Çarsamba 8 Şubat 2012 - 16:59

الأربعاء ١٦ ربيع الأول ١٤٣٣

چهارشنبه ۱۹ بهمن ۱۳۹۰ - ۱۸:۲۹

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       
     

 HİCR SURESİ

Mekkîdir, doksan dokuz  âyettir.

(Hasen'e  göre 87. âyetle 90 ve 91. âyetler Medenîdir.)

  Rahman ve Rahîm Allah Adıyla
     

1- Elif lâm râ, budur kitabın ve her şeyi açıklayan Kur'ân'ın âyetleri.
        2- Nice demler gelecek ki kâfirler, ne olur keşke biz de Müslüman olsaydık diyecekler.
        3- Bırak onları, yesinler, geçinsinler ve isteklere düşüp oyalansınlar, yakında  bilecekler.
        4- Ve biz hiçbir şehri helâk etmedik ki helâk edeceğimiz zaman, malûm ve mukadder  olmasın.
        5- Hiçbir ümmet, ne helâk edileceği zamânı mukadder vaktinden öne alabilir, ne de  onu geciktirebilir.
       
6- Ve derler  ki: Ey kendisine Kur’ân indirilen sen gerçekten de delisin.
        7- Gerçeklerdensen neden meleklerle gelmiyorsun bize?
        8- Biz melekleri, ancak hak ve gerçek olarak indiririz, indiririz ama o vakit de  mühlet vermeyiz, göz açtırmayız kâfirlere.
        9- Şüphe yok ki Kur'ân'ı biz indirdik ve şüphe yok ki onu mutlaka koruyacağız.
       
10- Andolsun  ki senden önce, evvelki ümmetlere de peygamberler göndermiştik.11- Hiçbir  peygamber göndermedik ki alay etmesinler onunla.
        12- Biz  böylece, Kur'ân'ı, yüreklerine kadar sokarız da.
        13- Gene  ona inanmazlar ve gerçekten, eskilerin yolu-yoradamı da böylece olup bitmiş,  onlar da bu yüzden azâba uğrayıp gitmiştir.
        14- Onlara  gökten bir kapı açsak da melekler, o kapıdan inip çıksalar.
        15- Bunu  görürler de gene ancak derler, gözlerimiz bağlandı bizim, hattâ büyülenmiş bir  topluluğuz biz.
        16- Andolsun  ki gökte burçlar halkettik ve göğü, seyredenlere bezedik.
         
17- Ve  onu, bütün taşlanmış Şeytanlardan koruduk.
          18- Ancak  hırsızlama bir şey duymaya kalkışan olursa onun da ardından apaçık görünen bir  ateş yalımıdır gönderdik.
          19- Yeryüzünü,  enine boyuna döşedik ve orada metîn dağlar yarattık ve oradan, taktîrimize göre,  her şeyi bitirdik.
         
20- Orada  sizin için de, sizin rızıklandırmadığınız mahlûkat için de geçim sebepleri  halkettik.
          21- Hiçbir  şey yoktur ki hazîneleri, katımızda olmasın ve biz onu ancak malûm bir miktarda  indiririz.
          22- Yüklü  rüzgârlar gönderdik de gökten yağmur yağdırdık, suya kandırdık sizi ve onu  koruyup saklayan siz değilsiniz.
          23- Ve  şüphe yok ki ancak biz diriltiriz, biz öldürürüz ve biziz her şeye vâris olan.
          24- Ve  andolsun ki önce geçip gidenlerinizi de biliriz, sonraya kalanlarınızı da.
          25- Ve  şüphe yok ki Rabbin, hepsini de haşreder; şüphe yok ki o, hüküm ve hikmet  sâhibidir ve her şeyi bilir.
          26- Andolsun  ki biz Âdem'i, kuru, kokmuş, şekil ve sûret verilmiş balçıktan yarattık.
          27- Şeytan'ıysa  daha önce, yakıp öldürücü bir harâreti olan ateşten yarattık.
          28- An  o zamanı ki Rabbin, meleklere demişti: Gerçekten de ben, kuru, kokmuş, şekil ve  sûret verilmiş balçıktan bir insan yaratacağım.                    [1]                   
          29- Onun  yaratılışını tamamlayıp kemâle getirerek ruhumdan ruh üfürünce derhal ona karşı  secdeye kapanın.
          30- Meleklerin  hepsi birden secde ettiler.
          31- Ancak  İblis secde etmedi, secde edenlere katılmaktan çekindi.                                       
          32- Ey  İblis dedi, sana ne oldu da secde edenlere katılmaktan çekindin?
          33- Kuru,  kokmuş, şekil ve sûret verilmiş balçıktan yarattığın insana dedi, ben secde  etmem.
          34- Çık  buradan dedi, şüphe yok ki taşlanmış, kovulmuşsun sen.
          35- Ve  gerçekten de din gününedek lânet sana.
          36- Rabbim  dedi, onların tekrar dirilecekleri günedek mühlet ver, yaşat beni.
          37- Şüphe  yok ki dedi, sen, mühlet verilmişlerdensin.
         
38- Malûm  vaktin gelip çatacağı günedek.                    [2]                   
          39- Rabbim  dedi, beni rahmetinden mahrûm ettiğin gibi bende kötülükleri, yeryüzünde onlara  bezeyecek, onları isyân ettirerek hepsini de rahmetinden mahrûm edeceğim.
          40- Ancak  ihlâsa sâhip edilmiş kulların müstesna.
          41- Tanrı,  işte bu yol dedi, dosdoğru bana varan yol.
          42- Şüphe  yok ki kullarıma hiçbir sûretle gücün yetmez, ancak sana uyan azgınlara yeter  senin gücün.
          43- Ve  şüphe yok ki onların hepsine de vaadedilen yer, cehennemdir.
          44- Orasının  yedi kapısı var, her kapıya da onlardan bir kısmı ayrılmıştır.                    [3]                   
          45- Şüphe  yok ki çekinenler, cennetlerde ve ırmak başlarındadır.
          46- Esenlikle  emîn olarak girin cennetlere.
          47- Gönüllerindeki  kîni, hasedi, tâ kökünden söküp attık onların, kardeşlerdir, birbirlerine karşı  tahtlar üstünde otururlar.
          48- Orada  ne bir yorgunluk duyarlar, ne de oradan çıkarılırlar.
          49- Haber  ver kullarıma, şüphe yok ki ben suçları örterim, rahîmim.
          50- Ve  şüphe yok ki azâbım da pek elemli bir azaptır.
          51- Onları,  İbrahîm'e gelen misâfirlerden de haberdâr et.
          52- Hani,  huzûruna girmişler de esenlik sana demişlerdi; o da, biz gerçekten de sizden  korkuyoruz demişti.
          53- Korkma  demişlerdi, biz sana, bilgi sâhibi bir erkek evlât müjdeliyoruz.
          54- İhtiyarlık  çağımda mı demişti, bana müjde veriyorsunuz? Neye istinâden müjde vermektesiniz  bana?
         
55- Sana  öyle bir müjde veriyoruz ki gerçektir bu, sakın ümîdini kesenlerden olma  demişlerdi.
          56- O  da Rabbinin rahmetinden demişti, ancak doğru yoldan sapanlardan başka kim ümit  keser?
          57- Ey  elçiler demişti, başka ne memûriyetiniz var?
          58- Biz  demişlerdi, şüphe yok ki mücrim bir topluluğa gönderildik.
          59- Ancak  Lût ve soyu müstesna; onların hepsini de mutlaka kurtaracağız.
          60- Yalnız  karısını kurtarmayacağız, onun, helâk olanlarla berâber şehirde kalmasını  takdîr ettik.
          61- Elçiler  Lût âilesine geldikleri zaman.
          62- O,  siz dedi tanınmamış kimselersiniz.
          63- Onlar,  biz dediler, onların şüphe ettikleri şeyi getirdik.
          64- O  gerçek haberle geldik sana ve biz doğru sözlüyüz.
          65- Gece  yarısından sonra âileni yola çıkar, sen de artlarına düş, hiçbiriniz arkanıza  bakmayın, emrolunacak yere geçin-gidin.
          66- Ve  bu işi ona vahyettik de hiç şüphe yok ki dedik, sabah çağı bunların kökleri  kesilir.
          67- Şehir  halkı, birbirlerini müjdeleyerek misâfirlerin yanına geldi.
          68- Lût,  bunlar benim konuklarım dedi, onlara karşı utandırmayın beni.
          69- Allah'tan  çekinin de mahzûn etmeyin beni.
         
70- Seni  konuk kabûl etmekten menetmedik miydi dediler.
         
71- Lût,  evlenecekseniz işte kızlarım, onları alın dedi.
          72- Ömrün  hakkı için onlar, gafletten âdeta sarhoştular, gaflet içinde şaşkın bir  haldeydiler.
          73- Güneş  doğduktan sonra onları bir bağırış, helâk ediverdi.
          74- Ülkelerinin  altını üstüne getirdik, üstlerine balçıktan meydana gelmiş taşlar yağdırdık.
          75- Şüphe  yok ki bunda düşünenlere ibretler var.
          76- Ve  şüphe yok ki o şehir, hâlâ herkesin yol uğrağı olan bir yerde.
          77- Şüphe  yok ki bunda, inananlar için bir delil var.
          78- Ashâbı  Eyke de gerçekten zâlimdi.                    [4]                   
          79- Öcaldık  onlardan; iki şehir de apaçık görünmede, yol uğrağında hâlâ.
          80- Ashab-ı  Hicr de peygamberini inkâr etti.                    [5]                   
          81- Delillerimizi  göstermiştik onlara, fakat onlardan yüz çevirmişlerdi.
          82- Ve  evlerini dağlarda oyarlar, emin bir halde yaşarlardı.                    [6]                   
          83- Sabah  çağına erdikleri gibi bir bağırış yüzünden helâk olup gittiler.
          84- Kazandıkları  mal ve servet, azâbı defedemedi onlardan
         
85- Ve  biz, gökleri ve yeryüzünü abes olarak halketmedik ve kıyâmet, mutlaka  gelecektir, aldırış bile etme, bir hoşça vaz geç onlardan şimdilik.
          86- Şüphe  yok ki Rabbin, her şeyi yaratandır ve her şeyi bilir. 87
          -
Andolsun  ki biz sana, tekrarlanan yedi âyeti ve pek büyük olan Kur'ân'ı verdik.170
          88- Onlara  verdiğimiz mala, evlâda göz dikme, onlar için tasalanıp gam yeme, inananlara  karşı kanadını indir, onları koru, onlara karşı mütevâzı ol.
          89- Ve  de ki: Hiç şüphe yok ki ben, gerçekten de bir korkutucuyum.
          90- Nitekim  bölük-bölük olanlara da indirmiştik.
          91- Öyle  kişilerdi onlar ki Kurân'ı parça-parça ettiler; bir kısmına inandılar da bir  kısmına inanmadılar.
          92- Andolsun  Rabbine ki onların hepsine soracağız.
          93- Yaptıkları  şeyleri.
          94- Artık  sen emredildiğin şeyi açıkla ve şirk koşanlardan yüz çevir.
          95- O alaycılara  karşı biz yeteriz sana.
          96- Onlar,  Allah'tan başka tanrılar da kabul etmişlerdir; yakında bilip anlayacaklar.
         
97- Ve  andolsun biliriz ki şüphe yok, söyledikleri sözlerden yüreğin sıkılır.
          98- Artık  Rabbine hamdederek tenzîh et ve secde edenlerden ol.
          99- Ve  ölüm gelip çatıncaya dek Rabbine ibâdet et.                                     

       
         

[1] ) 27.  Metinde "Cân" diye geçer. Cân, Hasen ve Katâde'ye ve birçok  müfessirlere göre Şeytandır. Cin taifesinin babasıdır diyenler de vardır. Bu  kavil İbn-i Abbas'tan rivâyet edilmiştir. Cân, İblis'in soyudur diyenler de  olmuştur.
[2] ) Surun ilk  üfürüleceği vaktedek.
[3]  ) Mücâhid,  İkrime ve sairenin rivâyetlerine göre cehennem tabakaları birbirinin üstündedir  ve yedi tanedir. (Devamı, sonnot No:31)
[4] ) Eyke  ormanlık anlamına gelir. Ashab-ı Eyke, Şuayb Peygamberin gönderildiği kavimdir.
[5]  ) Sâlih  Peygamberin kavmi olan Semûd kavmi. Hicr, Şam civarında bir yerin adıdır.
[6] ) Tekrarlanan yedi âyet, 1. sûre olan  Fâtiha'dır. Hz. Ali (a.s), İbn-i Abbas... (Devamı, sonnot No:32)        

   

Total Visit: 273
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.