İslâm devleti, Muhammed b. Abdullah b. Abdulmuttalib’in (s) M. 611 yılında peygamberlikle görevlendirilmesi ve M. 622 yılında (hicretin ilk yılı) Mekke’den Medine’ye hicretiyle başladı ve büyük bir hızla “Raşid Halifeler” döneminde ve “Emevî Halifeleri” döneminde büyük bir dünya devleti haline dönüştü. Müslümanlarca Endülüs olarak adlandırılan İberî yarımadasından Hint yarımadasına ve Orta Asya dolaylarına kadar geniş bir toprağı egemenliği altına aldı.
Bu kargaşa içinde yıkılma ve yerle bir olma ile karşı karşıya bulunan Sâsânî şehinşâhlığı, İslâm ordularının Kadîsiye (14/635), Celûlâ (16/637) ve Nihâvend’deki (21/642) üç büyük fetih ve peş peşe gelen diğer fetih ve ilerlemeleriyle yıkıldı. Böylece İran toprakları da İslâm devletinin fethettiği ülkeler arsasına girmiş oldu.
21/642 yılından (Fethu’l-Futûh olarak bilinen Nihâvend fethi) Yakûb-i Leys-i Saffârî’nin Sistân’da bağımsız emirlik ilan ettiği 248/862 yılına kadar, yani 227 yılı aşkın bir süre içinde, İran vilayetlerinin her birinin hakim ve valisi, halifelerin emriyle belirlenmekteydi.