Bu dönem İran mahallî lehçelerinden genellikle tarihi olaylar ile bağlantılı olarak zikredilen bir kısım şiirler bize kadar ulaşmıştır. Bu şiirlerin tümü hece (Seylâbî) vezninde, bazıları da eksik ve zaman zaman tam kafiye şeklindeydi. Tüm bunlar, İran’ın eski hece şiirlerinin git gide aruz vezinlerine yakın olan yeni hece vezinlerine dönüştüğü gerçeğini göstermektedir. Bu şekil, III/IX. yüzyılın ikinci yarısında Farsça şiir söyleyen şairlerin eserlerinde görülen bir şekle gelmiştir.
Bu şiirler arasından hepsinden en önemlisi, altı heceli kafiyeli mısralardan oluşmuş olan ve büyük bir ihtimalle Sâsânîlerin son dönemlerine veya en azından İslâmî dönemin başlarında söylenmiş olduğu anlaşılan Sistan’ın Ateşkede-i Kurkuyi şarkısıdır. Bu şarkı, nisbeten yeni Derî lehçesiyle, yani Sâsânîler dönemi Derî dili ile edebî Derî arasındaki dönemde yazılmıştır.
Bu güzel ve dikkate değer şarkı dışında o döneme ait mahallî hece vezninde yazılmış başka şiirlerde elde mevcut olup bu örnekleri burada zikretmenin gereği yoktur. Ebu’l-Yanbagî Abbâs b. Turhan’ın Semerkand’ın yağmalanması üzerine duyduğu üzüntüsünü konu alan altı heceli, kafiyeli şiiri de dikkate değerdir. İbn Hordadbeh, bu şiiri Kitâbu’l-Mesâlik ve’l-Memâlik’te nakletmiştir.
Bu iki şiir ve başka mahallî kıtalar dışında İran’ın o dönemdeki mahallî şiir ve şarkılarının çeşitli bölgelerde var olduğuna dair işaretler de elde mevcuttur. Örneğin, Târîh-i Buhârâ’da nakledilmiş olan ve Arap komutanı Sa’îd b. Osman’ın Buhârâ melikesine aşık olması ve bu olayın Buhârâ diliyle halk arasında şarkı halinde söylenmesine yönelik bilgiler; ya da Maverâunnehir’de “Sûg-i Siyâvuşân” adıyla yaygın olan birkaç kez tarih kitaplarında kendisine işaret edilen şarkılar, ya da İbn İsfendiyâr’ın Târîh-i Taberistân adlı eserinde IV/X. yüzyıl başlarında yaşamış olan “Ustâd Alî Pîrûze” ve “Dîvâre Vez” lakaplı “Meste Merd” ve “İspehbud Merzbân b. Rustem b. Şervîn”e yönelik yapılan işaretler, ayrıca eski dönemlerden beri İran’da yaygın olan ve günümüzde de devamı olan Fars edebiyatı kitaplarında bunlara ait örneklere yer verilen “Fehleviyat”ın yaygın olması yönündeki işaretler bunun bir göstergesidir.