Çarsamba 8 Şubat 2012 - 15:50

الأربعاء ١٦ ربيع الأول ١٤٣٣

چهارشنبه ۱۹ بهمن ۱۳۹۰ - ۱۷:۲۰

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

Aklî (zihnî, felsefî) bilimlerden ya da “Ulûm-i evâyil/ilk bilimler”den amaç akletme ve is­tidlal ile bağlantılı olan tüm bilimlerdir. Bunlar felsefe, usul ve “ilahî”, “ta­biî”, matematik” ve “Ahlâk ya da amelî hikmet” olan dört bi­limin her birinin ay­rıntısı ve onların başlangıçları yani kendisi bir mukad­dime ve sekiz bölümden oluşan mantık biliminden oluşmaktadır.

İslâm’ın siyasî ve toplumsal yönetiminin Araplarda olduğu Emevî dö­nemi­nin sonuna kadar bu bilimlerle uğraşmak mümkün ol­madı. Zira Arap ka­vimleri­nin, çöl yapısı, cehalet ve bilgisizlikleri nedeniyle bi­limin üstün­lük­lerinden ve fay­dalarından bir haberleri yoktu. Bilimle uğraşmak, yal­nızca medeniyet ala­nında ilerlemiş, yaratılış sırlarının idrakine varmış ve tabia­tın sırlarını keşfetmiş mil­letlerin işiydi. O es­nada İslâm döneminin baş­langıcındaki bir küsur yüzyıllık sü­reç içinde Araplar, saldırı ve zaferle­riyle sevinç duymakta, manevî ve bilimsel iş­lere yönelme fırsatı kendileri için doğmuş değildi. Bundan dolayı II/VIII. yüzyıl ortalarına kadar bi­lim­lerle tanışma yolunda bir şey yapmamakla kalma­dılar, mağlup millet­lerin bazı bilimsel merkez­lerine ve kütüphanelerine zarar bile ver­diler.

Bilimsel merkezler, İslâm’dan ve Müslümanların fetih yüzyıl­la­rından önce tamamen eskiden beri tarihi özel sebepler pe­şinde olan ve medeni ilerlemeler neticesinde ya da bazen Hıristiyanlı­ğın yayıl­ması gibi dinî akımlar neticesinde aklî bilimlerle uğraşan ve bu alanlarda önemli yük­selmeler elde eden milletlerin elindeydi. 

İslâm dininin yayılmakta olduğu zaman Mısır’dan Hindistan’a kadar birkaç merkez, bilimsel faaliyetlerle uğraşmaktaydı. Ünlü İs­kende­riye bi­limler merkezi, Bizans, İzmir, Fırat’ın Roha (Urfa) ve Kinnasrîn gibi üst sahillerdeki şehirleri; Doğu Roma İmparatorluğu havzasındaki Har­ran, Sâsânî şehinşâhlığındaki Nu­saybin, Tisfun, Sulukiye, Gundîşâpûr, Reyşehr (Riv Erdeşîr), Merv vb. önemli bilim merkezleri bunlardan birka­çıdır. Bu merkezlerde Yunan, Süryanî, Pehlevî, Nabatî ve Hint dilleri bi­limsel dil olarak okutuluyor ve yarar­lanılıyordu. Bunların tümünde çe­şitli aklî bilimler, özellikle tabiî hik­met, matematik ve bun­lara bağlı tüm dallar ve Aristo mantığı revaçta idi. Buralarda hem eski bölgesel bilgiler­den hem de Yunan alimlerinin bilimsel eserlerinden ya­rarlanılıyordu. Bu merkez­lerden bazıları özel bilimlerde büyük bir ün elde etmiş olup birer eğitim-öğretim merkezi haline gelmişlerdi. Örneğin Harran, matema­tik biliminin çok büyük bir merkezi idi. “Gundîşâpûr” şehri, ünlü hastanesiyle tıp ve Tabi‘iyât ala­nında büyük bir üne sahipti. Merv, Horâsân bölgesinde ma­tematik bi­limi ala­nında büyük bir merkez olup İranlıların ve Hintlile­rin Heyet, astro­nomi ve ma­tematikte ilerlemiş bilgilerinin öğrenme yeri olup bilindiği üzere, İran’ın İslâmî döneminde matematik biliminin iler­leme­sinde çok güçlü bir etkiye sahip ol­muştur. Tüm bu merkezler, ister İs­lâm’ın ya­yıldığı zamanlarda olsun ister Raşid halifelerin ve Emevîlerin çevrele­rindeki böl­gelerde kendi fetihleriyle uğraştıkları dönemlerde olsun kendi mesailerini bilim yolunda devam ettirmiş olup yeni fa­tihlerin yı­kımlarına bir önem vermemiş, bilimsel dilleri yine Yunanca, Suryanice, Pehlevîce, Hintçe ve Nabatça idi. Bilim işiyle uğraşanlar, o merkez­lerde kendi eski dinlerini es­kiden olduğu gibi bir tarzda devam ettiri­yorlardı.

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.