eski bir İranca kelimeden daha sade ve kolay olarak görüldüğü konularda idi. Ya da kullanılması, İran dillerinin gelişmesine kaynaklık edecek basit kelimelerdi. İkincisi de Arapça bir kelimeye karşılık gelebilecek bir kelimenin bulunmadığı ve kullanılması da şart olarak görülen konulardaydı. İkinci tür grupta dinî kelime ve kavramlar, siyasî ve divan ile ilgili kavramların bir kısmı ve bilimsel kavramlardı. Bazen de İranca köklerden türemiş olan bu kavramlardan bazıları kendi muarreb şekilleriyle bizim lehçelerimizde etkin oldu. Bu iki etken bir yana bırakılırsa, Arapça kelimelerin İran lehçeleri üzerindeki etkisi, ilk üç yüzyılda çok az olup Arap galibiyetine yaklaşıldıkça tabii olarak onun etkisi daha az görülür. O zamandan sonraki yüzyıllara gelindikçe Arap dilinin tüm İran lehçeleri üzerinde ve özellikle de Farsça edebiyat dilindeki etkisi daha fazla görülmektedir.
Bu üç yüzyılda İran lehçeleri üzerinde etkin olan Arap sözcükleri türünden Hicretten sonraki ilk üç yüzyıl şiirlerinde kullanılan ve bazı Farsça sözcükler yerine kullanılan sözcükler dışında bir belge vermek mümkün değildir. IV/X. yüzyıl başlarında şiirlerde yer alıp kullanılan tüm malzemenin III/IX. yüzyıl sonlarında İran lehçelerinde kullanılabilir kelimeler türünden kabul edilmesi gerektiği açıktır. Sonuçta onların şiirde kullanılmış olması konuşma lehçelerinde ve nesir dilinde kullanılmasından daha çok ve daha yaygındı.
Arapça sözcük ve kavramların farklı değişikliklerle İran lehçelerinde kabul gördüğü noktası da zikredilmeye değerdir. Bir başka ifadeyle, İran lehçeleri kaide ve esasları bu konuda kendi egemenliklerini korumuştur. Örneğin Arapça harflerin tüm mahreçleri Farsça harflerinin mahreçleriyle aynı olanlar dışında İran lehçelerinde terk edildi. Bazı kelimelerin başından ve sonundan bir kısım parçalar hazfedildi. Bir kısım kelimeler de İran lehçelerinde anlam değişikliğine uğradı. Fiillerin kimi bölümleri sıfat ya da isim anlamında kullanıldı. Hemen hemen tüm sözcükler, Arapça aslındaki anlamı, kullanım açısından değişiklik arz etti. Hatta ilk yüzyıllardaki İranlılar, Arapça isimleri de bazı değişikliklerle kendi lehçelerinde kullanır oldular.
İranlıların Arapça müfredatların görünüşünden ve anlamlarında yaptıkları tasarruflarla İran lehçelerinde yol bulan Arapça sözcükler git gide olduğunun dışında bir şekil aldı. Nitekim bunların büyük bir kısmını kök dışında Arapça kabul etmek mümkün değildir. Elbette bu konuda, VI/XII., VII/XIII. ve VIII/XIV. yüzyıl risale yazar ve şairleri gibi bir grup ifratçının tarzını Arapça kelimelerin büyük bir çoğunluğunun kullanımında Fars dilindeki Arap dilinin etkisinin niteliğinin araştırılması esası saymanın mümkün olmadığını da dikkate almalıyız.
İranlılar arasında Arap dilinin yaygınlaşmasının ve onun İran lehçeleri üzerindeki etkisinin temel sebepleri şunlardır: İslâm’ın hakim olmasıyla birlikte bu dil, Pehlevîcenin yerini aldı. Dinî (Müslümanlar için) ve siyasî mercilerde kullanıldı, siyasal ve toplumsal işlerde yer almak isteyen kimselerin de bu dili öğrenmesi ve onun yazışma ve konuşma şeklinden haberdar olması zorunlu bir hal aldı. Bundan dolayı Arap dili git gide İranlılar arasında yaygınlık kazandı. Aynı zamanda İranlıların büyük bir kesimi, Arap diliyle yazarlık ve şairlik yapmaya başladı. Bununla birlikte mahallî lehçeler kendi gücünü koruduğu ve Pehlevî dili ve yazısının yavaş yavaş unutulmuşluğa terk edildiği halde Arap dili ve yazısı gelişim ve revaç bulmakta, İranlılar arasında kullanılır bir hale gelmekteydi. Bir diğer taraftan da İslâm kültüründe dinî, edebî ve aklî ilimler tamamıyla Arapça yazıldığından bu ilimlerin öğrenilmesi için Arapça her zaman için ihtiyaç konumundaydı. Bu da bu dilin özellikle de medreselerin İran’da açılması ve buralarda dinî ve edebî ilimler dışında başka bir şeyin okutulmadığı dönemde İran’da yaygınlaşmasının en büyük nedeniydi. Arap dilinin İran lehçeleri üzerindeki diğer etkilerinden birisi de Arapların İran topraklarındaki askerî yapılanmaları, askerî birliklerin bu ülkenin değişik bölgelerinde yerleşmeleri ve bunların İranlılarla karışmış olmalarıdır. Bir başka neden de bazı Arap kabilelerinin İran’a yaptıkları göçler ve bu ülkenin bazı bölgelerine, özellikle de merkez ve doğu bölgesine yerleşmeleri ve İranlılarla iç içe yaşamalarıdır.
VI/XII. yüzyıldan itibaren Farsça söyleyen yazar ve risalecinin, sanatlı nesre karşı gösterdikleri aşırı yöneliş, Arapça müfredat ve terkiplerin Farsça’daki kullanımını yaygınlaştırdı. Bu iş, şairler nezdinde de az-çok yaygınlık kazandı. Bu yönelişin etkisiyle birlikte, birçok Arapça kelime ve kavram yerli yersiz edebiyat diline, oradan da İran’ın mahallî lehçelerine girmeye başladı.
Arap yazısının İran’da yaygınlaşması ve Pehlevî yazısının yerini alması, Arap dilinin Fars dili üzerindeki ve o yolla da İran lehçeleri üzerindeki etkisi için başlı başına büyük bir sebeptir. Zira bu yazının kabulüyle birlikte Arapça ve Farsça arasındaki her türlü sınır kalkmış oldu. Her tür öğrenimleri Arapça olan Farsça söyleyen şair, edip ve yazarlar, medresede öğrendikleri her şeyi hiçbir sınır ve şart kabul etmeksizin kendi eserlerinde kullanmakta ve bu yolla da eserlerini Arapça müfredat ve terkiplerle süslemekteydiler.