Söz konusu ettiğimiz dönem, ilimlerin tekamül ve yaygınlık bulması, büyük alimlerin ortaya çıkması, düşüncelerin çeşitliliği ve değişik bilim dallarındaki temel eserlerin çokluğu açısından İran’ın İslâmî medeniyet dönemlerinin en önemli devresidir. Bu dönemde İran’ın her yanındaki araştırma merkezlerinin, kütüphane ve medreselerin sayısı çok fazla olup padişahların, emirlerin, vezirlerin ve yerleşik hanedanların ilim ehlini teşvik etmesi ve onların eğitim ve telife aşırı derecede eğilim duymaları, övgüye ve dikkate değerdir. İranlıların bu dönemdeki hizmetleri, önceki dönemde ilimlerin ilerlemesi yönünde yapmış oldukları hizmetlerin devamıdır. M. XIX. ve XX. yüzyıl doğu bilimcileri, ya bilmezlikten ve bilgisizlikten ya da belirli amaç ve nedenlerden dolayı tüm bu hizmetleri, “Arap”ların hesabına yazmış ve Fars, Huzistân, Rey, İsfahân, Horâsân, Semerkand, Harezm, Gurgân ve İran’ın diğer bölgelerinden, öz Arya ırkından çıkmış olan ve Sâsânî dönemi bilim teknolojisinden bilgi sahibi olan kimseleri, sadece yeniden diriltmiş oldukları bilimsel dilleri Arapça olması günahıyla Arap saymışlar ve bu yolda aşırıya gitmişler, hala da gitmektedirler.