Arap lügatinden bahsetmeyi öne almamızın sebebi, Kur'ân-ı Kerim'in Arapça nazil olmasıdır. Bugün kullandığımız kelimelerin çoğu, gerek İslâm'dan önce, gerekse İslâm'dan sonra bugün yaygın olan anlamlarında kullanılıyordu. "Ekl" ve "şurb" (yemek, içmek) veya "leyl" ve "nehar" (gece, gündüz) kelimeleri buna örnektir. Ama Arapça kelimeler arasında birçok anlamı olan kelimeler de vardır. İlk önceleri Arapça'da bir şeyden faydalanmak anlamına gelen, sonra Araplar arasında zahmetsiz olarak bir şeyi elde etme anlamında kullanılan ve daha sonra da İslâm'da ister zahmetle olsun, isterse zahmetsiz olsun, genel olarak bir şeyi elde etme anlamında kullanılan "ğunm" kelimesi buna örnektir. Yine bir kelimenin bir kabilede bir anlamda ve başka bir kabilede ise başka bir anlamda kullanıldığı da görülmüştür; "el-esleb" kelimesi gibi. Hicaz ahalisi bu kelimeyi taş anlamında, Temimîler ise toprak anlamında kullanırlar.[1] Uzağa gitmeyelim; günümüzde Irak ahalisi "mebsut" kelimesini "dayak yiyen kimse", Suriye ve Lübnan halkı ise "sevinçli kimse" anlamında kullanır! Dolayısıyla "el-esleb" kelimesi Temimîlerde bu anlama, Hicazlılarda ise o anlama gelir; nitekim "mebsut" kelimesi de böyledir.  |