Yüce Allah son peygamberini gönderdiğinde, Arapça olan bazı kelimeleri halk arasında yaygın olan anlamlarının dışında bir anlamda kullandı. Örneğin Arapça'da mutlak dua ve yakarış anlamında olan "salât" kelimesini Resulullah (s.a.a), içinde özel birtakım okunuşları olan ve kıyam, rükû ve secde gibi belli başlı hareketleri içeren özel bir ibadet eylemi için kullandı; Araplar bu kelimeyi bu anlamda kullanmıyorlardı. Bu yeni adlandırmaya "şer'î ıstılah" veya "İslâm'ın adlandırması" denir. Bu bazen bir kelimenin lügat anlamının değişmesi şeklinde olmuştur, "salât" kelimesi gibi; bazen de Şâri'in, yani kanun koyucunun yepyeni bir kelimeyi yeni bir anlam için kullanması şeklinde olmuştur, "er-Rahmân" kelimesinin yüce Allah'a sıfat olarak kullanılması gibi. Elbette bu gibi ıstılahlar, söz konusu kelimenin halk arasında bilinen anlamda Kur'ân'da veya Resulullah'ın (s.a.a) hadislerinde kullanılması durumunda şer'îdirler. Bunun dışında, şer'î bir ıstılah olamazlar. Dolayısıyla şer'î ıstılahı şöyle tanımlayabiliriz: Şer'î ıstılah, Şâri'in, yani kanun koyucunun (yüce Allah'ın) özel bir anlamda kullandığı ve Resulullah'ın da (s.a.a) İslâm ümmetine bunu ulaştırdığı kelimedir. |